Süper Lig’in ikinci yarısına Yeni Malatyaspor cafcaflı bir galibiyetle başladı.
Öylesine sıradan bir lig maçı değildi.
Bir mesaj, bir racon kesmeydi.
Rakipleri o mesajı aldı ama seyircisi alamadı, fark edemedi.
Sadık, Boutaib, Munıri ayrılmış, Adem Büyük, Guilherme, Yiğithan Güveli ve Mustafa Akbaş gibi oyuna direk etki edebilecek olan birçok isim yoktu.
Bu haliyle bir başka takımda tüm düzen değişirdi ama Malatyaspor’da değişmedi.
Oyun felsefesinden, disiplininden hiç kopmadı.
Oyun üstünlüğü maç boyunca Göztepe de gözükse de topu olumlu kullanma, koşu mesafeleri, yardımlaşma, sorumluluk alma ve takım olgusu adına her şey çok iyiydi.
Atılan gollerden çok hazırlanışı üzerine tez yazılır.
Gollerin rakiplerle falan bir ilgisi yok. Tamamı Türkiye’nin yetiştirdiği çağdaş futbol anlayışının yeni nesil temsilcisi Erol Bulut ile ilgilidir.
Türkiye’de bazı tabuları yıkıyor.
Topa çok sahip olmak iyi futbol oynuyorsun anlamına gelmediği gibi çok pas yapmak da sizi iyi göstermez.
Doğru koşu, topa doğru yerde sahip olma etkinliği, topsuz oyun varyasyonlarını oynayabilmek her takımın yapamadığı özel bir durumdur.
Futbolu isimlerle değil, takımdaşlık olgusuyla oynuyor.
Maç öncesi iki takımın esame listesine bakın güç farklılığını anlarsınız derim ama futbolu çok bilseydiniz maça gelirdiniz.
Israrla yazmış ve çizmiştim Malatyaspor’un taraftarı yok.
Seven seyircisi de o kadar işte.