Bizleri bir bereket ve rahmet ayıyla daha buluşturan Allah’a şükür olsun diyerek başlamak istiyorum..

Bu ayla beraber artan maneviyat hissimizin yanında bir de azalan bir duygumuz var maalesef: Tahammül..

Tuttuğumuz oruçlarımıza dahi bulaşan tahammülsüzlüğümüz. Kimine göre, sigara içemediğinden, kimine göre çaysızlıktan, kimine göre de açlığa dayanamadığı için oluştuğu iddia edilen bu duygu, küçücük basit durumlar karşısında dahi bizi öfkemize yenik düşürebiliyor.

İnsanların birbirlerine en ihtiyacı olduğu şu zaman da şu çağda, birbirimize öfke, tahammülsüzlük, imtihan olmayı başarabilmek ne acı. Oysa bir şeyleri olmak lazım insanların duası, sırdaşı, dostu, kıymetlisi marifet bunları olabilmektir..

Etrafımızdaki her şeyin kötülüğünden dem vuruyoruz ama kendimizi düzeltmek için çok da çabalamıyoruz.. Bu güzel aya kavuştuk diye ibadetler ediyoruz bir yandan da her zamankinden çok daha fazla tahammülsüzleşiyoruz.

Bu mübarek ayda herkes daha hassas ve daha duyarlı davranmaya çalışıyordur mutlaka.. Ama şu da bir gerçek ki bazı durumlarda da çok başarılı olamıyoruz. Sonrasında bir bakıyoruz telafisi mümkün olmayan duygularla hırpalanmışız.

Kimi yerde başlangıç kimi yerde sonumuzdur tahammülümüz. Tahammül edemediklerimiz ise; ya en çok tahammül ettiklerimiz ya da etmek istediklerimizdir genelde.

Kelime anlamı sabretmek, katlanmak olan bu duygunun tek yolu saygıdan geçer. Neşe, huzur, ilgi, gurur gibi tüm duyguların davranışların en kıymetlisi olan saygı..

Kendimize ve karşımızdakine ne kadarsa saygımız tamda o kadardır tahammülümüz.. Saygıyla başlar saygısızlıkla da biter tahammül. Ve maalesef tahammülsüzlük ne mübarek ay tanır ne de kalp kırmaktan haberdardır..

Yapılan tüm ibadetlerinizin kabul olması, saygıyla kalmanız dileği ile..