Asrın felaketi olarak literatüre geçen 6 Şubat depremlerinin ardından yeniden inşa sürecine giren Malatya’da, şehrin tarihi ve kültürel hafızası niteliğindeki Söğütlü Camii projesinde yaşanan 1,5 metrelik kot farkı kriz oluşturdu. Çevredeki ticari dükkanların basamaksız (düz ayak) yapılması amacıyla caminin yol seviyesinin yaklaşık 1,5 metre altında bırakılacak olması, kentte büyük bir tepki dalgasına yol açtı. BUSABAH TV’de yayımlanan Bakış Açısı programında konuşan Malatya Gazeteciler ve Televizyoncular Cemiyeti (MGTC) Başkanı Mehmet Aydın, projeyi sert sözlerle eleştirerek ortada bütüncül bir planlama olmadığını, caminin adeta çukura mahkum edildiğini belirtti ve “Kardeşim bakandan korkacağınıza Allah’tan korkun ya!” diyerek yerel yöneticilere ve siyasilere tepki gösterdi.
Sonmanşet gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un moderatörlüğünü üstlendiği "Bakış Açısı" programında, Malatya’nın yeni çarşı merkezindeki kot problemleri ve Söğütlü Camii’nin durumu masaya yatırıldı. Çevredeki dükkanların düz ayak yapılması adına tarihi caminin çukura indirilmesini ve bölgedeki yarım asırlık çınar ağaçlarının kesilecek olmasını "akıl tutulması" olarak niteleyen MGTC Başkanı Mehmet Aydın, kentin parça parça planlandığını vurguladı.

“DEMEK Kİ BİZ HİÇBİR ŞEYDEN DERS ALMAMIŞIZ”
Şehrin sahipsiz bırakıldığını ve plansızlığın faturasının Malatya halkına kesildiğini ifade eden Mehmet Aydın, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Demek ki biz hiçbir şeyden ders almamışız değil mi? Yani şimdi bir şehir, keşke olmasaydı... Çarşı, Fuzuli, Saray Mahallesi nice yerler... Bence bu işin en büyük sorunu neyi biliyor musun? Bir bütüncül şehir planlaması olmadı. Parça parça planladılar. Parça parça... İşte Söğütlü Cami için ne diyorlar? Fuzuli ile İnönü Caddesiyle aynı kotta. Saray Mahallesi'nde de farklı bir kotta. E birleşince kaçınılmaz olarak bir kod farkı oluşuyor. Demek ki parça parça planlamışlar. O legolar olur ya... Alırsın oraya koyarsın, bittiği zaman aslında her parça birbirini... Demek ki öyle bir mantık da yok. Gelişi güzel gerçekten. Bakın bu şehrin sahibi yok defaatle dedik. Sonra çıktı birileri 'Bu şehrin sahibi var' dedi. Ya arkadaşım ya bir kotu bile ayarlayamıyoruz ya!”
“9 DÜKKAN İÇİN CAMİ FEDA EDİLDİ”
Söğütlü Camii'nin kentin ortak hafızası olduğunu ancak Sivil Toplum Kuruluşlarının ve derneklerin bu süreçte sessiz kaldığını belirten Aydın, sadece 9 tane dükkan için caminin feda edildiğini söyleyerek şöyle devam etti:
“Bakın Söğütlü Cami’yi konuştuk burada değil mi? Mutlaka olması lazım, bu şehrin hafızası değil mi? Bugün Söğütlü Cami’nin olması lazım diyen STK'lar, dernekler, insanlar neredeler arkadaş; bakın çukur yaptılar. Sadece 9 tane dükkan, tamam mı? 9 tane dükkan 2-3 basamak atılmasın diye 1,5 metre alta mahkum ettiler Söğütlü Cami’yi. Ve orada 50-60 yıllık 10 tane de çınar ağacı kesilecek, bak bir de o var. Geçmişi hatırlayalım, yağmur yağdığı zaman aşırı, o Kuyumcular Çarşısı ne oluyordu? Su basıyordu değil mi? Evet, bugün aynısı Söğütlü Cami’ye olacak.”

“SÖĞÜTLÜ CAMİ HAFIZASINI BÖYLE Mİ KORUYACAĞIZ?”
Projenin arkasındaki temel motivasyonun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un "dükkanlar düz ayak olacak" talimatından kaynaklanan bir korku olduğunu iddia eden Aydın, eleştirilerini şu sözlerle sürdürdü:
"Bugün ne yaptılar? Söğütlü Cami, aldılar orayı trafiğe kapalı çarşıyla olan karşılıklı yerini kapatacaklar, orada bir meydan da olacak değil mi? O meydan ve Söğütlü Cami 1,5 metre altta kalacak. Ne için? 8-9 dükkan 2-3 basamak merdivenler çıkılmasın diye. Aslında o da değil, çok vahim... Murat Kurum demiş ki hiçbir dükkan merdivenli olmayacak, düz ayak. Sadece bakanın korkusundan... Kardeşim bakandan bu kadar korkuyorsunuz, niye bu farkı yapıyorsunuz? Kolayı ne? 1,5 metre yolu yükseltelim, cami de çukurda kalsın, ne olur ki! Hani camiye verdiğimiz değer? Hani ağaca verdiğimiz değer? Ya biz Söğütlü Cami hafızasını böyle mi koruyacağız?”
Mimarlar Odasının haklı uyarılarına siyasetçiler tarafından tepki gösterilmesini de eleştiren Aydın, kentteki istişare kültürünün tamamen yok olduğunu ve kurumların şahsi menfaat kapısına döndüğünü ifade etti:
“Bakın Mimarlar Odası karşı çıkıyor. Bazı siyasetçiler diyor ki 'Mimarlar Odası niye her şeye burnunu sokuyor?' Ya Mimarlar Odası futbolu mu konuşacak, anlamadım yani? Başında iyi bir kentsel tasarım koordinasyonu yapılsaydı var ya, bu şehirle ilgili bütün bu yapıları yaparken Sinem, bu sorunlarla karşılaşmazdık. Gelişi güzel yapmışlar. Niye biliyor musun? Vallahi bu toplumu kaale bile almıyorlar.”

“SEN SIFIRDAN BİR ŞEHİR YAPIYORSUN, ONU DA HATALI YAPIYORSUN”
Caminin çukurda kalması sebebiyle en büyük mağduriyeti yaşlı ve engelli vatandaşların yaşayacağına dikkat çeken Aydın, sözlerini sert itiraflarla tamamladı:
“Bu TOKİ'nin hazırladığına bir dönersek, orada çukurda olduğu için merdivenler yapıyorlar camiye değil mi? Ama camiye çoğunlukla kimler gider? yani bir gerçektir, yaşlılarımız gider. Bu yaşlı insanlar orada 5-6 basamak, 7 basamak inip geri çıkacaklar; sadece 9 tane ticari dükkan için bunu yapıyorlar. Çok çok enteresan, çok vahim. Yani camiden değerliymiş, bizim yeşillik ağaçlarımızdan, 50-60 yıllık ağaçlarımızdan değerliymiş. Siyasilerde bir ses var mı? Hayır şu ana kadar yok. Beton yığını bir meydan yapıyorsunuz tamam mı, onu da çukura yapıyorsunuz. Bir cami yapıyorsunuz şehrin hafızası diyorsunuz, onu da çukurun içine atıyorsunuz. Ne camiye saygınız var, ne insana saygınız var, ne o 60 yıllık, 50 yıllık ağaçlara saygınız var. Kim yapıyor ya bunları? Sen sıfırdan bir şehir yapıyorsun, onu da hatalı yapıyorsun arkadaş. Yarın bir yetkili geldi, bu cami sıfırdan yapıldı. Bakan Kurum da biliyor, yetkililer de biliyor. E geldi gördü ya kardeşim, Söğütlü Cami Söğütlü Cami diye bağıran siyasetçiler...
“KARDEŞİM BAKANDAN KORKACAĞINIZA ALLAH'TAN KORKUN”
Yağmur yağdığı zaman ya düşün insanlar namaz kılarken su basacak. Sadece 9 tane dükkan iki basamak, üç basamak merdivenle çıkılmasın diye. Ha bu mu yani değer? Kim yapıyor bu hesapları ya? Kim yapıyor kardeşim ya millete rağmen kim yapıyor? Biz yaptık oldu... Kardeşim bakandan korkacağınıza Allah'tan korkun ya!”

Programın moderatörü Sinem Hatun Davut ise yaşanan durumu "kelimelerin ve sözün bittiği yer" olarak tanımlayarak, kentteki istişare kültürünün kaybolmasının Malatya’ya çok ciddi zararlar verdiğini belirtti. Davut, sıfırdan inşa edilen bir şehirde bu denli büyük mantık hatalarının kabul edilemez olduğunu ifade ederek Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkililerinin bu duruma acilen müdahale etmesi gerektiği çağrısında bulundu.



