Bugün ‘sekülerleşme’ diye ifade edilen dünyevileşme olgusu ‘imanları’ tehdit ediyor.
Bugün ‘sekülerleşme’ diye ifade edilen dünyevileşme olgusu ‘imanları’ tehdit ediyor. Sekülerleşmekte dini ve Allah’ı bireysel ve sosyal hayatın dışına çıkarma tehlikesi söz konusudur.
İnsanoğlu adeta içinde Allah’ın olmadığı bir dünya kurmak istiyor ve orada her türlü yasaktan uzak nefsani ve şeytani duyguların egemen olduğu bir hayat arzulamaktadır. Bu mümkün müdür bilinmez ama dünyanın genel gidişatı o istikamettedir. Hiç bir kutsalı tanımayan, sadece nafsani lezzetleri önemseyen bir hayat tarzı. Alçaldıkça alçalan, hiçbir bir değere aldırış etmeyen, haya damarlarının tamamen çatladığı bir toplum.
Aslında Rabbimiz bizlere şehvetleri ve arzularına köle olanların toplumu bu anlamda saptırmak istediklerini, sadece kendilerinin sapmalarıyla kalmayacaklarını, kendilerine benzerler oluşturmak için gayret edeceklerini bizlere haber veriyor.
Şehvetleri peşinde koşanlar sizleri tam bir saıpıkla saptırmak istiyorlar. Nisa 27.
İlk önce haya, utanma perdesini yırtacaklar, özellikle bu konuda kadın üzerine yoğunlaşacaklar, onu yırttıktan sonra gerisi daha kolay olacaktır.
Peygamberimiz: Utanma duygusu kalktıktan sonra dilediğini yap artık ‘ diyor.
Yani insanı koruyan, kadını muhafaza eden utanma ve haya perdesidir onu kaldıran, onu tanımayan her şeyi yapamaya elverişlidir artık, hiçbir güç o genci o kızı tutamaz artık.
Şaka ve espri adı altında en mahrem ailevi konular sosyal medya mecralarında normalleştiriliyor.
Bunun bir adım sonrası ne kadar curufat ve pislik varsa artık toplumun kültürü ve hayat tarzı haline geliyor.
İnsanların ağızlarındaki küfürlere, şakalara bakın, hepsi sin kaflı !
Bu toplu bir günde buralara gelmedi.
Sapıklığın, çirkefin dibine kadar sizleri ve çocuklarınızı götürmek istiyorlar.
Bir defa günah işlemekle ya da işlettirmekle kalmayacaklar.
Günahın, çirkefin şehvetin ve sapıklığın, medyasını, sinemasını, tiyatrosunu ve bütün altyapısını kuracaklar hatta ve hatta bütün bunları koruyacak, güvence altına alacak, Allah’a daha kolay isyan edebilmek için uluslararası kanunlar yapacaklar ve bu yasaları bütün devletlere ‘kadını koruma’ özgürlükleri koruma’ ‘çocukları koruma’ gibi masum gibi görünen ama zehirli ve tamamen çirkef olan başlıklar üzerinden bütün herkese dayatacaklar. Karşı çıkanları, eleştirenleri yine kendi yasalarıyla cezalandıracak, yobaz ve aşırı dinci, tutucu, muamelesi yapacaklar.
Bu şekilde senin doğurduğun, bin bir çileyle büyüttüğün evlatlarını senden alacaklar ya da almaya çalışacaklar.
Senin kızının giyinişine sen karışamayacaksın, onlar karar verecekler.
Sen asla hiçbir ahlakı, değeri çocuklarına onların deyimiyle dayatamazsın.
Zaten onların oluşturdukları medya, tiktok ve diğer sanal ve yalan mecralar nasıl bir hayat tarzı yaşayacaklarını çoktan onların zihnine nakşetmiş olacaklar bu arada.
Kardeşlerim !
İnanın bütün bunları yazarken içim kan ağlıyor, yüreğim yanıyor ama böylesi bir gerçekle karşı karşıyayız.
Okula, Dersaneye, Üniversitesi’ye gönderdiğimiz çocuklarımıza dikkat edeceğiz, ortamlarına, arkadaş çevrelerine, şakalarına, giyim tarzlarına, kiminle oturup kalktıklarına.
Şunu unutmayalım ki Şeytan ve batıl ehli hiç bir zaman duramayacaklar.
Hak ve hidayet ehli de hiç durmamalı ve mücadelesini yapmalı.
Dünya böylesi bir yer, imtihan hep sürecek.
Rabbim bizleri ve neslimiz muhafaza eylesin.