Eğer bir insanda “umut” dediğimiz olguyu alırsak o insanın biyolojik anlamda olmasa da ölümü gerçekleşmiş demektir. Bizi hayatta tutan en önemli duygumuz umutlarımızdır. Hayat, sürekli bizle uğraşabilir ve çok engebeli yollar ile karşılaşabiliriz. Fakat, bu yollardan sadece bizim geçmediğimizi ve bu engebeli yollardan daha önce geçildiğini unutmamak lazımdır. Her derdin bir çaresi, her yolun bir çıkışı vardır.

Geçen gün gazetemize Malatya E Tipi Kapalı Cezaevi’nden bir mektup geldi. Mektup, 20 yaşında Hasan Çağlar isimli bir gençten geldi. Umudunu kaybetmek üzere olan bir mahkûmun mektubunu okudum. Daha 14 yaşında babasını kaybeden, 8 kardeşin en büyüğü olan bir gençten bahsediyorum. Yaptığı suçun farkında olan, pişman olan ve ailesine bakmak zorunda olan bir gençten bahsediyorum. Mektubu birazdan yazacağım ama bu mektubu okuyan ve vicdanı sızlayan yetkililere sesleniyorum: Bir avukat olabilirsiniz, bir hâkim veya bir emniyet mensubu hatta bu mektubu okuyan bir vali olabilirsiniz… Bir belediye başkanı veya herhangi bir kurumun başında olabilirsiniz. Ama ne olur bu mektubu okurken empati kurarak okuyunuz…

“SELAMUN ALEYKUM

Satırlarıma başlamadan önce size gönderdiğim bu mektubumu bir umut diyerek önce Allah’tan daha sonra belki tek umudum olan gazetenizde yayınlanırsa, büyüklerimiz sesime az da olsa kulak verirler diye düşünüyorum.

Ben 14 yaşındayken babam vefat etti, hunharca öldürdüler. 8 kardeşiz, en büyükleri benim ve şuan 20 yaşındayım. Yeni evlendim. Aileme tek bakan ben olduğum için şuan ailem dışarıda ne yiyiyor ne içiyor bilmiyorum.

Ben 14 yaşındayken kardeşlerime bakmak için en kolay yolu seçtim ve hırsızlık yaptım. İki yıla aşkın tutuklu olarak yattım. Daha sonra cezamı ertelediler.

Bu yıl Ocak ayında, terk edilmiş, yıkık ve etrafı harabe halde bulunan arazide odun parçaları bulunuyordu. Ben de onları eve getirme amacıyla orada bulunan odunları alıp evde yakacaktım. O esnada polisler gelip beni alıp karakola götürdüler. O arazi Türk Telekom’a aitmiş. Ben nereden bilecektim o arazinin Türk Telekom’a ait olduğunu. Herhangi bir tabela, levha yoktu.

Bu nedenle geçmişte ertelenmiş olan cezam yandı. Şuan Malatya e-tipi Kapalı Cezaevi’nde yatmaktayım. Sesimi duyuyorsanız bana çok yardımcı olursunuz. HASAN ÇAĞLAR”

Pişman ve ailesine bakmak zorunda kalmış, cezaevinde umudunu yitirmek üzere olan bir gencin mektubunu okudunuz. Ya bu çocuğun sesini duyacaksınız ya da kulaklarınızı kapatacaksınız.