Dün yerimiz yetmediği için Sayın Selahattin Sarıoğlu ile yaptığım söyleşinin devamını yayınlıyorum.

SORU: Yaklaşık bir buçuk yıldır Battalgazi İlçe Başkanlığı yapıyorsunuz. Aslına bakarsanız sizi, biz uzun süre siyasete devam edecekmişsiniz gibi gördük. 300 bin nüfuslu bir ilçenin CHP İlçe Başkanlığını yapıyordunuz ve istifa ettiniz. Bizdeki algı uzun soluklu gibiydi. İstifanız mevcut yönetime tepki anladığım kadarıyla. Bu tepkinin sonucunda davanız devam edecek mi?

CEVAP: Elbette ki devam edecek, davam devam edecektir. Ben öyle kenara çekildim gözükebilir ama yanlış anlaşılmasın, asla kenara çekilmedim. Bu çekilmenin amacı çok açık ve nettir. Ben o göreve geldim ki iyi çalışayım, şimdi eğer bu kafamı bozmalar yani dört-beş kez oldu yönetimden dalgalanmalar…

SORU: Yönetimden dalgalanmalar?

CEVAP: Ne bileyim mesela ben gazetelere ziyarete gittiğimde birisi kalkıp bana diyebiliyor ki, “Ya niye sen hep sağcı gazetelere gidiyorsun. Niye solcu gazetelere gitmiyorsun?”. Aynı şekilde bi tanesi de “Gerçek gazetesine niye gitmiyorsun ki?”. Ya kardeşim Gerçek gazetesi kapatılalı üç sene oldu, diyorum…

SORU: Haberi yok!

CEVAP: Evet haberi yok!

SORU: Bu arkadaş il yönetiminde mi?

CEVAP: İlçe yönetiminde… Bu söylediğin gazeteyi kuran da biziz, köşe yazarlığını yapan da bendim, dedim. İşte bu kişi basından haberi olmayan bir kişi, dışarıdan biri ona söylüyor. O da öyle konuşuyor. Bir değil, beş değil ki bu tür söylemler.

SORU: Bu tür söylemler çalışmanızı etkiliyor muydu?

CEVAP: Ben o şartlarda nasıl çalışacağım? Bunları aşıyorum aşıyorum… Eğer bunlar olmasaydı, iddia ediyorum, gerek referandum öncesinde gerek referandum sonrasında bu çalışmanın yirmi katını yapardım.

SORU: Gerçekten merak ediyorum; 300 bin nüfuslu bir ilçenin İlçe Başkanısınız ve istifa ettiniz. CHP Genel Merkezi’nden kimse sizi aramamış, en azından bir rapor dahi istenmedi mi? Sonuçta istifa etmenizin bir nedeni var. En azından yazılı bir ifade istenmedi mi?

CEVAP: Hayır istenmedi… Valla bilmiyorum, emeğe ne kadar değer veriliyor… Ben Ankara’daki toplantıda konuşmak istedim. İl ve ilçe başkanları toplantısında… Yazılı olarak bildirdim. Hiç söz verilmedi, sınırlamışlardı.

SORU: Sizi sevenlere buradan tam olarak ne demek istersiniz? Şu anki ruh halinizi merak ediyorum?

CEVAP: Siyasi çalışmalar sadece bir mevki ile bir makam ile sürdürülmez. Ben bir buçuk yıl önce bu göreve gelmiştim. Ondan önce Çağdaş Avukatlar Derneği Başkanıydım, Malatya Barosu Başkanıydım. Şu anda Türkiye Avukatlar Vakfı 2. Başkanıyım… Zaten bu göreve gelmeden önce Malatya’nın birçok sorununa el atmıştım.

SORU: Açık sormak istiyorum; ileride İl Başkanlığı veya milletvekilliği gibi durumları düşünmez misiniz?

CEVAP: Elbette ki düşünürüm. Ama bi şey olacağım diye yapmıyorum, asla… Biz milletimize vatanımıza borcumuzu ödemeye çalışıyoruz. Ama bu anlayışı, bu kısır siyaseti bırakmamız gerekiyor. Toplumu, milleti, ilini gözetmesi gerekiyor. Kendi koltuğuna dönük değil, dışa dönük bir amaç gütmesi gerekiyor. İdealli ve aşkla bakmak gerekiyor.

SORU: Sorularıma içtenlikle cevap verdiğiniz için teşekkür ederim. Söyleşimizi bitirirken son sözlerinizi almak isterim.

CEVAP: Ben de size teşekkür ederim. Cumhuriyet Halk Partisi’nin tabanı olan, oy veren ister Arguvanlı olsun, Hekimhanlı olsun, Paşaköşkülü olsun, diğer ilçelerimizden olsun… CHP’ye oy veren halkımızın yüzde yüz CHP’nin ilkelerine bağlı olduğunu düşünüyorum. Atatürk’ün kurduğu, Kuvayi Milliye ruhuna sahip olan, vatan millet aşkıyla dolu bu halka yürekten saygılıyım. Ama bu partiyi yönetenler maalesef bu halka layık düzeyde değil. Bu halkı istismar ediyorlar. Bu halkın duygularını boşa çıkarıyorlar. Bu insanlar da karşılıksız olarak oy veriyor, veriyor, veriyor ama hiçbir şeye yaramıyor. Kendisini bu halka borçlu hissedebilecek yöneticilerin gelmesi gerekiyor. İşte böyle bir aşk olunca herkesle bütünleşilir.