Şehitler için yazmak zor iştir. Gök kubbe bile onların göğe yükselmesiyle titrer iken şehitler için yazı yazmak ne kadar zordur. Vatan toprağına akan her damla kanlarının HAK huzurundaki değerini bilsek taşıyamazdık o ağırlığı.

El-Bab’ta iki şehit daha verdik. Suriye topraklarında şehit olan bu yüce erler bize şunu hatırlatıyor. Ülkemizin bekası için Türk askeri gerektiğinde dünyanın öbür ucunda dahi savaşacak kuvvet ve idraktadır.

Tarihsel bağlarımız olan Ortadoğu ve Müslüman devletlerin üzerimize tarihi olarak yüklediği misyon bizi harekete geçirmektedir. Bizim sömürgeci, çıkarcı batıyla aramızdaki fark şudur ki; onlar askeri harekatlarını, bir devleti, bir milleti sömürmek için yapar iken tarihte parçalanma pahasına hiçbir zaman sömürü yapmayan biz Osmanlı torunları ise askeri harekatlarımızı zulmü, zorbalığı, bir milletten uzaklaştırmak, sulhu sağlamak için yapıyoruz. Bizi vahşi batıdan ayıran, bu derin çizgidir.

Onlar bir ülkeye girer, fitne tohumlarını serperler. İç çatışmada bir birini kıran insanlara bakıp bıyık altında gülerler. Bu maksatladır ki onlar hiçbir zaman bizi anlayamayacak, biz de onlar gibi olmayacağız. Dinimizin, töremizin emri budur.

AK Parti iktidarı ile birlikte uykuda, iç savaş halinde katledilen bir millet uyandı. Tarihsel misyonu hemen benimsedik ve harekete geçtik. Fırat Kalkanı Harekatı ülkemize dışarıdan kurulan tuzakları bozma harekatıdır ve dahi Türk askerinin Suriye’de kurtardığı binlerce mazlum da cabası…

Biz bir toprağa girersek sinemize yapışmış Mevlana. Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre huzuru, barışı ekeriz. Her adımımızda ANADOLU analarının duası vardır. Bir Ortadoğu ve tüm dünyadaki mazlum Müslümanların gözü ay yıldızlı bayrağımızdadır. Kan rengi bayrağımızın gölgesinde HAK’ka uzanan mazlum duası ile her geçen gün zafer elde eden askerimizin bileğini kimse bükemez.

Tarih yazılmakta. Daha oğlu şehitlik şerbetini içmeden kapılar ardında ağlayarak bekleşen Anadolu anaları her zaman şehit verdiği halde yine de kınalar yakarak diğer oğullarını da vatan nöbetine davullu zurnalı, güle oynaya göndermişlerdir. Sanki şehitlik düğününün başlangıcı gibi İbrahimî bir teslimiyetle koç oğullarını vatana,HAK’ka kurban etmişlerdir. İşte bunu yazmak çok zor. Her canlının ölümü tattığı noktada ölümün bile yakalayamadığı bir mevkiye çıkmak ne güzeldir de onu yazmak çok zordur.

Bu ün ve yarınlarda da şehitlerimiz olacak. HZ İBRAHİM yürekli Anadolu ANNELERİALLAH(CC) için evlatlarını elleri kınalı yollayacaklar ve DEAŞ, PKK, FETÖ bilmem hangi soysuz örgütün ne planı olursa olsun bu ANADOLU analarınınHAK’ka olan teslimiyetini aşamayacak ve zelil olacaklardır.

Ben şahsımca birçok kez baskı gördüm yazmamam için. Bana ‘terörü çok aşağılıyorsun, yazma’ dediler. Bunu diyenler gözümde öyle küçüldü ki anlatamam.

Terör baskı yapsa anlarım, onların meziyeti bu. Bana yazma diyenler gözümde PKK, FETÖ’den farkı yok ama ben yazacağım çünkü şehitlerin kalemimde hakkı vardır. Onlar olmasaydı bana baskı yapanlar dahi hiç birimizin ne namusu ne de vatanı olurdu. Bu nasıl bir zihniyet anlamak mümkün değil. Buradan sesleniyorum: canımla, işimle tehdit etseler de vatan toprağına vurulup düşen her şehidi yazacağım yazabildiğim kadar inşallah…