Geçen gün seçim çalışması ile ilgili bir yazı yazmıştım. Ak Parti ile diğer partiler arasındaki temel farkları ve Ak Parti’nin seçim çalışmasında niye başarılı olduğunu anlatmaya çalışmıştım. Bugün haklı olduğumu daha iyi anlıyorum.

Ak Parti yönetimi tüm il teşkilatlarına “SEÇİM KILAVUZU” başlıklı bir kitapçık yollamış. 30 Mart yerel seçimleri aday ve parti çalışanlarının uyması gereken kuralları içeren bir seçim kılavuzu… 40 kuraldan oluşan kılavuz, kıyafetten kartvizite, afişlerden müziklere, seçmene dağıtılacak hediyelerden gelebilecek olası sorulara verilecek yanıtlara kadar, partinin ahenk ve bütünlüğünü sağlayacak temel kurallardan oluşuyor. Dikkatimi çeken bazı kuralları yazayım…

“Çok fazla mesaj ihtiva eden materyal kullanmayın. Ak Parti Genel Merkezi’nden gönderilecek dokümanları kullanın. Bunun dışında hiçbir Ak Parti adayı ve teşkilatı, kendi başına hazırladığı metin ya da sloganları kullanmamalı ve dağıtmamalıdır. Seçim kampanyamız ile ilgili konsept bütünlüğünün bozulmaması açısından bu konu büyük önem taşımaktadır.”

İçi boş sloganlar ve vaatlerde bulunmayın, diyor aslında Ak Parti genel merkezi. Devam edelim…

“Kampanyada kullanılacak fotoğraflar, Ak Parti kurumsal kimliğine uygun bir kadrajla, profesyonel fotoğrafçılar tarafından çekilmelidir. Ayrıca kampanyada kullanılacak fotoğraflarda aday ile Sn. Başbakanın fotoğraflarının birlikte kullanılma ihtimali olduğundan, adayın uygun renkte (koyu renk) bir takım elbise ve uygun renkli kravatlı fotoğrafının olması gerekmektedir.”

Diğer partilerin adaylarının, genel başkanlarıyla niye fotoğrafı yok, diye bir eleştiri getirmiştim. Adayın giyeceği elbiseyi dahi düşünen bir zihniyet var. Modern seçim kurallarının uygulanması bu olsa gerek. Diğer kurala bakalım…

“Kampanya süresince kullanılacak malzemeler estetik ve kolay algılanabilir olmalı. Çevreye zarar verebilecek plastik ve naylon gibi malzemeler yerine kâğıt ve bez gibi geri kazanılabilir maddeler kullanılacaktır. Görüntü, ses ve gürültü kirliliği yapılmayacaktır. Kısaca, Ak Parti çevreye duyarlı bir seçim kampanyası yürütecektir.”

Bu kural Malatya’da uygulanmıyor maalesef! Görüntü kirliliği de var, ses ve gürültü kirliliği de var. Bir kurala daha bakalım…

“Kampanya süresince seçilecek müziklerde ve anonslarda önceden belirlenmiş müzikler ve anonslar kampanya için kullanılırken, gürültü kirliliği oluşturmamaya özen gösterilmelidir. Okul, hastane, ibadethane vs. gibi yerlerin çevresinde müzik çalınmamasına ve anons yapılmamasına dikkat edilmelidir.”

Süper bir kural ama bu kuralın da uygulanmadığını gördüm.

Yürüyüş ile ilgili kural çok enteresan: “Yürüyüşe takım elbiseyle gitmeyin! Aktiviteye göre kıyafet giyin. Belediye başkan adayları, seçim alanlarına ve katılacakları aktivitelere göre kıyafet belirlemelidir. Bu aktiviteler sırasında ve propaganda süresi boyunca mevsim şartlarına uygun kıyafetler seçilmelidir.”

Sosyal Medya ile ilgili kural da bazı milletvekillerimizi zorlayacak gibi…

“Günümüzdeki iletişim mecralarının başında sosyal medya gelmektedir. Ancak sosyal medya manüplasyona açık olduğundan, adaylar sosyal ve dijital medya mecralarını kullanırken kılavuzdaki ilgili açıklamalara dikkat etmeli, seçmenle asla tartışmaya girmemelidir. Adaylar resmi hesaplardan güncel bilgileri seçmenle paylaşmalı, seçmenlerin sorularını cevapsız bırakmamalıdır.”

Adayın ne giyeceğinden ne söyleyeceğine, nasıl tweet atacağına varıncaya kadar en ince detayına kadar “kurumsal” bir hava çizmektedir Ak Parti. Bazı kuralları çok beğenmeme rağmen bazı kuralları hiç beğenmedim. Bir siyasi partiyi bir şirket gibi “kurumsallaştırma” ya pek sıcak bakmıyorum, çünkü tek tipleştirmeyi doğurur ve aslında Ak Parti de onu istiyor.

Bu kuralları buraya yazmamın tek bir nedeni var: Ak Parti, olaya çok hâkim ve sürekli seçim çalışması konusunda kendini geliştiriyor. Son bir örnek vereyim… Geçen hafta Recep Tayyip Erdoğan, daha önce Ak Parti’den milletvekili olmuş ama sonra aday göstermediği eski milletvekillerini Ankara’ya çağırdı ve aslında yardım istedi. 12 yıldır iktidar olan bir parti, seçmediği adayları kendisinden kopmaması için mücadele veriyorsa, gerisini siz düşünün!

O eski Ak Parti’li vekilleri izleyince aklıma yeniden CHP’li olan SARIGÜL geldi. Halen tartışılıyor. İç hesaplardan kurtulamayan partilerin dışarıdan pek haberi olmaz. Zaten dışarısı onları ilgilendirmez!