Çoktandır bu kadar güzel bir güne uyanmamıştım. Hem baharı gerçek manada yaşadık hem de seçim günleri bana ayrı bir güven verir.
Muhtemelen siz bu yazıyı okurken açılan sandık sayısından “evet-hayır” dağılımını öğrenmiş olacaksınız.
Çocukluğumdan beri seçim günlerini çok severim…
Birey olmanın, vatandaşlık duygusunun tavan yaptığı bir gündür benim için…
O günü neşe ile geçiririm.
Ailecek oyumuzu kullanmaya giderken altı yaşındaki kızımın “Baba bugün bayram mı” diye sormasına gülümsemiştim.
Çünkü aslında ülkeye karşı sorumluluğumuzun göstergesidir sandık başına gitmek.
Yeni neslin ülke ile ilgili pek de fikri olmadığını, umursamadığını görüyorum o yüzden her seçim günü çocuklarımla o sandığa benim ve eşimin kullandığı oy pusulasını sandığa atması için çocuklarıma attırıyorum.
Bir gün kendi iradeleri ile o zarflara tercih yapacaklar ve sandığa gitmemezlik yapmayacaklar.
TEKNOLOJİK SEÇİM GÜNÜ
Aslında bizim nesil işaret parmağının boyandığı ve en az iki hafta o etkili boyanın çıkmadığı seçimlerle büyüdük.
Sandıkta görevli arkadaşlardan bir tanesinin elinde mürekkep vardı; oy kullananı ifşa etmek için boyardı parmağımızı…
Şimdi ise akıllı uygulamalarımız var!
Bana göre seçimin ruhunu kaçıran uygulamalar.
Dün, yani seçim günü sosyal medyalarda verdiği oyun fotoğrafını çekmeyen yoktur herhalde…
O kadar çok paylaşım gördüm ki inanın hiç hoşuma gitmedi.
Belki de oyunun rengini belli etmek için yapıyorlar belki de sadece gönülden yapıyorlar.
Konumu gereği oyumun rengini ifşa etmeliyim, diyenler de olabilir ama inanın seçimin ruhuna ters.
Yaklaşık 1950’lerden beri gizli oy açık tasnif şeklindeki hareket tarzımız 2017’de çok değişti.
Sevgisini, bağlı olduğu durumu belirtmenin ne zararı var, diyenler olabilir amma…
Bu eğer kural haine gelirse ve insanlar oyunun rengini belli etmek zorunda kalırsa ya da istenirse seçim dediğimiz kavramı tartışmamız gerekir.
O sandığın başındaki ruh halin bellidir;
Bu ruh halini belki sevdiklerin bilebilir ama işin özüne baktığın zaman hür iradenle sadece senin olan kararı yansıtırsın. Ve kimsenin bilmesine gerek yoktur.
SONUÇ NE OLUR
Şu anda saat 16.58… Aslında bu son bölümü geç yazmayı düşünüyordum. Hatta Fatih Avcı’ya ve Türkan Yıldız’a söyledim, akşam 10’a kadar bekleyeceğim, diye…
Seçim sonucunu başka yazıya bırakmaya karar verdim, bu yazının ruhu kaçmasın.
Tüm içtenliğimle söylüyorum ki ne çıkarsa çıksın, milletin iradesine saygı duymak zorundayız.
Kararı beğenmeyebiliriz ama yaklaşık olarak 50 milyonun oy kullandığı bir seçimin sonucuna saygı duymak zorundayız.
Yoksa “demokrasi” kelimesi sadece ağızlarda dillenir.
Samimi olmayız.