Yazdığımda sizden de gayet olumlu tepkiler aldığım
‘spordaki garipliklerimiz’ başlıklı bir köşe yazısını daha kaleme almanın vaktidir diye düşündüm.
Ancak bu sefer ‘garipsemek’ yerine ‘şaşırmak’ kelimesini kullanacağım. Çünkü garipsemek kelimesinin okuyanda gerekli tesiri bırakmadığı kanaati oluştu bende. Baksanıza yanlışlar büyüyerek devam ediyor, o yanlışları yapana da yaptığı kar kalıyor.
Neyse fazla uzatmadan şaşırmaya başlayalım hep beraber…
-Her ortamda ‘bu takım küme düşer’ mealinde garip yorumlar yapıp, her seferinde olduğu gibi bu sefer de yanılan çokbilmişlerin sezon sonu gelmesine ve takımın küme düşme gibi bir derdinin olmamasına rağmen daha hala başı dik bir şekilde kasım kasım kasılarak ortalıkta yürümesine şaşırıyorum.
-Erol Bulut’u görevdeyken yere göğe sığdıramayan gittikten sonra ise ‘bakın ben söylemiştim, ben eleştirmiştim’ şeklinde yaklaşım göstererek tribünlere oynayan kurnazlara oldukça şaşırıyorum.
-Yeni Malatyaspor’un şu başarılı sürecinde bile maçlarına gelmeyip, lafa geldiğinde ise ben şöyle Malatyalıyım böyle Yeni Malatyasporluyum edasıyla mangalda kül bırakmayan sözde Malatyalılara fazlasıyla şaşırıyorum.
-Kulüp başkanı Adil Gevrek’e şahsi hesaplarından dolayı vizyonsuz, dar kafalı, cahil türünden hakaretlerle büyük ayıp edip, daha sonra ise hiçbir şey olmamış gibi ‘başarılı ama...’ ile başlayan cümlelerle aklınca hakkını teslim fırıldaklara çok şaşırıyorum.
- Ali Ravcı’yı sportif direktör iken etmediğini bırakmayan, takımın başına geçtikten ve 2 galibiyet aldıktan sonra ise ‘imparator’ ilan eden fırsatçılara gerçekten çok şaşırıyorum.
- Altyapıya verdiği yakını ya da çocuğunun yeteneksiz olduğu gerekçesiyle ‘bu çocuktan futbolcu olmaz’ denilerek gönderilmesini içine sindiremeyip, altyapı hocalarına etmediğini bırakmayan menfaatçilere oldukça şaşırıyorum.
-Yine altyapıdaki çocuğunu oynatsın diye hocasına yapmadık jest, etmedik güzellik bırakmayan sözüm ona bilinçli velilere çok şaşırıyorum.