Malatya'da 60 bininci konutun ihalesinin yapıldığına dikkat çeken AK Parti Malatya İl Başkanı Namık Gören, deprem sonrası ayağa kalkma sürecinin en zor aşamasının planlama aşaması olduğunu kaydetti. Malatya’da bu aşamanın sona erdiği ve ikinci aşama olan inşa aşamasına geçildiğini belirten Gören, “Plan, proje ve ihale hazır. Sadece inşa etmek kaldı. 1,5-2 yıl içerisinde büyük oranda bu iş bitmiş olur” dedi.
AK Parti Malatya İl Başkanı Namık Gören, deprem sonrası Malatya’da gerçekleştirilen çalışmalar ve vatandaşlar tarafından en çok merak konular arasında yer alan hibe ve desteklerin artırılması, yerinde dönüşüm ve mücbir sebep hakkında Malatya Sonmanşet gazetesine önemli açıklamalarda bulundu.
Siyasi hayatına Büyük Birlik Partisi’nde başladığını belirten Namık Gören, 2013 yılında Malatya'nın büyükşehir olmasıyla beraber kurulan 2 merkez ilçeden biri olan Yeşilyurt İlçe Teşkilatı'nda ilçe başkan yardımcısı olarak AK Parti teşkilatında görev aldığını kaydetti.
AK Parti'de siyasete başlayınca hangi görevlerde bulundunuz?
2013 yılında Yeşilyurt İlçe Teşkilatı'nda ilçe başkan yardımcısı olarak AK Parti'de siyasete başlamış olduk. Uzunca bir dönem hukukçu olmamın da etkisiyle sürekli teşkilatlarda seçim işlerinde çalıştım. Seçim işleri başkanlığı yaptım. Önce ilçe seçim işleri başkanlığı, ardından da 2018 yılında Sayın İhsan Koca'nın kurmuş olduğu il yönetim kurulunda da yine seçim işlerinden sorumlu il başkan yardımcısı olarak Malatya İl Teşkilatında göreve başladım. Ardından 2023 yılında genel seçimlerle birlikte Sayın İhsan Koca'nın milletvekili adayı olarak listeye alınmasıyla birlikte önce nisan ayında vekaleten il başkanı olarak görevlendirildim. Ardından da temmuz ayı itibariyle de asaleten il başkanı olarak göreve devam ettim. Bu 19 aylık süre içerisinde bir genel seçim, iki cumhurbaşkanlığı seçimi, bir yerel seçim ve bir de kongre süreci olmak üzere bir siyasi hareketin, siyasi partinin yapabileceği en zor ve en stresli dönemlerde Malatya'da AK Parti Teşkilatının başında bulundum. Öncelikle genel seçimde AK Parti’nin Malatya'da sandalye kaybedeceği noktasında yaygın bir kanaat vardı. Biz göreve başladığımız andan itibaren önce genel seçimlerle ilgili kendileri de birer depremzede olan teşkilat mensubu arkadaşlarımızla birlikte yoğun bir çalışma içerisine girdik. 718 mahallemiz var. Biz bu mahallelerimizin muhtarlarının tamamıyla bir görüşme yaptık. Merkezdeki mahallelerimizin muhtarlarıyla, mahalle başkanlarımızla, kısacası o süreç içerisinde çok yoğun bir tempoyla genel seçimler sürecinde ciddi bir hazırlık yaptık. Rabbim bizi önce milletimize, sonra Sayın Cumhurbaşkanımıza mahcup etmesin. Genel seçimlerde herkesin beklentisinin aksine Malatya Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki temsiliyet anlamında sandalye sayısında bir kayıp yaşamadı. 4 vekil çıkardık. Önceki dönem de 4 vekilimiz vardı. Oylarımız da göreceli bir takım düşüşler olsa da sandalye sayımızı muhafaza etmiş olduk. Cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 72’lere varan bir oy oranıyla Türkiye'de yine derece yaptık. Sayın Cumhurbaşkanımıza, milletimizin ciddi manada bir teveccühü olduğunu zaten sahalarda da görüyorduk.

“BATTALGAZİ BÖLGESİNDE BİR OY PATLAMASI YAŞADIĞINI GÖRDÜM”
Genel seçimlerde AK Parti, Malatya’da nasıl bir performans sergiledi?
6 Şubat tarihinde Malatya bir depremle birlikte yapı stokunun hemen hemen büyük bir bölümünü yüzde 30’una yakınını kaybetmişti. Öyle bir atmosferde, biz sahaya gittiğimizde vatandaşımızın bize söylediği şey genel itibariyle şu oluyordu, bu bir slogandır aslında ama vatandaşımız kendi sloganını kendi üretmişti, ‘Yaparsa Tayyip Erdoğan yapar, yaparsa AK Parti yapar’ deniliyordu. Vatandaşlarımızın Sayın Cumhurbaşkanımıza olan güven ve inancı seçimlerde ciddi manada elimizi rahatlattı. Depremle birlikte ciddi manada hasar görmüş bir kenttik. Ama vatandaşımız şuna kalben inanıyordu. Bu yükün, bu ağır yıkımın altından sadece ve sadece Sayın Cumhurbaşkanımızın kalkabileceğine yönelik ciddi bir inancı vardı ve bu inanç seçimlerde elimizi rahatlattı. Ayrıca kendileri de birer depremzede olan teşkilat mensuplarımız akşam geç saatlere kadar Malatya'ya gelen yardımları organize edip, ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza dağıtırken sabahları da sahada seçim çalışması yapıyorlardı. Gerçekten çok takdire şayan bir durumdu. Teşkilat mensuplarımızın tamamı bu anlamda ciddi manada bir teşekkürü hak ediyor. O dönemde genel merkezimizin deprem bölgelerine ciddi çıkartmaları oldu. Sadece depremin olduğu ilk bir aylık akut dönemde yaklaşık 450 mahalle ziyareti yapmışız. Bu bir seçim döneminde diğer siyasi partilerin ulaşamadıkları çalışma temposu ve tablosudur . Diğer partiler seçim döneminde bile bu kadar mahalleye dokunamazlar, gidemezler. Ama biz o dönemde sadece deprem temalı 450 mahalleye gitmişiz. Ardından genel seçimlerde Malatya kendinden beklendiği gibi 4 vekille temsiliyetini koruduğu gibi Cumhurbaşkanımızın oylarında da ciddi bir artış gözlemlendi. Hemen ardından yine aynı teşkilatımız ve bizler hızlıca Sayın Cumhurbaşkanımızın seçim gecesi yaptığı balkon konuşmasında, yerel seçimlerin startını verdi. Biz hızlıca hemen organize olduk ve yerel seçimlerde yapacağımız çalışmaları, aday belirleme sürecini, adayların tespiti noktasında genel merkezimizin elini rahatlatacak verileri toplamaya başladık. 2023 genel seçimleri bizim açımızdan yerel seçimlerin stratejisini belirlemek anlamında en büyük veri oldu. O dönemde genel seçimlerde Yeniden Refah Partisi, bazı illerde bir ivme yakalamış idi. Açıkçası o genel seçim sonuçlarını mahalle bazlı incelemek sureti ile yerel seçimlerle ilgili aday stratejimizi oluşturduk.
Genel seçimlerde alınan sonuçlar doğrultusunda yerel seçim stratejinizi nasıl belirlediniz?
Yukarıda belirttiğimiz üzere genel seçim sonuçlarını doğru okumak ve saha analizlerimizi doğru yapmış olmakla hem büyükşehirde hem 2 merkez ilçede hem de kırsal ilçelerimizde Malatya'yı seçim sonuçları itibariyle diğer illerden ayıran neticeler elde ettik. Yeniden Refah Partisi birçok ilde AK Parti'ye seçim kaybettirdi. Ama genel seçimlerde pik yaptığı Malatya'da bu muradına eremedi. İşte tam da burada bizim genel seçimleri doğru okumak suretiyle yerel seçimler stratejimizi, aday belirleme stratejimizi, doğru oluşturmamız vesile oldu. Bu değerlendirmeler sonucu en uygun adaylar tespit edildi. AK Parti Malatya Teşkilatı bugüne kadar Türkiye'de fesih yememiş nadir teşkilatlardan biri. Kurumsal kimliğini oluşturmuş, bu vesileyle de ne yapması gerektiğini, nerede durması gerektiğini çok net ve doğru bilen bir teşkilat. Bu teşkilat sayesinde AK Parti Malatya'da diğer bölgelerden ayrışmak suretiyle girdiği 18’inci seçimde de birinci parti olmayı başardı. Bu tabi en başta milletimizin Sayın Cumhurbaşkanımıza olan muhabbetinin sahaya yansımasıdır. AK Parti, gerek hükümeti gerek parti teşkilatları olarak 6 Şubat tarihinde yaşanan depremden sonra da gerçekten büyük bir imtihan vermiştir.

“AFAD’IMIZ GÜZEL BİR ORGANİZASYON YAPTI”
6 Şubat depremlerinde AK Parti Malatya İl Teşkilatı ne gibi çalışmalar yürüttü?
Merkezi hükümetinden tutun yerel aktörlerine, teşkilat mensuplarına kadar AK Parti burada gerçekten güzel bir sınav verdi. 6 Şubat izleri kolay kolay silinecek veya kolay atlatacağımız bir travma değil. Depremin sabahı herkesin abandone olduğu bir güne uyandık. Malatya’da bir yandan arama kurtarma çalışmaları devam ederken diğer taraftan iklim koşulları da göz önünde bulundurularak, barınma ihtiyacını karşılamak için ara çözüm mahiyetinde çadırlar oluşturuldu. Bu kapsamda 10 günlük zaman dilimi içerisinde Malatya'da 88 bin 650 çadır kuruldu. Konteynerler oluşturulacaktı ancak konteynerler oluşturulana kadar vatandaşın barınma ihtiyacının giderilmesi lazım. 88 bin 650 çadırın içerisinde sivil inisiyatifin kurduğu çadır sayısı 2 bin 100. Bu çadırlardan da sadece bin 100 tanesi CHP’li belediyeler tarafından kurulmuştur. O dönemde 11 büyükşehir, CHP’nin elindeydi ve Veli Ağbaba Malatyalı hemşehrimiz, Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkan Yardımcısıydı. Çok rahatlıkla 11 belediyenin en az birkaç tanesini Malatya özelinde organize edip, yaraların sarılmasında onlardan faydalanabilirdi. İzmir Güzelbahçe Belediyesi'nin 50’şer çadırdan oluşan toplamda 12 tane çadır alanı vardı. Biz 88 bin 650 çadır kurarak vatandaşlarımızın geçici barınmasını sağladık. Ardından çok yoğun bir şekilde vatandaşımızı Malatya'dan tahliye etmemiz gerekiyordu. Orada da AFAD’ımız güzel bir organizasyon yaptı. Yaklaşık 300 binin üzerinde vatandaşımız 3-5 gün içerisinde Malatya'dan tahliye edildi. Hemen ardından vatandaşımızın yeme-içme ihtiyacını gidermemiz gerekiyordu. Günlük 400 bin adetin üzerinde yemek dağıtımı gerçekleştirdik. Süreç nihayete erdiğinde 52 milyon adet yemek dağıtımı gerçekleştirmiştik. Bunu organize eden, yerden yere vurmaya çalıştıkları AFAD'ımızdı, Kızılay'ımızdı. Bu süreç içerisinde Cumhuriyet Halk Partisi'nden, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin kurduğu bir aşevi var, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin dağıttığı sadece ekmek vardı. Türkiye'nin en büyük belediyelerinin başındaki adamlar ki onların da başındaki genel başkan yardımcısı Malatyalı, Malatya'ya verdikleri fayda sadece birkaç aşevinden ibaret. Sonrasında hızlıca konteynerler oluşturmaya başladık. Biz o dönemde 63 farklı noktada 38 bin adet konteyner oluşturduk. Bunların tamamının altyapılarını o dönemde yardıma gelen belediyelerimiz yaptı. Genel merkezimiz, yerel yönetimlerden sorumlu genel başkanımız hemen bir organizasyon yaptı. Hangi belediye nerede, ne yapacak şeklinde bir çalışma yaptı ve gelen belediyelerimiz konteynerlerimizin altyapılarını oluşturdu. AFAD konteynerleri getirdi kurdu. Onlar altyapılarını oluşturdu. Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin Malatya'da kurduğu konteyner sayısı 237. Dolayısıyla biz 38 bin konteyner kurmuşuz. 120 bin vatandaşımızı bu konteynerlerde misafir ediyoruz. Türkiye'nin en büyük 11 şehrini yöneten belediyeler ve başındaki Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkan Yardımcısı Malatya’da sadece 237 konteyner kurdular. Bu dönemde de AK Parti bakanlarıyla, merkez hükümetiyle, yerel yöneticileriyle gerçekten güzel bir imtihan verdi ve bir taraftan yaralar sarılmaya çalışılırken diğer taraftan da 2 ay gibi kısa bir zamanda 423 bin bağımsız birimin tamamının hasar tespiti yapıldı. 27 Şubat'ta ikinci bir deprem olunca biz biraz geriden almak zorunda kaldık. Çünkü hasar tespitlerini sıfırladık tabiri caizse baştan aldık. Dolayısıyla 423 bin bağımsız birimin hasar tespiti yapıldı. 2021 yılında Almanya'nın bir eyaletinde sel felaketi meydana geldi, Alman Federal Devleti tam 8 ay boyunca hasar tespitini yapamadı. Bölgeye doğal gaz, elektrik veremedi, vatandaşı mağdur oldu. Ama biz 2 ay gibi kısa bir zaman içerisinde 423 bin bağımsız birimin tamamının hasar tespitini yaptık, bitirdik. Bütün bu çalışmalar sürdürülürken bir yandan nakdi yardımlar anlamında kira yardımları yaptık. Hane başı 10 bin lira destek verdik. 15 bin lira taşınma yardımları yaptık. Şu anda hala konteyner kentlerimizde elektrik, doğal gaz, su vesair hiçbir gideri vatandaşımıza yansıtmıyoruz. Bütün bu giderlerini karşılıyoruz.

“60 BİNE YAKIN BAĞIMSIZ BİRİMİN İHALESİNİ YAPTIK”
Depremlerin ardından Malatya’da koordinasyon süreci nasıl ilerledi?
An itibariyle konut anlamında 60 bine yakın bağımsız birimin ihalesini yaptık. Bunların birçoğunda da inşa faaliyetleri başladı. Dünyadaki süper güçlerin üstesinden gelemeyeceği afetin üstünden Sayın Cumhurbaşkanımızın riyasetinde AK Parti iktidarı geldi. Biz depremin o zorlu sürecinde, o zor dönemlerinde bir genel, iki cumhurbaşkanlığı ve bir yerel seçim olmak üzere 4 tane büyük seçim yaptık. Aynı zamanda deprem bölgeleriyle ilgili yapılması gereken her şey Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla yapıldı. Bugün ülkenin en büyük problemlerinden, en büyük sorunlarından biri güneyimizde cereyan eden hadiseler. Bölgeye yayılmaya yüz tutan ateş. Ama hala bugün Cumhurbaşkanımız, Bakanlar Kurulu toplantısı öncesinde bütün icracı bakanlarından önce deprem bölgeleriyle ilgili bir brifing alıyor. Depremin olduğu ilk anda sabahın erken saatlerinde Sayın Cumhurbaşkanımız bakanlarının tamamına talimatlandırdı. Bakanlarımız aynı gün sahadalardı. Saat 09.00’da Kültür ve Turizm Bakanımız ile dönemin Milli Eğitim Bakanı Malatya'ya geldi. İkinci depreme de valilik, vilayet binasında yakalandılar.
1998 yılında hiç unutmuyorum, Konya Selçuk Üniversitesi’nde öğrenciydim. Deprem oldu, arkadaşlarla ne yapabiliriz diye kalktık, bölgeye gittik. Gittiğimizde tesadüf Sayın Süleyman Demirel'in oraya ziyaretine denk geldik. 3’üncü günüydü, hiç unutmuyorum. Sayın Süleyman Demirel’in üzerinde yeşil bir takım elbise vardı. Döndü orada bulunan vatandaşlara, heyete ‘Devleti şikâyet etmeyin, devlet sizsiniz, devlet benim. Depremin üzerinden 72 saat geçmiş, işte Bayındırlık Bakanım benimle beraber bölgede’ demişti. 72 saat geçmiş, Bayındırlık Bakanı bölgeye intikal etmiş. Onunla övünüyordu. 6 Şubat’ta depremin olduğu günün sabahında 2 bakan Malatya'da hazır bulundular. Depremle ilgili koordinasyon yaptılar ve o koordinasyon toplantılarına temmuz ayına kadar günlük devam edildi. Ben o dönemde il başkanı değildim ama o toplantıların hepsine katıldım. O dönemde Malatya'da bulunan, ‘Sürekli sahada o vardı’ denilen zat, Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkan Yardımcısı, sadece bir kere katıldı. Onda da kendi Genel Başkanı gelmişti. O vesileyle o koordinasyona geldi. Dolayısıyla AK Parti'nin milletvekilleri, teşkilatları, yerel yöneticileri, merkezi hükümeti de, olabildiğince sahada vatandaşının yanında yer aldı. Dönemin milletvekillerinden Hakan Kahtalı, Ahmet Çakır, Bülent Tüfenkci, Öznur Hanım ikinci depreme valilik binasında yakalandılar. Orada ciddi bir tehlike atlattılar. O arkadaş yine yoktu. Halbuki bakanla beraber uçaktan inmiş. Malatya'ya ertesi günü gelmişti. Ben şimdi burada bunlardan bahsederken CHP ya da Genel Başkan Yardımcısı ile süreci kıyaslıyorum gibi addedilebilir ama ben sadece şunu ifade etmeye çalışıyorum, sanal alemde videoları sponsorlu yaymak vatandaşın gözüne sokmak suretiyle sahadaymış algısı vermek çok kirli, ucuz bir hesaptır ve bu hesap asla tutmaz. Gün gelir vatandaş sandığa gideceği zaman Anadolu irfanı dediğimiz şey devreye girer ve o mühendislik hesaplarının hiçbiri tutmaz.

Asrın felaketi olarak tabir edilen depremlerin ardından Malatya’da inşa ve ihya faaliyetlerinin yavaş ilerlediği ifade edildi, bu konu hakkında neler söylemek?
Malatya'da inşa faaliyetleri geriden takip ediliyor gibi bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. İşin açıkçası böyle bir geri kalmışlık kesinlikle söz konusu değildir. Sadece bir yöntem, metot farkı var. Diğer bazı illerimizde şehrin çeperlerinde müsait yerler tespit edilip hızlıca çok katlı konutlar yapılmaya başlandı. Ancak Malatya özelinde bizler ısrarla yerinde dönüşüm talebinde bulunduk bu vesileyle örneğin Maraş’ta sadece 4 rezerv alanı var iken Malatya’da 46 tane rezerv alan var. Maraş’ta bu 4 rezerv alanda toplamda 4 bin 900 bağımsız birim planlanırken Malatya’da 40 bin civarında bağımsız birim planlandı ve büyük bir kısmının ihalesi yapıldı, inşaya başlandı. Dolayısıyla metot farkından kaynaklı göreceli bir farklılık var ise de biz zor ama kıymetli olanı tercih ettik.
Hibe ve kredi desteklerinin artırılması talep ediliyor, bu konuda neler söylemek istersiniz?
Hibe ve kredi noktasında şunu belirtmek gerekir ki depremin hasarlarının giderilmesi noktasında işin 3 sac ayağı var. Biri şehrin çeperlerinde yapılan çok katlı TOKİ konutların yapılması biri rezerv alan uygulaması ile şehrin merkezinde yer alan yıkımın yoğunlukta bulunduğu yerlerin TOKİ marifeti ile yapılması bir üçüncüsü de vatandaşın desteklenme sureti ile yıkılmış yapısının yeniden inşasına destek olunması. Bu manada şehrin çeperlerindeki çok katlı yapı anlamında ciddi bir mesafe alındı. Yine rezerv alanı uygulamasında da aynı şekilde 46 rezerv alanı ile 40 bine yakın yapının inşası planlanıyor. Sürecin bir diğer ayağı olan vatandaşın kendisinin yapacağı yerinde dönüşüm noktasında sahada aksaklıkların devam ettiğini gözlemliyoruz. Bu vesileyle de açıkçası hibe ve kredi miktarlarının artırılması gerektiğini düşünüyoruz. Şu anda yaptığımız piyasa araştırmasına göre inşaat maliyetlerinin metrekare birim fiyatlarının 18 ila 20 bin TL civarında olduğunu görüyoruz. 150 metrekarelik evin maliyeti yaklaşık 3 milyon TL civarında. Dolayısıyla 1,5 milyon TL’lik hibe ve kredi vatandaşımızın yerinde dönüşüm talebini karşılar nitelikte değildir.

Bir yandan inşa ve ihya çalışmaları devam ederken Malatya’ya çok sayıda niteliksiz göç geldi, hükümet olarak bu noktada bir çalışmanız olacak mı?
Bu bir deprem gerçeği, tabiri caizse parası, imkanı olan deprem bölgesinden gitmek istiyor. Aynı şekilde niteliksiz göç alıyoruz. Ama verilen desteklerin artırılması ve yerinde dönüşümün hız kazanması bu niteliksiz göçün etkilerini azaltacaktır. Zaten yerinde dönüşümde ısrar etmemizin temel nedenlerinden biri de buydu. Malatya'nın demografik yapısının değişmesine müsaade etmemek. Malatya Türkiye'de karakteristik özellikleri olan nadir illerden biridir. Aynı zamanda kozmopolit yapısıyla da örnek şehirlerden biridir. Dolayısıyla Malatya'da bu demografik yapının bozulmaması bence sadece Malatya'nın problemi değil aynı zamanda bunun bir devlet politikası haline de gelmesi gerekir. Çünkü Malatya kilit bir noktadadır. Diğer bölgelerde rezerv alanı uygulamalarında bu kadar ağır davranılırken, Malatya özelinde buna bu kadar özen göstermeleri belki de bunun bir göstergesidir. Biz Malatya'nın kimliğinin, kimyasının, demografik yapısının bozulmaması gerektiği noktasında kesinlikle ve kesinlikle bir gayret içerisindeyiz. Şehrin çeperlerinde konut üretmekten ziyade şehri yerinde dönüştürmek gayretimiz de bunun en büyük tezahürüdür.
Malatya ne zaman ayağa kalkacak?
Japonya’da 1995 yılında bir deprem yaşandı, Kobe depremi. Japonya’nın karada yaşadığı tek depremdir. Kobe depreminden sonra Japon hükümeti tam 3,5 sene planlama yaptı. vatandaş 5,5 yıl konteynerlerde kaldı .Bizim yaşadığımız afet sıradan bir afet değil, 11 il, 120 ilçe, 7 binin üzerinde mahalle ve köy, 14 milyonun üzerinde insandan bahsediyoruz. Büyük bir yıkım yaşadık. Dolayısıyla bir süreç gerekiyor. Binlerce konut yapıyoruz. Şu anda Malatya'da 60 bininci konutun ihalesi yapılmış durumda. İş yerleri hariç. Bu sürecin en zor, en sıkıntılı kısmı bir kere planlamadır. Biz şu anda 60 bininci konutumuzun planlamasını yapmışız projesini çizmişiz. Şu an ikinci aşama olan inşa aşamasındayız. Plan hazır, proje hazır, ihale hazır, parası hazır. Sadece inşa etmek kaldı. 1,5-2 yıl içerisinde inşa kısmınıda bitirmeyi amaçlıyoruz.

Malatya’da uzun zamandır var olan çevreyolu altı ve çevreyolu üstü kavramı deprem sonrası yeniden inşa edilecek Malatya’da devam edecek mi?
Rezerv alanı uygulaması ile biz sadece depremin izlerini silmiyor aynı zamanda bir kentsel dönüşüm gerçekleştiriyoruz Kiltepe, Melekbaba, Taştepe ve Tandoğan'da gibi çevre yolunun altında birçok rezerv alanımız var. Bu anlarında ısrar etmemizin sebebi dezavantajlı bölgelerimizi bu vesileyle dönüştürmek .Ama bu sadece bizim gayretimizle olabilecek bir şey değil. Bu işin devlet ayağı ne kadar önemliyse vatandaş ayağı ondan daha önemli. Yeşilyurt Çırmıktı’da milyonlarca para harcanarak çok güzel nitelikli bir proje hazırlandı. Doğanyol’da yapılan çalışmayı kadim Yeşilyurt için de yapmayı hedefledik. Çok uğraştık, çok emek verdik. Ama bazı kimseler özellikle projeyi akamete uğratmak adına bir gayret içerisinde oldular .Dolayısıyla vatandaş destek olmadan bir şey yapmanız çok mümkün değil. En nihayetinde mülkiyet hukuku devreye giriyor . Bunun en canlı örneğini Pütürge’de yaşadık. Pütürge ve Doğanyol aynı depremde aynı yıkımla karşı karşıya kaldı. Doğanyol’da yıkıldı Pütürge'de yıkıldı. Doğanyol'da vatandaşı ikna etmek nasip oldu. Tüm Doğanyolu tabiri caizse Yıktık ve tekrar yeniden yaptık. Pütürge'de sadece bir kaç kişi kaldı bu arkadaşlarımızı ikna edemedik. Süreci Mahkemeye mahkemeye taşıdılar ve en nihayetinde süreç mahkeme neticeleninceye kadar beklemek zorunda kaldı ve daha yenilerde bitirdik kentsel dönüşümü . 2023 depremi yaşandığında Doğanyollu vatandaşlarımız sabahın o saatinde dışarı çıktılar bir etrafa baktılar. Ondan sonra tekrar evlerine dönüp uykularına devam ettiler. Yaşamlarına kaldıkları yerden devam ettiler.
Mücbir sebep ve 6. Bölge teşvikleri ile ilgili herhangi bir çalışmanız var mı?
6. Bölge teşviklerin devam etmesiyle ilgili bir sıkıntı yok. Ama mücbir sebeple ilgili Maliye Bakanlığımız nezdinde bir görüşme yaptık. O dönemde Maliye Bakanımız hemen hızlıca bakan yardımcısını sahaya gönderdi. Sahaya bir kulak verdi ve bu vesileyle de bu süreci bir 3 ay daha erteledi. Biz şimdi de ertelenmesi gerektiği kanaatindeyiz. Vatandaşımız bu noktada henüz yaralarını sarmış değil. Maliye Bakanımız da bu konuyla ilgili umduğumuz, beklediğimiz adımı atacaktır diye düşünüyorum.