Bursa maçında gördük ki takımda talan var, yalan var ve elde kalan var.

Gerçek olansa; Malatyaspor’u karanlık günler bekliyor. Yine gam yükünün kervanı geldi desem acele etmiş olur muyum acaba...

Kimse tarih yazmaya kalkmasın, tarih onları açılış maçında yazdı!

Hem de buruşuk sayfanın üzerine leke gibi Bursa rezaletini!

Rezaletin başlangıcı ilk 11 açıklandığında son haftaların formda ismi Eren’i kenarda görmemizle başladı aslında. Günün pozitif anlamda tek akılda kalanı Adem’in birkaç gün içinde takıma sağladığı katkıydı. Adam saçının telinden ayak tırnağına kadar futbolcu ama tek çiçekle bahar gelir mi?

-Bence gelmez!

İlk defa lig maçında sahne alan Diallo için ‘bu adama forma giydirmek Malatyaspor’u sırtından vurmanın karşılığıdır’ diye bir cümle kurmayı çok isterdim ama ben oynama emrini veren, Adil Gevrek ve menajer Murat kadar futbol ustası değilim!

Takımın rezil rüsva sebeplerini oluşturan diğer futbolculara gelince, ey süslü kramponlar, ey dibine ışık vermeyen isli mumun hayaletleri, ekmek parasını sizleri izlemek için bilete veren, tribündeki taraftara bakın da utanın. O sevginin kutsallığını hissedemiyorsanız çıkarın o formaları çıplak oynayın!

Geçen gün dostumun biri bana “Bu Cissokho iyi futbolcu seni utandıracak” dedi. “Birinin beni utandırması için önce utanma duygusu olmalı” diyerek karşılık verdim. Sonunda noktayı da koydum tabi. “Cissokho’yu bilerek bu takıma kazıklayan, malı götüren, başkanın baş tacı, aile dostu, şampiyonlukların mimarı, menajer Ersin” dedim.

Şimdi kazıklayanla kazıklanan yakın dostlar. Gerisini siz anlayın. Lafın tamamı çocuğa söylenir arif olan anlar.

Meselenin finaline gelirsek, bu takımda ayağa kalkıp suçu üzerine alacak adamlar lazım. Adil Gevrek denince eyyam yapanlar alttan alanlar değil!

Maç sonu taraftar isyanında haklı diyerek, pişkinlik yapan Adil Gevrek bu söylemlerle kendini kurtaracağını sanıyorsa yanılıyor. Şimdi büyüyen isyanı nasıl bastıracağını düşünsün. Yeniden doğmak için küllerden birinin yanması lazım.

Malatyaspor’u ve taraftarı 4 yıldır, ‘çelik yelek olarak kullanan’ başkan Bursa rezaletinin baş suçlusudur. Adam hala “3 yılda 2 şampiyonluk yaşadım” diyor. Ben de o şampiyonluklar ‘attaya gitti’ bir daha dönemeyecek bugün neler yapıyorsun onu anlat bakalım diyorum.

Ha bir de bu kadar olumsuzluğa rağmen Ertuğrul Sağlam niye gitti diye onu tartışıyoruz. Bakın beyler Malatyalıların güzel bir atasözü var: “Değirmen sele gitmiş biz hala şak şağını arıyoruz”

Son sözüm de Ertuğrul Sağlam’a: Eyy Sevgili Hocam 5 yıldızlı oteli bırakıp da neden gittin(!)