Ahir zaman, derler ya…

Tam olarak ne dendiğini bilmesende bu dünyanın ne kadar garip olduğunu her geçen gün daha çok anlıyorsun.

Olaylara bakış açın o kadar çok genişliyor ki, artık hayret edecek çok az şey kaldı galiba.

Ölümün her çeşidini her gün gazetelerden okuyoruz…

Dolandırıcılığın her çeşidini bırakın gazeteleri bizzat yaşıyoruz…

Bu memlekette “kandırılmayan” kimse kaldı mı?

Dedim ya hayret edeceğimiz bir vaka artık çok nadirdir.

Kimsenin şaşırmayacağı, hiç kimsenin artık cümlenin sonuna bir ünlem yerleştrimediği bir dünyaya doğru hızla ilerliyoruz.

Dün çoğu insanın biraz şaşıracağı bir haber okudum.

Konya’da 75 yaşında sokak sokak dolaşıp poşet toplayan bir yaşlı amcanın haberini okudum. İnsanlar para veriyormuş, yemek yediriyormuş. Sürekli poşet topladığı için “poşetli dede” lakabını takmış ahali. Kısacası çok belli etmeden yıllardır dileniyormuş o meşhur Dede.

Geçen gün, otobüsün çarpması sonucu hayatını kaybetti Poşetli Dede…

Tabii bu dünyadan göç eden Poşetli Dede’nin kim olduğu bir muaamma konusu iken polis bu konuyu araştırmış. Çok fazla akrabası yokmuş ama Konya’daki üç banka şubesinde 1 milyon 100 bin lirası olduğu ortaya çıkmış.

Eski parayla 1 trilyonu varmış Poşetli Dede’nin…

İkinci karısı, Poşetli Dede’nin dilendiğini öğrenince boşanmış yıllar önce…

Ayda bir kere bankaya para yatırmaya gittiğinde takım elbise giydiğini, hayatta bir yeğeni oluğunu, ilk karısının yaşadığını, ikinci karısının iki kere daha evlendiğini ve öldüğünü ve son olarak kız kardeşinin halen hayatta olduğunu uzun uzun anlatıyordu haberi yapan muhabir.

Poşetli milyonerin sokaklarda geçen hayatı, çilesi, sürekli dilenmesinin mantıklı bir nedenini bir uzman yapabilir mi?

Burada sosyal bir analiz nasıl yapılır?

Dilenciliği bir meslek haline getirmiştir diyebiliriz fakat bir trilyonu olan bir insanın halen başkasının kabından yemek yemesini, ölmek üzere olan bir dilencinin öldükten sonra parasını kimseye bırakacak soyunun da olmaması bu sosyal analizi imkansız kılmıyor mu?

Veya, paçavra elbiselerle sabahtan akşama kadar dolaşıp köhne bir evde oturmanın sağlamasını yaparken bir milyoncuğu ne tarafa koyacağız?

Nefis dediğimiz lanet şey, bu Poşetli Dede’nin bünyesinden çıkmış mı?