Bu soruyu tüm samimiyetimle soruyorum: Malatya’yı Selahattin başkan mı yönetiyor?
Şehirde kafamı nereye çevirsem Selahattin Gürkan’ı hatırlatan bir emare…
Afiş, Şemsiye, hatta hatta resim tuvali!
Başkan Gürkan bu belediyecilik işini sanırım Büyükşehir Başkanı Ahmet Çakır’dan da, Yeşilyurt Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat’tan da daha iyi biliyor. Baksanıza adam ne yaratıcı şeyler çıkarıyor ortaya.
Kim ne derse desin… Şu şemsiyeli sokak olayı bana göre orijinal bir fikir. Gidi bakın o şemsiyelerin asıldığı sokaklara, esnaf bayram ediyor.
Merak edip gelenler mi dersin, fotoğraf çektirenler mi dersin… Bir de rengârenk görüntüsü var ki, gerçekten insanın içini açıyor.
Göreve oldukça iddialı, Yeşil kuşak projesiyle başlayan Başkan Gürkan, gün geçmiyor ki adından söz ettirecek bir yenilikle karşımıza çıkmasın.
İki yıldır fuar yapılmayan Malatya’da “Kervansaray Buluşması” adı altında yapılan tarihi tanıtım organizasyonunun muhtevası, bence çok iyi düşünülmüş.
Umarım önümüzdeki yıllarda da bu organizasyon devam eder.
Başkan Selahattin Gürkan bu şekilde devam ederse şayet, Malatyalıların hayallerini süsleyen Belediye Başkanı olmayaen namzet başkan pozisyonunu da ele geçirmiş olur bence.
BÜYÜK TAKIM!
Yeni Malatyaspor bu sezon beklenti çıtamızı ne kadar yukarılara taşımış meğerse… Baksanıza sahamızda Kartalspor ile beraber kaldık, sanki yenilmiş gibi herkes üzüntüye boğuldu.
Demek ki bu takım bize o güveni vermiş.
Gelelim Kartalspor’u niye yenemediğimize. Herkes hafta boyunca bu soruya yanıt arayıp duracaktır.
Ne söylersek söyleyelim ama şunu da açık yüreklilikle en üst köşeye yazalım: Yeni Malatyaspor rakiplerine büyük takım olduğu gerçeğini kabul ettirmiş.
Bunca senedir bu işi yapıyorum, ilk kez bir takımın maçın henüz ilk dakikalarından itibaren oyunu soğutmaya, zaman geçirmeye çalıştığına şahit oldum. Adamlar resmen Yeni Malatyaspor’un oyununu bozup, 1 puanı alıp kaçmaya gelmişler.
Gerçi bu düşüncelerinde de başarılı oldular.
Peki oyunsal anlamda bir düşüş var mıydı Kartalspor karşısındaki Yeni Malatyaspor’da?
Aslında oyun mantalitesi olarak değil de, fiziksel olarak bir sorun göze çarptı. Bunda kupa maçının da etkisi olabilir ama bence bu düşüş, futboldaki yükseliş seyrinin ardından gelen olağan düşüş seyriydi.
Şöyle açıklayabiliriz bu durumu: Yeni oluşturulan bu takım lige o kadar hızlı girdi ki, 4 haftalık periyoda baktığımızda futbolcular neredeyse fiziksel kapasitelerinin üzerine çıktılar.
E bu takımda birçok oyuncu doğru dürüst kamp bile yapmadı. Aydın ve Serkan nereyse antrenmansız gelip maça çıktılar. Bunları üst üste topladığımızda durumu daha net olarak görebiliriz.
Ben gene de Kartal karşısındaki Yeni Malatyaspor’u fena bulmadım.
Sezona borcundan dolayı eksi puanla başlayan ancak kadrosuna bakıldığında aslında ne kadar önemli bir takım olduğu gerçeğini yüzümüze bir tokat gibi vuran ve bu durumunu maç başladıktan ancak 20 dakika sonra kabul ettiğimiz Kartalspor’a karşı,karşılaşmayı kazanacağımız gollük pozisyonlar yok değildi. Bu pozisyonlardan birini gole çevirebilseydik, Kartal’ın bütün planlarını da bozmuş olacaktık.
Benzer maçlar bundan sonrada olacak. Önemli olan bizim bu tür maçlardan en az hasarla çıkabilmemiz. Ben inanıyorum ki Yeni Malatyaspor gidip deplasmanda Turgutlu’yu yenip bayram öncesi ağzımızı tatlandıracaktır. Her ne olursa olsun, bu cümleyi bu kadar rahat yazdıran bu takımı desteklemeye devam etmeliyiz. Bir beraberlikle ne liderlik ne de şampiyonluk gider.
Yazımın Yeni Malatyaspor ile ilgili bölümünü bir soruyla noktalamak istiyorum:
Yeni Malatyaspor’un 4 haftalık galibiyet serisinden sonra, sahasında yol kazası gibi bir beraberlik almasına, mağlubiyet kadar üzüleceğiniz hiç aklınıza gelir miydi?
MALATYA DERBİSİNDEN EDİNDİĞİM İZLENİMLER…
Pazar günü Bölgesel Amatör Lig’deki Malatya derbisini izlemeye gittim. Aslında sonucunu önceden bildiğim ve arkadaşlarımla da paylaştığım bu maça, sırf bazı gerçeklere bir de gözlerimle şahit olmak için gittim.
Ve maç başladı…
Bir tarafta mali yükü iki esnafın sırtında olan, iki gün önce teknik adam değiştirmiş ve o teknik adamının antrenman yapmak bir yana, oyuncularını bile yeni gördüğü bir takım…
Diğer tarafta koca bir merkez belediyenin desteğini arkasına almış, sezon öncesi yeni yönetimiyle kare kare poz verip, “Biz Malatya futboluna fabrika olmaya geliyoruz” diyen, ancak bırakın fabrika olmayı, takım bile olamayan, 5 yıldızlı otellerde kamp yaparak maçlara çıkmayı alışkanlık haline getiren bir takım!
Hangi takımın hangi takım olduğunu anlamışsınızdır diye tahmin ediyorum.
Zaten sonucunu önceden bildiğim maçta dikkatimi neler çekti biliyor musunuz?
-Hani şu bizim “Malatya futboluna fabrika olacağız” diyen yüksek bütçeli belediye takımı yok mu, hah işte o takımın hocasının futbolcularına 1 gol, evet sadece 1 gol atsın diye yapmadık, etmedik şey bırakmaması...
-Yine “Malatya futboluna fabrika olacağız” diyen takımın oyundan alınan henüz 19 yaşındaki futbolcusunun, fabrikanın temellerinin sağlam olmadığını gösteren, ellerini açıp tebrik etmek için kendisini bekleyen hocasına değil de, soyunma odasına gittiği anın fotoğrafı…
- Sahada ne sistem oynadığı, hangi futbolcusunun sahanın hangi bölgesinde görev yaptığı anlaşılmayan takımın nafile çırpınışları…
- Yedek kulübelerinin birinde rahat, ne yaptığını bilen, oyuncularına felsefesini 2 günde ezberletmiş bir teknik adamın, diğerinde ise hakem triyosunu etkilemek için tozu toprağa katan bir teknik adamın oluşu…
Maça dair dikkatimi çeken başlıca hususlar bunlardı.
Ha bir de tabi koskoca bir fiyaskonun yavaş yavaş oluşmaya başlamış kareleri dikkatimi çekti!