Aslında kötü sonuçları ya da puan kayıplarını sadece tek bir gerekçeye bağlamak en nefret ettiğim şeydir. Ama önceki akşam Yeni Malatyaspor- Kartalspor maçını sanki hakem değil, bir trafik polisi yönetti. Hakem yanlı olur, bir tarafın lehine penaltı verir, golünü vermez, ofsayttan gol attırır anlarsınız o gün galip gelemeyeceğinizi. Hakem resmen taraf dersiniz. Maç sabaha kadar oynansa kazanamayacağınızın ışıklarını verir size. Bu tür hakemlere eyvallahım var, adam taraf da olsa en azında rengini belli eder sende gardını alırsın. Ama Halil Umut Meler gibi hakemler daha tehlikeli olanıdır. Saha da serseri mayın gibi ne yapacağını anlayamazsınız. MHK, hakemlere ‘maçın önüne geçmeyin’ der her zaman. Halil Umut Meler, pazar akşamı maç yönetmedi, Trafik Polisliği yaptı. Yahu düdük bir an olsun susmaz mı İnönü Stadı’nda. ‘Ona faul, buna ofsayt, yerini beğenmedim tekrarla, tacı geriden at, Kartal takımı biraz daha yat’ 90 dakika böyle geçti.

Böyle bir rezillik olabilir mi?

Daha 3.dakika Serkan Çalık’a çift dalıyorlar kart yok. Kartal kalecisi, maç boyunca kale atışlarını mehter yürüyüşü gibi kullanıyor kart yok. E bunları gören Kartal takımı yapabildiğince çirkinleştirdi oyunu. Deplasmanda oynamalarına rağmen sertlik yaptılar, her pozisyon yattılar, zamandan çaldılar hakemde buna göz yumdu. Hakem ve yardımcıları çok uyumluydu sanki çevirme yapan trafik ekipleri gibi kimseyi geçirmediler. Gol attırmamaya yemin etmişçesine yardımcılar, hakemin radarından kaçan tehlikeli pozisyonları ofsayt ile durdurdular. Hele son dakika pozisyonu var ki evlere şenlik. Maçı, 1.Yardımcı hakemin tam arka hizasına gelen locadan izliyordum. Fatih Gül’ün Eren’e attığı pas derinlemesine 25-30 metre civarında. Eren, zaten önündeki savunmacılardan kurtulmak için tam 5 metre geriden depara kalkmışken, bu pasın son metrelerinde topla zar-zor buluştu ki yardımcı ofsayt bayrağını kaldırdı. Pozisyonun devamında Aydın’a atılacak pas ile Yeni Malatyaspor golü bulacaktı. İddia ediyorum ofsaydı bilmeyen yardımcı hakemin bu masum görünen sıradan kararı maçın skoruna etki etti.

Şimdi soracaksınız; “Yahu hep mi hakem, biz ne yaptık takım olarak”

Yeni Malatyaspor karşısında ilk kez bu kadar iyi kapanan bir takım buldu. Bu tür maçların kilidini yıldız oyuncular açar. Ama bizim yıldızlarımız gününde değildi. Caner ve İrfan yokları oynadı. Aydın her zamanki gibi 90 dakika koştu, çabaladı. Serkan’ın ilk yarıda sakatlanması da zaten üretemeyen Yeni Malatyaspor’u şans golüne mecbur kıldı. Bunlara rağmen Caner, Aydın ve Serkan ile pozisyonlar yakaladık. Genel olarak tempomuz diğer 4 maça göre daha düşüktü. Yeni Malatyaspor’un henüz ligin maçında böyle bir kayıp yaşaması iyi oldu. Çünkü kapanan takımlara karşı da bir panzehir geliştirmemiz lazım. Ligin kalan haftalarında bu tür maçları çokça oynayacağımız kesin.

Dün sahanın tek kazananı taraftardı. Hem ışık şov, hem kartonla yapılan koreografi harikaydı. Maç sonu futbolcuları çağırıp bağırlarına basmaları da çok iyiydi. Futbolculara, iyi günde kötü günde mesajı verdiler.

Oynadığı tüm maçları kazanarak şampiyon olan bir takım ben daha görmedim. Bu tür puan kayıpları olacaktır. Ben, bazen saçımı istediğim gibi yapamayınca kuaförüm Hasan’a şikâyetimi iletiyorum. O da bana “Kardeşim hakkını helal et bugün günümde değilim” diyor. Anlayışla karşılıyorum. Eğer bu ülkede kuaförün, öğretmenin, gazetecinin ya da Uğur’un, Samet’in, Yılmaz’ın gününde olmama hakkı varsa, Yeni Malatyaspor’lu futbolcuların da gününde olmama hakkı var. 2 puan kaybettik ama bunu doğal karşılamalıyız.

Malatya derbisi…

Hafta sonu BAL’daki Malatya takımlarının karşılaştığı güzel bir maç izledik. Öncelikle hem tribünlerde hem saha içinde en ufak bir gerginlik yaşanmadan biten maç beni ziyadesiyle mutlu etti. Her iki takımın camialarına teşekkür ediyorum. 44 Malatyaspor alnının ak sütü gibi hak etti galibiyeti. Malatya Yeşilyurtspor nasıl bir takım ben hala anlamış değilim. Bir futbol takımının kimliği olur. Ya iyi savunma yapar ya iyi hücuma çıkar ya da yerden ve ya havadan iyi oynar. Yeşilyurt takımının yerine halı saha kadrosu kurup götürsen daha iyi mücadele ederdi. Bence, Yeşilyutspor’un bireysel kadro kalitesi 44 Malatya’dan daha iyi.

Yeşilyurt’ta helva yapan yok!

U-19’da şampiyon olan 7 oyuncu senin kadronda fakat bırakın hücumu savunmayı, hepsi top kontrol etmekten ürkek. Burak oyundan çıkıyor doğru soyunma odasına da değil, neredeyse çarşıya geliyor. Muhammed Özer nerede diyorsunuz çocuk tribünde oturuyor, göndermişler. Elindeki en iyi oyuncuları böyle küstürürsen, yarın Turgut, Korhan gibi oyuncuların patlaması da yakındır.

Antrenörlük artık çağ atladı.

Mourinho, Ancelotti, Pelegrini, Conte, Mancini,Guardiola; Ronaldo’nun, Pogba’nın, Balotelli’nin, Messi’nin, Drogba’nın kaprislerine, saçlarına, imajlarına babalarının hatırı için katlanmıyor. Elinde ne kadar problemli oyuncu olursa olsun iyi oyuncu varsa eğer takımına fayda sağlayacaksa ve kenardaysa her zaman antrenör suçludur. Ondan verim alabilmek büyük hocanın işidir. Bunu yapamıyorsan küçüksün, küçük kalmaya da devam edeceksin demektir.

Eğer, İsmail Tekin 44 Malatya’da 2 gün idmana çıkıp, 3 gol attırıp derbi kazandırıyorsa; bu takımla 2 ay çalışan ve 1 puanla sadece 1 gol attırıp giden antrenör de kendini bir kere değil, 100 bin kere sorgulasın!!!