Erzincan’da büyük bir felaket meydana geldi ve 9 kişi toprak altında kaldı. Felaketin asıl boyutu ise zaman geçtikçe ortaya çıktı. Olayın bir toprak kaymasından çok daha ciddi bir şey olduğunu öğrendik. Çünkü o altın madeninde bilindiği üzere altın elde etmek için siyanür kullanılıyordu.
Bu felaket Fırat Nehri’ne 300 metre kadar bir mesafede meydana geldi. Binlerce insanın ve canlının beslendiği, toprakların sulandığı, Suriye ve Irak’a kadar uzanan kadim Fırat Nehri’nin tehlikeye girip girmediği tartışıldı.
Afetin boyutu çok büyük çünkü tehlike çok ciddi. Zehrinin keskinliği ile bilinen siyanür maddesi milyonlarca canlının ölümüne neden olabilecek güçte bir madde. Maden araştırmacılarının açıklamalarına göre 50 miligram kadar küçük bir miktarı insanlar için ölümcüldür. Bunun toprak için, su için ve diğer canlılar için olan zararlarını ise siz düşünün.
Bu olumsuz durumun oluşması halinde Erzincan, Malatya, Elazığ, Tunceli, Sivas, Adıyaman ve çevre iller çok büyük zarar görecektir. Bugün olmasa dahi önümüzdeki günlerde bunun hesabını hep birlikte vereceğiz.
6 Şubat depremleri ile zaten ağır yara alan bölge olası bir felaketi daha kaldıramaz. Etkilerinin bu derece büyük olabileceği bilinen bir felaket hepimizin kolunu kanadını kıracaktır.
Felaket bu şekilde iken daha önce yapılan eylemler de ortaya çıktı. Bölge halkının bu madene karşı çıktıkları, bazı sanatçıların burada yapılacak faaliyetlerin Fırat Nehri’ne vereceği zararı bağırdıkları görüldü. Tabii ki her zamanki gibi yine kimse umursamadı. Onlar çabalarıyla, maden şirketi aç gözlülüğüyle kaldı.
Olaydan sonra Yaşar Kemal’in bir kitabının adı geldi aklıma; “Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana” Umarım tartışmalardaki iddialar gerçekleşmez. Kayan toprağın ve partiküllerin Fırat Nehri’ne karışması engellenebilir. Yoksa çıkarılan o altınların hiçbir değeri kalmayacak. Yıllardır insanların yaşadığı topraklar altın uğruna zehirlenip gidecek.