Yarını düşünürken anı ıskalayan dünyalı biçare insanları görünce nenemin “eyvah, eyvah!” çekişlerini sürekli bana hatırlatan beyhude televizyonuma minnettarım. Anlamsız gibi görünen karşımdaki duvara asılı buzlu camın yokluğunda anlamlar arayan her âdemoğlunun TEDAŞ’a seslenişini, babamın, “Yüze kadar say, gelir” cümlesini, kardeşlerimi o karanlık ama huzurlu odada korkuttuğum günler aklıma gelir, her elektrik kesilince.


Elektrik arıza, yani 186 sabit numarası ne zaman icat oldu? Bu tür “arızalı” numaraların buluşu aynı silahın buluşu gibi gelir bana. Birinde mertliğin, diğerinde sıcaklığın yok olduğunu düşünürüm. Çocukluğunu özleyen ve bu özlemi “Seksenler” dizisiyle bastırmaya çalışan milyonların elektrik kesilinceye kadarki ruh hali genelde soğuktur. Bakışların tek tarafa yöneldiği bu doğalgazlı evlerde sıcaklık aslında sıfırın altındadır. İliklerine kadar üşüyen bu milyonluk toplulukların prime time’daki tek sıcaklığı reklam arasıdır.


Reklamcıların “akıllı reklam” diye uydurdukları “Reklam yerleştirme” olayı ise beni bi hayli korkutmakta. Reklam aralarının kısalmasından korkuyorum! O sıcaklığın izlenme oranlarına göre belirlenmediğini, aldığı reklam sayısına göre belirlendiğini düşünüyorum. “İzlenen her terane çok reklam alır. Bundan dolayı reklam sayısı eşittir izlenme oranı da diyebiliriz”. Bu da bir fikir ama benim cümlem daha sıcak(!) Kısacası şunu da diyebiliriz; kalibresi yüksek olan dizileri izleyenlerin evi daha sıcaktır!


Mesela Muhteşem Yüzyıl’ın izlenme oranlarını kişi başına vurduğun zaman çıkan sonuca nenem dahi çok şaşırır. Yaklaşık olarak 25 milyon insana tekabül ediyor. Muhteşem Yüzyıl’ın ilk çıktığı aylarda tartışılan konulara şimdi bakıyorum da, ne kadar anlamsız geliyor bana. Her üç kişiden birinin (o biri ben değilim) izlediği bir dizinin aslında Tarih olgusuna çok faydası oldu. O karşı çıkan tarihçilerin kitapları da dahi tarih kitaplarında bir milyon artış gerçekleşmiş. Yani direkt faydası olmuş bu bitmek üzere olan meşhur dizinin…


Geçen gün elektrik kesilince evlerdeki “sıcaklık” olayını düşündüm. Muhteşem Yüzyıl da çok reklam alan bir dizi olduğuna göre, benim için sorun yok. Neredeyse reklam aralarında konuşan bir topluma doğru gidiyoruz. Türkiye ortalaması 12 saat civarında. Sabahın erken saatinde başlayan kadın programları ile başlayıp gece saatlerine kadar süren bir televizyon aşkı var bu memlekette. Son moda ise, ki bana göre daha tehlikeli, çizgi film yayınlatan kanallar. Neredeyse her saat ayrı bir çizgi film var. Çocuklar uslu uslu durdukları için ebeveynlerin işine geliyor galiba.


ALO 186


Buyrun elektrik arıza…


Ya bizim elektrik kesildi…


Nerde?


Türkiye!


Dalga mı geçiyorsunuz!


Şimdi siz elektrik kesilen bölgeden haberdar değil misiniz?


Yoooo!


Valla de!


Dinime imanıma…


“Eyvah, eyvah!”