Sırf bu başlıktan dolayı aforoz edilebilirim ama şansımı deneyeceğim!

Bir kurumun basın müdürlüğünün görevleri aslında bellidir. O müdürlüğün başındaki insanın da yeteneklerine göre o kurum halk tarafından veya basın tarafından farklı farklı algılanmasına neden olabilir.

Ben iddia ediyorum hem Türkiye’de hem de dünyada eski Belediye Başkanı Ahmet Çakır dönemindeki Büyükşehir Belediyesi’nin Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Kadir Çelik gibi “müdürlük” yapan başka bir kişi yoktur.

Şimdi nerede olduğunu bilmiyorum ama “basın” konusunda yetenekli bir arkadaş değildi bana göre!

Bana sorarsanız “halkla ilişkiler” konusunda da başarılı değildi.

Veya Kadir Çelik gibi değil de “basın müdürlüğünü” daha farklı düşünen müdürlerimiz var.

Mesela herhangi bir gazetede bir “başkan” ile ilgili hafif bir yazı veya haber çıkınca başkandan zılgıt yedikten sonra gazetenin yetkilisini arayıp “çemkirmek” bizde “basın müdürlüğü” oluyor!

Hatta o hakkında çıkan habere muhatap başkanın “bir cevap yollayalım” tarzı söyleminden sonra “gerek yok muhatap almayalım” ikna girişiminde başarılı olan insana Malatya’da “basın müdürü” diyorlar!

Bir de daha farklı “halkla ilişkiler” kuran müdürlerimiz var.

Temsil ettiği kurumun ne kadar az eleştirisi olursa o basın müdürü kendisini başarılı görüyor.

“Halkla ilişkiler” yerine “basınla ilişkiler” ne kadar sıkı tutulursa eleştirinin olmayacağını düşünüyor ve öyle de oluyor aslında.

Mesela bu son söylediğime oda başkanları ve STK’lar da dâhildir.

En son hangi STK’mız eleştirildi bilen var mı?

Mesela bir STK’mız var, belediye başkanlarından daha çok basında yer alan bir STK’mız var.

Sürekli haberi çıkar ya da yemekli günler yapar veya sürekli reklam verir!

Dediğim gibi “basın müdürlüğü” biz de farklı kardeşim!

Mesela yıllardır değişmeyen Valiliğimizin Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü ve benim de aslında sevdiğim İbrahim Halil Kılıç ağabeyimiz var.

Bana göre yetenekleri ve tecrübesi şu anki tüm “müdürlerden” çok olan bir ağabeyimiz.

Ama ben “yemek” konusundan İbrahim Beyi tek geçerim.

Sanki Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü değil Malatya Yemek İl Müdürlüğü’nün fahri memuru gibi…

O konuda ki bilgisi diğerlerinden daha fazla gibi…

Gerçekten Malatya’nın “basın müdürlüğü” durumuna…

“Anlatmaya gerek yok, görüyorsunuz” demek istiyorum.

Tam da burada bi örnek vermek istiyorum.

Altı veya yedi ay önceydi galiba…

Eski milletvekilimiz Mustafa Şahin ile ilgili bi yazı yazmıştım. Öğlen saatlerinde telefonumda kayıtlı olmayan bir numara arıyordu.

Açtım telefonu, Mustafa Şahin’in basın danışmanıydı.

“Mahir Bey Sayın Vekilimizle ilgili bir yazı yazmışsınız. Bu konu ile ilgili Sayın Vekilimizi arayabilir misiniz?” diye söyleyince…

“Ben mi arayayım” dediğim de, “Evet evet, ararsanız sevinirim” dedi basın danışmanı.

“Ya kardeşim ben niye arıyorum. Yazımdan dolayı özür mü bekliyor. Yazımla ilgili bir düşüncesi varsa telefonum açık” tarzı bir cevap verdim Mustafa Şahin’in basın danışmanına.

Çok garipsemiştim. Acaba işler bu şekilde mi yürüyor!

Demek ki!

***

Malatya’nın herhangi bir belediyesinin veya her hangi bir siyasetçisinin haberi çıktı mı bir gazetede o haberin içeriğine bakmak gerekir.

Mesela bir bölgenin çöpleri ile ilgili bir eleştirel haber yapıldı. Bunun sorumlusu Yeşilyurt Belediyesi’nin Basın Müdürü değildir. O haberin içinde “yalan-yanlış” cümleler olduğunu düşünüyorsanız güzel bir cevap metni hazırlamak ve o bölgenin sorumlu müdürünün ağzından üç-beş cümle de ekletmektir aslında yapılması gereken.

Bir siyasetçinin kendi gündemini belirleyememesi, olan gündemi değerlendirememesi, çoğu hayati konuyu es geçmesinin sebebi basın müdürü veya basın danışmanı olabilir.

Bu konudaki en sağlam örnek Veli Ağbaba’nın buradaki basın danışmanıdır!

Hasan Kara da bana göre “basın” konusunda yetenekli olmayan danışmanlardan.

GİZLİ DANIŞMANLAR

Bu işin bir diğer tarafı da aslında vahim tarafı da kimliği gizli olan ama basında bilinen danışmanlardır.

Mesela bir gazete patronu olup bir belediye başkanının “gizli danışmanı” olabilirsiniz Malatya’da.

Veya kendisine “iyi gazeteci” denilen biri olup bir milletvekiline “gizli danışman” olunan bir yerdir burası.

Sonrasında ilk çıkan fırsatta “atama” haberi duyarsın kulislerden!

Burası Malatya, anlatmaya gerek yok görüyorsunuz!

NOT: Sayın Müdürlerim bu yazıyı nefis meselesi haline getirmeyin. Gördüğümü yazdım. Beni de bu yazıdan dolayı lütfen aramayın.

BATTALGAZİ BELEDİYESİ’NDEN AÇIKLAMA

Geçen hafta “torpille” ilgili genel bir yazı yazdım. Hem insanımızın bu konudaki yatkınlığını hem de yetkililerin bu konudaki uzmanlığını anlatmaya çalıştım.

Tüm belediyelerin hatta tüm kurumları işe katarak…

Üst düzey üç örnek verdim yazıda…

Biri Büyükşehir Belediyesi eski Başkan Yardımcısı Zeki Sarılar’ın çocuğu ve eski Rektörün yeğenini örnek verdim.

Üçüncüsü ise Battalgazi Belediyesi Başkanı’nın oğlunu söyledim.

Battalgazi Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü İsmail Demirci beni aradı.

Özetle…

“Selahattin Beyin oğlu zaten Tarım İl Müdürlüğü’nde çalışan biriydi. Valilik oluruyla görevlendirme yazısıyla geçici olarak belediyemizde görev yapmıştır. Zaten KPSS ile atanmıştı. Şimdi de belediyemizde çalışmıyor. Sizin yazınızda sanki Battalgazi Belediyesi kadro vermiş, gibi yazmışsınız” dedi.

Yazdığım şuydu:

“… Bu memlekette Battalgazi Belediye Başkanı Selahattin Gürkan’ın oğlu hangi yollarla başkanı olduğu belediyeye alındı?”

Ben kadro demedim, nasıl alındı, dedim.

Telefonda da belirttiğim gibi ilk defa yazmıyorum bu cümleyi.

Ama ilk defa cevap veriyorsunuz!

Ayrıca önce beni arayıp açıklama yapıp ve benden de “İsterseniz cevabınızı noktasına dokunmadan yayınlarım köşemde” cevabını aldıktan sonra “Ben bi başkanla görüşeyim” dedikten sonra gün içerisinde Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Fatih Avcı’yı arayıp telefonda bana söylediklerinizin aynısını aktarmanın anlamını çözemedim.

Karşı tarafın her cevabını rahatlıkla bu köşede yayınlarım. Çok da yayınlamışımdır.

Bu konuda yanlışım olursa rahatlıkla bu köşeden yine yazarım hatamı ama…

En az üç yıllık bir cevap verme gecikmesini es geçerek ben “görevlendirme yazısıyla” da olsa Başkan Selahattin Gürkan’ın oluruyla olduğunu düşünüyorum. Başkan “baba” olunca oğlu ister “görevlendirme yazısıyla” olsun ister başka bir yazıyla olsun babanın haberi olmadığını düşünmemek safça olur.

Evet, atanmamıştır hatta maaşı da belki değişmemiştir ama bir belediye başkanı, oğlunu başkanı olduğu belediyeye aldırtmıştır.

Saygılar sunuyorum Sayın Battalgazi Belediyesi!