Dünya ortalamasında televizyon izlenme oranlarına baktığımız zaman Türkiye’nin televizyon başında durma süresi çok yüksek. Evde televizyonun önemi çok yüksektir. Hatta yıllar önce etrafımdaki insanlara şu soruyu sorardım: Evinizdeki en önemli beyaz eşya hangisidir?
Cevap genelde televizyon olurdu. İnternetin olmazsa olmaz olduğu bu dönemde dahi televizyon çok önemlidir insanlarımız için. Beyaz ekrana bakarak anlamlar kurar bu millet, dizi furyası başladıktan sonra. Bu önemi hatırlattıktan sonra Kurtlar Vadisi olayına gelelim…
On yıldan daha uzun bir süredir bu dizi devam etmektedir. İsminin başında aktör olan her Türkiyeli neredeyse bu dizide oynamıştır. Her bölüm onlarca karakterin öldürüldüğü bir diziden bahsediyoruz. Kurtlar Vadisi’ndeki ölüm sayısı, Suriye’deki ölüm sayısına eşittir galiba. Neticesinde bu bir dizi filmdir ama biz bu filme çok anlam yüklüyoruz. Anlamlar yüklememizin sebebi tabii ki yazar kadrosudur.
Dört kişi bir odaya girip senaryo yazıyor ve bu dört kişinin yazdığı Türkiye gerçeği oluyor. Yıllar önce yazmıştım, tekrar edeyim: Kurtlar Vadisi senaristleri, gündemi iyi takip eden, Türkiye’deki çoğu komplo kitaplarını hatim etmiş ve bundan bir sentez çıkaran bir dizi yapıyorlar.
“Türkiye’nin bu puslu havasında yayınlanan bu dizideki kişiler ve kurumlar hayal ürünüdür” deyip bir hafta önce yaşanmış bir olayın iki hafta sonra Kurtlar Vadisi’nde geçmesi pek de hayal olmasa gerek. Yeşil’e Kara demek hayalci bir yaklaşım değildir. Bu dizideki kişiler sanatçıdır ama bu dizideki sanatçılar bu ülkede yaşamış insanları canlandırıyordur. Yıllardır bize verilen algı budur.
İnsanlar bu diziyi izledikten sonra saatlerce Türkiye gündeminden bahsediyorlar. Sanki NTV’de izlediği bir haberden sonra yapılan analize benziyor, bu söyleşiler. 17 Aralık’tan sonra ülkede yaşanan olaylara Kurtlar Vadisi’nin girmemesi imkânsızdı. İki haftadır bu olayı işliyorlar dizilerinde…
Sosyal Medya’ya bakıyorum, herkes Kurtlar Vadisi’nin tutumunu tartışıyor. AK Parti taraftarları, “Bak gördün mü, aynen böyle yapmışlar, ülkeyi satmışlar…” türü değerlendirme yaparken, muhalifler ise, “Satılmış dizi, bu kadar komedi olmaz…” türü eleştiri yapıyorlar. STV’deki diziye misilleme diyen de var, PANA FİLM’e küfürler saydıran da var.
Dedim ya, biz olaya bir film gibi bakmıyoruz. Sanki yakın tarihi anlatan ama çok yakın tarihi anlatan bir film izliyormuş gibi yapıyoruz. İki hafta sonra Kurtlar Vadisi’nde ne yaşanacak olayları yazayım: Twitter’ın kapanması, Suriye’nin uçağının düşürülmesi, Suriye’nin misilleme yapma tehlikesi ve Kara’nın Suriye’ye gönderilmesi… Gibi gibi gibi…
Kurtlar Vadisi senaristlerinin yaptığı, her ne kadar inkar etseler de, bu algıyı bilerek veriyorlar. Seçtikleri aktörlerin isimlerine varıncaya kadar başarılı bir yol çiziyorlar. Bir dizinin en büyük amacı izlenmektir ve bu insanlar yıllardır izlettiriyor bu diziyi. Beğenirsiniz beğenmezsiniz ama burada bir başarı vardır. Ammaa, bu başarının en büyük temel taşı, “Türkiye’nin gerçekleri” algısıdır. Ve bu algıyı bilerek veriyorlar.
Bu dizi, sadece bir dizi filmdir. O kadar!