Yıl 2017… Kayısı üreticisi yine umduğunu alamadı.

Tüm yıl onca emekle baktığı ve bahar ayındaki soğuk vurgunundan kurtardığı ağaçlarını bu yıl da çil ve yoğun hasattan dolayı kayısı meyvelerinin küçük olması sebebiyle çok emek çok işçilik ve az para denkleminde zarar etmiştir.

Ülkemizin dünyamızın uğraştığı birçok sorun var. Afrika’da kuraklık ve getirdiği açlıkla mücadele, Ortadoğu’da cehaletin yaydığı iç savaşlar, Avrupa’nın giderek içine kapanarak bir Hıristiyan bloku oluşturup son haçlı savaşına hazırlanması…

Yurdumuza bakar isek PKK terör örgütünün yaydığı belalar ve içimizdeki en bela terör olan FETÖ ve yandaşlarının vatana ihanetleri gerçekten büyük sorunlarımız var. İnsan olarak bunalıyoruz, yere göğe sığamadığımız anlar oluyor.

Tüm bu meşgale içerisinde kayısı çiftçisinin halini görmek gerçekten zor zor olmasına da bu kadar nasırlı ellerin zararla kapanması da insanı üzüyor.

Doğu’nun lokomotifi durumundaki Malatya’mız kayısı ağacının sağladığı iş gücüyle adeta tüm bölgeye çalışma imkanı sağlamaktadır. Çalışan insanı kandırmak zordur çünkü her akşam emeğin alın teri ile yıkanmış gençler ailelerinin yanında dinlenirler.

Marjinal şeytani yapıların onları kandırmalarına izin vermezler. Kazanan çiftçi diğer sene daha büyük bir yatırımla geri döner. Bu daha fazla iş, daha fazla çalışmak demektir.

Terörün yıllarca yıpratıp yoksullaştırdığı Doğu Anadolu’muz için iş imkanları oluşturmak terörün kökünü kazımak demektir dünya ihracatının bir numaralı kayısı üreticisi Malatya’mız tek başına bölgenin birçok sorununa derman olabilir.

Tabi ki dünya kayısı başkenti olmanın tam karşılığını aldığı sürece şunu aklım almıyor: Bütün dünyaya kayısıyı nerdeyse tek elden ihraç edeceksin ama para kazanamayacaksın ya da hakkının karşılığını alamayacaksın. Bu nasıl bir iştir inanın aklım almıyor!

Diğer meyveler her yerde üretiliyor ama kayısı öyle değil. Üstelik depolanmaya, bekletilmeye de müsait. Sağlığa yararları hiçbir meyvede olmadığı kadar var. Üretim riski ise en üst düzeyde.

Kayısı çiftçisi her bahara eli yüreğinde girer ve haziran sonuna kadar da korkusu geçmez. Sonuç yine kazanan çiftçi değil. Peki kim?

Büyük tüccarların kasası dolar iken çiftçi kışa parasız, sırt ağrılarıyla giriyor.

Kayısı dalında toplandı ama iş bitmedi. Yine tarlayı sürme, gübreleme, ta ki kar düşene kadar koşuşturmaya devam…

Evet, çok sorunlarımız var. Belki de her büyük yangının başlama noktası olduğu gibi dünyamızı saran bu sorunların başlangıç noktası da nasırlı ellerin boş kalmasıdır.

Kim bilir…