Yeni Malatyaspor, Adana maçında galibiyet serisine mola verdi. İyi mücadele gösterdi, maçın ilk dakikalarından itibaren mutlak galibiyete kilitlenmiş takım görüntüsündeydi. Adana savunma ağırlıklı görünürken kontra oyunu benimsemişti.
Kaçırdığı gollere bakınca Malatyaspor’un kazanması gereken bir maçtı. Fakat beraberlik golü son dakikalarda gelince de Malatyaspor ‘ucuz kurtuldu’ dedim. Umut’un ustaca kafa vuruşu olmasa kayıp daha büyük olurdu.
Malatyaspor adına günün resim bölümü harika, sonuç bölümü idare ederdi. Kaçırdıklarına yanmak kadar golün son dakika geldiğini düşününce de 1 puan belki de ‘çok puan eder’ dedim. Malatyaspor’un mağlup olması futbolun doğasına aykırı olduğu gibi verilen mücadeleye de yazık olurdu.
Umut Nayir’e ellerimiz çatlayana kadar alkış. Kiralık bir futbolcu kendini bir takıma ancak bu kadar ait hissedebilir. Son haftalarda Malatyaspor’un yüzünün güldüğü resimlerde, en çok imzası olan adam. Elden düşme pozisyonları bile paha biçilmez hale getiriyor. Pozisyonların etrafında dolaşmaktansa içine dalmayı seven bir hali var. Ondaki yıpratıcı yaratıcılık az bulunur. Zaman içinde seyir zevki de yaratıcılığı da daha da artacak.
Sadık Çiftpınar’ın yine harika oyununu seyrettik. Artık onunla ilgili methiye dizecek kelime bile bulamıyorum. Malatyalıların deyimiyle ‘Allah’ına Gurban Sado’
Osman maç boyunca sadakatini hiç kaybetmedi. Orta alanda Sedat Ağçay ve Ali Sakal’ın harika bir ahengi vardı, ‘çalışkan öğrenciler’ olarak, tırnak içersine aldım sizi.
Guido’nun giderek artan performansına iyi niyetli mücadelesi de eklenince hücumda daha zengin bir Malatyaspor gördük.
Hüseyin Kar, bu takımın hamle gücü değil, Notre Dame’ın Kamburu’dur, bu takımda yeri de yoktur! Ama İrfan Buz’un hem taktik veren yardımcısı hem de prensidir. Onun sadece saçları değil, sahada yapamadıkları da uzundu.
Sol bekliği bile eskimiş, modası geçmiş Ramazan Kahya’dan orta saha yaratmak insan gücüyle, aklıyla olacak iş değil.
Millet, Ramazan’a sol bekte tahammül edemezken, şimdi de başımıza sol açık Ramazan çıktı. Eğer İrfan Buz sırf Ramazan’ı oynatmak için yer arıyorsa, antrenman sahalarından daha uygun bir yer bulamaz!
Sen bu sevdadan vazgeçmezsen, o sevda senden vazgeçecektir zaten.
Malatyaspor’un futbola yabancısı Godoy, arkadaşları sahada top oynarken kendisi saklambaç oynuyor. Sürekli Sadık’ın arkasına saklanıyor. Godoy, saklambaç oyununda iyi olabilirsin ama bunları mahallende oyna, statta değil!
Sokakta insanlar bana Kemal’in nasıl bir oyuncu olduğunu soruyorlar. Kemal’in verdikleriyle aldıklarını topluyorum, çıkarıyorum, 2’ye bölüp, 10 ile çarpıyorum ortaya yine Kemal çıkıyor. Hani türküde diyor ya; “ne sevdiğin belli ne sevmediğin...” Aynen öylesin be Kemal!
Güneş batarken İnönü Stadı’nda, skordan çok akıllarda dostluk manzarası kaldı tepelerin ardından. Futbolu yıllarca şiddet aracı olarak görenlerin aksine, kol kola, omuz omuza kardeşlik şarkıları söyledi Malatya-Adana...
1 – 1’lik sonuç her iki takıma da puan kaybettirdi ama tribündeki görüntü çok şey kazandırdı futbola.
Hepinizi yürekten kutluyorum futbolun karşılıksız sevenleri...