Kıyamet günü kim kurtulacak ?
Kıyamet günü kim kurtulacak ?
Öyle bir gün ki herkesin nefsi nefsi dediği bir gün, kesin sonuçların açıklandığı; insanların ebedi Cennet veya ebedi bir Cehennem’le geleceklerini noktalayacakları bir gün.
Malın, makamın, evladın fayda vermediği bir gün !
Sahiden o gün ne olacak insanların, bizim halimiz !
Aslında o gün kimse kimseyi pek de merak etmeyecek, çünkü herkesin derdi başından aşkın, hatta üzerine titrediğin, öz ciğer paren olan evlatlarını dahi merak etmeyeceksin, hatta onlardan kaçacaksın, halbuki bu dünyada hayatını onlar güzel yerlere gelsinler diye gece gündüz demeden harcamıştın, ibadetlerini aksatmıştın !
Daha da enteresan olanı evlatların da senden kaçacak, eşin, annen ve baban da senden kaçacak !
Rabbimiz Kur’anımızın neredeyse her satırında o günden, o günün öneminden, dehşetinden, bahsediyor.
Bazı yüzlerin simsiyah kaskatı kesildiğini, bazı yüzlerin bembeyaz, pırıl pırıl mutluluklar içinde olduğunu anlatıyor!
Bazı insanların kitaplarını sağ taraftan aldıkları, Cennetle müjdelendiklerini ve kitaplarını alır almaz mahşer meydanında ‘ bakın bakın işte bu benim kitabım, böyle olacağını umut ediyordum, bakın okuyun kitabımı’ mutluluk naraları atarak insanların arasına koştuklarını hepimiz göreceğiz.
Bazı insanların da kitaplarını sol taraftan aldıklarını, hayatlarını ve geleceklerini berbat ettiklerini, geçici ve aldatıcı bir dünyaya, arzu ve isteklerine kul ve köle olduklarını ‘ keşke belim kırılsaydı, keşke yok olsaydım, keşke ben de şu hayvanlar gibi toprak olup gitseydim’ ne olur Rabbim bana bir şans daha ver, keşke falanla dost olmasaydım, keşke ben de peygamberlerle beraber bir yol tutsaydım, beni sen saptırdın, sen ne kötü arkadaşsın ‘ diyerek hayıflandıklarını duyacağız.
KEŞKE, KEŞKE, KEŞKE….
Belki de kıyamet günü insanların en çok söyledikleri kelime bu olacaktır.
Ama iş işten geçmiş olacak ve hiçbir ‘ KEŞKE’nin faydası olmayacaktır.
Kardeşlerim!
Bu dünya günlerimiz mutlaka son bulacaktır ve bütün bu acı ve tatlı sahnelerle karşılaşacağız maalesef.
Gelin o kesin ve zor gün gelmeden önce Rabbimize güzel bir dönüş yapalım ve bu asla zor değildir.
Peki kim kazanacak o gün?
Cevabını Rabbimiz bizlere veriyor:
‘ O gün ne mal fayda verir ne de oğullar, ancak Allah’a selim bir kalple gelenler başka.’ Şuara,
O günün kazananları, bahtiyarları Kalb-i Selim olanlardır.
Rabbimiz İbrahim’i bizlere överken ‘ O selim bir kalp ile Rabbine gelmişti ‘diyor. Saffat, 84.
Şirkten ve haram şehvetten arınmış bir kalp. Allah’a ve ahiret gününe, ölümden sonra dirilmeye inan bir kalp.
O kalpte en büyük yer ‘ALLAH’ için açılmıştır. Hiçbir şeyi ALLAH’ın önüne geçirmez.
İnsanlarını beğenileri, alkışları ya da kınamaları o kalbi doğruluktan alıkoyamaz.
O kalbin muradı Allah rızasıdır, hayatın bütün koordinatlarını Allah rızasını eksene koyarak ayarlar.
Şirkten, bidatten, riyadan, kibirden nifaktan arınmış bir kalp.
Allah sevgisiyle, imanla dopdolu bir kalp.
Müminlerin dost bilen , onlara değer veren ve onları seven bir kalp.
Kalbindeki Allah ve islam sevgisi amellerine ve günlük hayatına, tutumuna yansıyan bir kalp.
Kalb-i Selim; şirk ve şüpheden arınmış, iman esaslarına samimiyetle inanmış, kötülüklerden korunmuş, sünnete gönülden bağlı, her türlü bidat ve hurafeden uzak duran, mal ve evlat sahibi olmaktan şımarmayan bir kalptir.