İSRAİL: DÜNYANIN BAŞINA MUSALLAT OLMUŞ BİR ZULÜM MAKİNESİ

İsrail denildiğinde artık akıllara bir devlet değil; yıkım, kan, gözyaşı ve barbarlık geliyor. Kuruluşundan bu yana insanlık adına hiçbir değer taşımayan, her adımı kan, her söylemi yalan, her icraatı zulüm olan bir yapıdan söz ediyoruz. Sadece Filistin değil, tüm Orta Doğu coğrafyasına bela olmuş, insanlığı kasıp kavurmuş, kadın-çocuk demeden yok etmeyi kendine hak gören bir zihniyetle karşı karşıyayız. Kudüs’ü kirleten, Gazze’yi kana bulayan, Lübnan’ı bombalayan, Suriye’yi karıştıran, Irak’ı dizayn etmeye çalışan bu kanlı yapı, yıllardır kendisini “mağdur” göstererek asıl mağdurları toprağa gömmeye devam ediyor.

“Zulmedenlere meyletmeyin; yoksa size ateş dokunur.”

(Hud Suresi, 113)

İsrail, bir devlet olmaktan öte bir kaos rejimidir. Kendi güvenliği için tüm dünyayı tehdit eden ve her kritik durumda Batı tarafından şımartılan bu yapı, adeta insanlığın aklıyla alay etmektedir. Bir yanda soykırım yaparken diğer yanda bu soykırımı inkâr edecek bir propaganda makinesi kuran bir sistemin adı olmuştur. Bu zulüm sadece Müslümanları değil, dünya üzerindeki her vicdan sahibini hedef almaktadır. Çünkü mazlumun dini yoktur, gözyaşının da rengi yoktur.

FİLİSTİN: TARİHİN EN BÜYÜK ACI HİKÂYESİ

Gazze bir şehir değil sadece; bir mazlumiyetin adı, bir direnişin simgesi, bir utancın şahididir. İsrail bombaları altında nefes almaya çalışan çocuklar, enkaz altındaki bebek cesetleri, ambulansın içinde can veren yaşlılar, eğitimden mahrum kalan kuşaklar… Bunlar modern dünyanın gözünün önünde, canlı yayınlarda, medya desteğiyle yapıldı. Ve dünya, tıpkı Bosna’da olduğu gibi, tıpkı Ruanda’da olduğu gibi yine seyretti.

“Kim bir canı haksız yere öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibidir.”

(Maide Suresi, 32)

İsrail sadece binaları değil; ümmetin izzetini, insanlığın vicdanını, mazlumların umutlarını da yerle bir etti. Hastaneler hedef alındı, okul bahçeleri bombalandı, cenazeler vuruldu, mezarlıklar hedef oldu. Filistinliler toprağını korumak istedikleri için “terörist” ilan edildi; çocuklar taş attığı için kurşunlara boğuldu. Bu bir savaş değil; bir milletin sistematik şekilde silinmesidir. Çağımızın gözü önünde işlenen en büyük insanlık suçudur.

“Zalim, cezasını çekmeden ölmez.”

(Hadis-i Şerif, Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr)

İRAN’IN TEPKİSİ: ZALİME KARŞI BİR NEFES, BİR TOKAT

Yıllardır “İsrail’e karşıyız” deyip sadece kürsülerde nutuk atan, ekranlarda alkışlarla şiir okuyan, mücahit pozları veren nice İslam ülkesi liderinin yapamadığını İran yaptı. Sözde kalmayan, fiili bir karşılık verdi. İran’ın füzeleriyle verdiği bu cevap, ümmetin içini bir nebze ferahlattı. Çünkü ilk kez zalim bir bedel ödedi, ilk kez korktu, ilk kez sığınaklara kaçtı, ilk kez ağladı.

İran’ın saldırısı sırasında hedef alınan yerler arasında bir hastane de vardı. İsrail bunu dünyaya “savaş suçu” olarak duyurmaya çalıştı. Oysa yıllardır Gazze’de ambulansları, doğumevlerini, çocuk bakım merkezlerini vuran yine kendisiydi. Ey İsrail, senin savaş suçu diye ağladığın bu an, mazlumların yıllarca yaşadığı trajedinin sadece küçük bir yansımasıdır. Sen savaşın sınırlarını, insanlığın onurunu, uluslararası hukuku yıllardır sistematik bir şekilde çiğniyorsun. Ama acı sana uğradığında hemen “hukuk” dersin. Oysa bu ümmet o hukuku çocuk cesetlerinin soğuyan ellerinden öğrendi.

Daha da hazin olanı, bu tokat İslam dünyasından değil; sadece birkaç ülkeden geldi. Birçoğu ya sustu ya da Amerika’nın gölgesinde kendilerine dokunulmasın diye milyarlarca dolarlık rüşvetlerle Amerika’nın başındaki büyük şeytana yaranmaya çalıştı. Gerçek ve tutarlı bir ses yalnızca Recep Tayyip Erdoğan’dan geldi. Erdoğan, açık ve kararlı bir duruş sergilerken, diğer liderler ya sustu ya da oyalandı. Bu da ümmetin ne hâlde olduğunu, kimden yana olduğunu açıkça gösteriyor.

Batı bile artık İsrail’in barbarlığına tahammül edemiyor. Amerika’nın içinde bile tepkiler yükseliyor; üniversiteler, STK’lar, sanatçılar ve vicdan sahibi entelektüeller bu zulmü lanetliyor. İsrail karşıtlığı artık Müslümanlardan çok Batı’da yankı buluyor. Bu hazin çelişkiler içinde, İran’ın verdiği cevap her ne kadar eleştirilecek yönler taşısa da, zalime karşı bir tokat olarak tarihe geçmiştir.

“Zulümle abad olanın sonu berbat olur.”

(Hadis-i Şerif, Beyhakî, Şuabü’l-İman)

ÇİFTE STANDART: ACININ DİNİNE GÖRE ADALET YOK

İsrail’in bakanları, generalleri, sağlık ve savunma yetkilileri ekranlara çıkıp ağlamaklı açıklamalar yapıyor: “Hastanemiz vuruldu, sağlık çalışanlarımız öldü!” diyorlar. Sanki yıllardır başkalarının hastanelerini yerle bir eden, sağlık emekçilerini hedef alan kendileri değilmiş gibi.

“Bir mümine, diğer mümin kardeşine zulmetmesi helâl değildir.”

(Buhari ve Müslim)

Batı medyası da bu algının maşasıdır. Gazze’deki bombalanan okulları görmezden gelir, İran’ın füzesi bir hedefi vurduğunda “insanlık suçu” diye bağırır. Bu utanmazlık yalnızca medya çifte standardı değil; aynı zamanda bir insanlık utancıdır. Çünkü zulmün dini olmaz; ama sessizliğin dili her zaman zalimin lehinedir.

ZULMÜN SONU VARDIR, TARİH HESAP TUTAR

ZALİM BİR GÜN MUTLAKA YOK OLACAKTIR

Tarih, zalimin uzun ömürlü olamayacağını defalarca göstermiştir. Firavun’un sarayı çöktü, Nemrut’un ateşi söndü, Hitler’in saltanatı yıkıldı. Şimdi sıra İsrail’in saraylarında. Çünkü Allah adildir. Mazlumun ahı arşa çıkmıştır; o ah yere düşmeden hesap kapanmaz.

“Rabbinin cezalandırması çok şiddetlidir.”

(Buruc Suresi, 12)

SİZ YAŞATTIĞINIZ ACIYI YAŞAMADAN YOK OLMAYACAKSINIZ

Ey İsrail’in yöneticileri, generalleri, bakanları ve destekçileri! Mezarlıkları bombaladınız, cenazeleri hedef aldınız, çocukların mezar taşlarına mermi sıktınız. Ama unutmayın: Allah, yarattığı hiçbir acıyı sebepsiz yaşatmaz. Siz o acıları yaşatmadan ölmeyeceksiniz. Aynı çığlıklar sizin evinizden yükselecek. O gün, gerçek adalet yerini bulacaktır.

BİR GÜN GELİR, AĞAÇLAR SİZİ İFŞA EDER

Hadislerde bildirilen o vakit gelecek. Yahudiler ağaçların arkasına saklanacak, ağaçlar konuşacak, taşlar dile gelecek:

“Ey Müslüman! Arkamda bir Yahudi var, gel onu öldür!”

(Sahih-i Müslim, Kitâbü’l-Fiten, Hadis No: 2922)

O gün, ne Amerika ne Avrupa ne de BM sizi kurtaracak. Allah mazlumun yanındadır. O gün geldiğinde hiçbir yer size barınak olmayacak.

O GÜNÜ BİZ GÖRMESEK BİLE NESİLLERİMİZ GÖRECEK

Bu büyük hesaplaşmayı belki biz göremeyeceğiz. Ama çocuklarımız görecek. Onlar görmezse torunlarımız görecek. O da olmazsa onların çocukları… Ama dünya bir gün “tek bir Yahudi kalmayacak” günü görecek. Bu sadece bir savaşın sonu değil; insanlığın yeniden doğuşu olacak. Ve bu doğuş, bir zalimin son nefesiyle başlayacak.

UNUTULMAMALIDIR Kİ:

“Zulümle abad olunmaz; ah ile yıkılır saraylar, mazlumun duasıyla devrilir tahtlar.”

SAYGILARIMLA