17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin ardından geçen 27 yıla rağmen Türkiye'nin yapı stoku belirsizliğini koruyor. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu tarafından yapılan 17 Ağustos 2026 tarihli basın açıklamasında, aradan geçen çeyrek asrı aşkın süreye ve yaşanan Bingöl, Van, Elazığ, İzmir ile 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerine rağmen, tehlike arz eden binaların tespiti ve dönüşümü konusunda somut adımların hâlâ yetersiz kaldığı ifade edildi.
"Asıl Soru Hangi Yapıların Riskli Olduğudur"
Marmara Depremi'nin yanı sıra son yıllarda yaşanan felaketlerin kırılgan yapı stokunu tekrar tekrar gözler önüne serdiğini belirten İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu, şu değerlendirmede bulundu:
"Bugün artık soru depremin nerede, ne büyüklükte ve ne zaman olacağı değildir. Asıl yanıtlanması gereken soru şudur: Ülkemizde yapıların birçoğunun riskli olduğunu, büyük bir depremde yapı stokumuzun ağır darbe alacağını biliyoruz ama bu yapıların hangileri olduğunu biliyor musuz? Ne yazık ki 27 yılın sonunda bu soruya hala yeterli bir yanıt veremiyoruz. Riski tahmin etmek ile riskin nerede olduğunu bilmek aynı şey değildir."
"13 Yılda Yıkılanın 6 Katı Kadar Daha Yapı Bekliyor"
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre Türkiye genelinde yaklaşık 36 milyon bağımsız bölümden 6 milyonunun risk altında olduğunu, 2 milyonunun ise acilen dönüştürülmesi gerektiğini hatırlatan İnşaat Mühendisleri Odası, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı raporlarındaki çarpıcı rakamları paylaştı:
"Kentsel Dönüşüm Başkanlığının verilerine göre 2012 yılından 2025 yılı sonuna kadar 319 bin 551 binada riskli yapı tespiti yapılmış, 1 milyon 272 bin 863 bağımsız bölüm riskli olarak belirlenmiştir. Aynı dönemde yıkılan bağımsız bölüm sayısı ise 1 milyon 88 bin 165 olmuştur. Halihazırda 6 milyon bağımsız bölümün riskli olduğu tahmin ediliyorken 13 yılda yalnızca 1 milyon civarı bağımsız bölümün yıkılmış olması, kat edilen mesafenin ne kadar düşük olduğunu göstermektedir. Yıkılanın 6 katı kadar daha yapının acilen dönüştürülmesi gerekmektedir."
İMO'dan 7 Maddelik Deprem Seferberliği Çağrısı
Gelecekte yeni acıların yaşanmaması için acilen harekete geçilmesi gerektiğini vurgulayan İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu, çözüm için şu 7 kritik adımı sıraladı:
Şeffaf Yapı Envanteri: Türkiye’nin bütün yapı stokunu kapsayan güncel, bilimsel, şeffaf ve kamuya açık bir yapı envanteri derhal oluşturulmalıdır.
Ulusal Bilgi Sistemi: Yapıların risk durumlarını izlemek ve güncel tutmak amacıyla Ulusal Yapı Stoku Bilgi Sistemi kurulmalıdır.
Öncelikli Kamu Programı: Riskli yapıların belirlenmesi ve müdahale süreçleri, riskin büyüklüğüne göre önceliklendirilmiş bir kamu programı olarak yürütülmelidir.
Dar Gelirliye Destek: Riskli yapıların güçlendirilmesi veya yenilenmesi için özellikle dar gelirli yurttaşları koruyan yeterli ve erişilebilir kamu kaynakları sağlanmalıdır.
Rant Değil Risk Odaklı Dönüşüm: Kentsel dönüşüm, rant odaklı parsel bazlı uygulamalardan çıkarılarak risk odaklı, kent ve bölge ölçeğinde bir planlama anlayışıyla yürütülmelidir.
Periyodik Yapı Denetimi: Yapıların kullanım sürecinde güvenliğinin izlenmesini sağlayacak periyodik yapı kontrolü yasal ve kurumsal bir sistem haline getirilmelidir.
Etkin Mühendislik ve Şantiye Şefliği: Yeni yapı üretiminde proje, uygulama, şantiye şefliği ve yapı denetimi süreçlerinde mühendislik hizmetlerinin eksiksiz verilmesi sağlanmalı, meslek odalarıyla iş birliği yapılmalıdır.




