İş hayatında “hata” kavramı diğer dallara göre farklılık gösterir. Aslında o kadar çok hata yapıyoruz ki farkında bile değiliz. Önemli olan hata yapmamak değil, yaptığımız hatalardan ders çıkarabilmektir. Zaten “tecrübe” dediğimiz olayın özünde, çok hata yapmış insan olgusu, yatar.


Monotonlaşan şirketlerde hata oranı yüksektir. Çünkü “hata” yapıldığını fark eden sayısı çok azdır. Yürüyen mekanizmaya, daha işlevsel argümanlar bulmak gerekir. Eğer elinizdeki argümanlar sınırlı ise, o mevcut üzerinden bir hamle yapmak gerekir.


Sürekli aynı işi yapmak farkında olmadan bir bıkkınlık hissi verir. Eğer işini sevmeyen bir topluluk ile çalışıyorsan, ki Türkiye’de işini sevmeyenlerin oranı çok yüksek, bu bıkkınlık yakınmaya ve en sonunda hatalar zincirine varır.


Sürekli aynı işi yapmayan şirket sayısı yok denecek kadar azdır. Sürekli aynı işi yapmak aslına bakarsanız iyi bir şeydir. Çünkü bir işi öğrenmek için o işi çok yapmak gerekir. Bir işi çok iyi yapmak için de o işi hem çok yapıp hem de o işi çok sevmek gerekir. Sevmek ile beraber “merak” duygusu, yeni bir şey öğrenme isteği başlar.


Yapılan bir araştırmaya göre aynı işi yapanlar içinde iki yılı geçmiş çalışanlarda bir “iş değiştirme” yaşanıyormuş. Bunun sebebi, iki yılda ben her şeyi öğrendim ve öğrenecek yeni bir şey yok, düşüncesi yatar. Bilgi ve öğrenmenin sonu için, ölüm derler. Yani öğrenmenin yaşı yoktur. İş dünyasında ise hiç yoktur. Bundan 10 yıl önceki kalıplaşmış bilgiler bugün hiç yoktur. Yeni terimler ve yeni fikirler oluştukça iş dünyası da sürekli şekillenir. Zamana uymayan ve ayak uydurmayan şirketler batmaya, yok olmaya mahkûmdur.


Hata dediğimiz kavramı “risk alma” açısından baktığımız zaman oluşacak zararın boyutuna iyi bakmak gerekir. Yapılan her hata, çalıştığın şirkete zarar verir. Bazı hatalar hiç zarar vermez gibi gözükse de yine de zarar verir. O an anlaşılmaz tabii ki… Risk alan şirketlerde ise hatanın boyutu çok yıkıcıdır. Bu tür hataların telafisi yoktur ve genelde o şirket ilk defa yaşar.


Masum bir hataya ve yıkıcı bir hataya örnek vereyim…


Diyelim ki bir ürün satıyorsunuz. Ve şirketinizin ürün skalası geniş. Bu şirkette en az üç departman vardır. Bu üç departmanın hangisi olursa olsun, müşteriye karşı yapılan bir hata, bu üç departmanı da mutlaka etkileyecektir. Bi ürün sattınız ve satışı en uygun şekilde yaptınız. Müşteri memnuniyeti üst seviyede ve ürününüzden çok memnun… Ama o ürünün her hangi bir sebepten dolayı servise gelmesi ve servis çalışanlarından dolayı bir memnuniyetsizlik ile karşılaşan müşterinin tepkisi o şirketten bir daha ürün almamak olacaktır. Hatta, kendisi haricinde yakınlarına da olumsuz anlamda baskı yapacaktır o şirket ile ilgili.. Bu masum görünen “hata”, aylar sonra veya yıllar sonra anlaşılacaktır. Hatanın sahibi belki bir kişi ama hatadan etkilenenlerin sayısı şirkette çalışanların hepsi…


Yıkıcı bir hataya, yaşanmış bir olaydan örnek vereyim…


Bir Fransa bankasında çalışan borsacı Jerome Kerviel, yaptığı bir hata sonucu bankasını tam olarak 4,9 milyar Avro zarara uğrattı. Yani 6,7 milyar dolar… 2008’de yaşanan bu olay o zaman dünya gündemine oturmuştu. Bu zarar Para dergisine göre 90 ülkenin borcundan daha fazlaymış.


Çalıştığın yeri sahiplenmek gerekir. Yaptığın her hatayı ve gördüğün her hatadan ders çıkarmak mutlak birinci kuraldır.