“Sporya daidmanönceden belirlenmiş kurallara göre, bireysel veya takım halinde yapılan rekabet amaçlı yarışma ve kişisel eğlence veya mükemmelliğe ulaşmak için yapılan fiziksel aktivitelerdir.”

Dünyanın en büyük sanal ansiklopedisi olarak kabul edilen wikipedia’da spor ile ilgili yazan ilk cümle bu.

Tabi sporun birçok tanımı var. İyi-kötü kitap okuyan herkes, eğer birazda spor ile ilgiliyse kendine göre değişik cümlelerle tarif edebilir sporu.

Ülkemizde “spor ne için var” ya da “ne için yapılır” dediğimizde ortaya tirajı komik haller çıkıyor maalesef.

Mesela geçtiğimiz akşam bir derby maçı izledik Galatasaray ile Fenerbahçe arasında.

TT Arenada oynanan futbol muydu, sinir harbi mi, yoksa özünde spor olan bir alt branş maçı mı belli değil. Orta da bir top var diye, birileri sağlıklı bedensel hareketlerle futbol oynuyor diye şimdi bu bir spor organizasyonu muydu?

Belki birçoğunuz bana katılmayacaksınız ama ben hala ülkemizin spor kültürüne sahip bir ülke olduğuna inanmıyorum.

Ampute maçında kavga çıkar mı hiç? Bu ülke çıkıyor işte.

Sonunda sadece bir teneke parçasının kazanıldığı alt liglerde 13-15 yaşındaki çocukların maçlarında olay olur mu hiç? Oluyor bu ülkede.

Üniversite gibi medeniyetin, gelişmişliğin, eğitimin, kültürün, geleceğin merkezi olan bir kurumda düzenlenen bir organizasyonda bile yaralanmaların, bayılmaların, rakibe saldırmaların, polislerin, özel güvenliklerin, ambulansların olduğu bir ortamda spordan bahsetmek mümkün mü?

Spor kültürüne erişmek, bir ülkenin gelişmişlik seviyesi ile doğrudan alakalı değil bence.

Siz eğer Üniversite’de spor eğitimi veren, spor eğitimi gören sporcularınıza dahi sporun ahlak, saygı ve dostluk olgusunu aşılayamamışsanız 100 binlik statların, devasa tesislerin, Fiba standartlarında salonların olması neyi değiştirecek?

Türk milleti olarak, halının altına süpürme alışkanlığımızı, zafere giden her yol mubahtır anlayışımızı değiştirmediğimiz müddetçe kimse bana hikaye anlatmasın.

Kavganın, gürültünün, hakaretin, küfrün, desisenin olduğu yerde spor yapıyoruz diyerek kimse kimseyi kandırmasın.

Belki kişiler, kurumlar, çok büyük madalyalar, kupalar, dereceler kazanır, egolarını tatmin eder ama eğer bu başarının içinde ahlak yoksa övündükleri hormonlu şampiyonluklar, kul hakkı yemekten öteye gitmez.

Ülkemizi spor anlayışı konusunda Avrupa ile kıyaslamak isterdim ama makasın ağzı o kadar açık ki; ülkem adına maalesef yazacağım hiç bir şey yok.

Onun için “spor yapıyoruz, sporla uğraşıyoruz” kavramları bence, spor yapmaya çalışıyoruz olarak kullanılmalı.

Ne zaman içimizdeki yenmek ve kazanmak tutkusunu fair play’e değişirsek, o zaman sporu konuşmak mümkün.