Bir duruşu olmalı insanın; bir bakışı, bir anlayışı, bir aşkı, bir davası…

15 yıl aradan sonra bir ilk yaşandı.

2003-2004 sezonunda UEFA Avrupa Ligi 1. Eleme Turu’nda

Türkiye’yi temsil eden Malatyaspor’dan sonra Yeni Malatyaspor düşler sahnesindeki yerini aldı.

Efsane Malatyaspor’un karşısına o yıllarda gelebilecek en güçlü rakip çıkmıştı.

İsviçre ligini 13 puan farkla şampiyon tamamlayan, aynı sezon içerisinde evinde aylarca mağlubiyet yüzü görmemiş bir takım. Üstelik Malatyaspor’u eledikten sonraki turlarda da son 32 takım arasında kalmayı başarmış bir takım…

Böylesi bir takıma karşı şanlı Malatyaspor, kötü oynamamasına rağmen 2-0 yenilgi almıştı.

Ben o yıllarda henüz 14 yaşındaydım.

Gıcır gıcır, pırıl pırıl Avrupa standartlarına uygun hale getirilen İnönü Stadı 7’den 70’e taraftarla tıklık tıklım dolmuştu. Neredeyse Malatya’da seferberlik ilan edilmişti…

Zaten biz Türkler olarak ancak futbolda veya sporun diğer branşlarında ortak paydada buluşuruz ya neyse…

Stattaki on binlerce insan 90 dakika boyunca hiç susmamıştı. Bilmiyorum siz ne zaman görmüştünüz ama ben ilk defa tribünlerin Meksika dalgası şovunu o zaman görmüştüm.

Bir de o tribünleri adım adım gezen çerezciler, ciğerciler, simitçiler vardı. Hiç bitmesin istediğimiz o kısacık 90 dakika…

Basel’de oynanacak ikinci maçta kimsenin umudu kalmamıştı. Kaldı ki Türkiye’yi temsil eden bir takımın maçını canlı yayınla verecek bir televizyon kanalı yoktu.

Ama ne oldu. Belki şansız yenen bir gol olmasa efsane Malatyaspor futbol devi Basel’i kupanın dışına itecekti.

Şimdi gelelim 15yıl aradan sonra Yeni Malatyaspor’a

Rakip daha önce Slovenya’nın adı sanı duyulmamış Olimpija wdasdaswda... takımı!

Küçümsediğimden değil, aradan geçen 15 yılda bizim ne kadar geriye gittiğimize olan kızgınlığımdan böyle yazıyorum!

Süper Lig, Avrupa Ligi, Eder,Carlos, gibi dünya yıldızlarını görmüş bir kentin futbolda sportif anlamda hiçbir varlık gösterememesi bir tek benim mi canımı sıkıyor!

Tamam ligde şuradayız, buradayız, futbolcu satmışız almışız ama elimizde ne var.?

Biz niye yıllardır sistem takımı olan bir kent olmayı başaramıyoruz!

Niye biliyor musunuz, okumuyoruz, araştırmıyoruz, dinlemiyoruz! Her şeyi bildiğimizi, her konu da konuşma hakkımız olduğunu çok iyi biliyoruz. Ama bazıları vardır ki az konuşurlar o bile çoktur!

Nereden geldiğimizi çok çabuk unutup, günü birlik başarılarla yaşıyoruz.

Şehrimizin manevi hiçbir değerine sahip çıkmıyor, çıkan insanlara da rahatlık vermiyoruz!

Hey sana diyorum!

Futbolcusunu ıslıklayan, bedava stada girmeye çalışan, hayatındaki tek işi gücü küfürbazlık olan vatandaş!

Sana diyorum güzel bir yaz akşamında şehrin tek büyük sosyal aktivitesine eşiyle, çocuğuyla, arkadaşıyla, komşusuyla gelmeyen vatandaş!

Bu gün değilse ne zaman harekete geçeceksin!

Bir amaç uğruna giden yolda yapılacak iki yanlış vardır; birincisi yolun sonuna kadar gitmemek, ikincisi hiç başlamamak…