Kayısının başkenti Malatya’da, mevsim normallerinin üzerinde bulunan sıcaklıktan dolayı çiftçi ve üreticilerin zirai don endişesi giderek artıyor. Özellikle nisan ayının sonuna kadar zirai don beklentisi olduğunu düşünüldüğünde kayısı üreticisi çiftçilerin ne yapacağı, nasıl önlem alacağı merak edilirken, her yıl sorulan ‘Kayısı dışında Malatya’da ne yetiştirilebilir, kayısının alternatifi olur mu? soruları tekrar gündeme geldi. Konuyla ilgili BUSABAH’a değerlendirmelerde bulunan Malatya Turgut Özal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakan Yıldırım önemli açıklamalarda bulundu.

Malatya'da 23 Nisan’ın son don tarihi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hakan Yıldırım, 28 Şubat’ta Pütürge, Doğanyol tarafında çiçeklerin açtığını ve çiçeğin açtığı periyotta arının da kovandan çıkması gerektiğinin altını çizdi.

“SÜREKLİLİK VE DEVAMLILIK İSTER”
Kayısıda bahar bakımının nasıl yapılacağı hakkında bilgi veren Prof. Dr. Yıldırım,
“Kayısı yetiştiriciliğinde baharda, sonbaharda ve yaz aylarında yani üç dönemde de belli zamanlarda belli uygulamaları var. Baharla birlikte yüzeysel toprak işleme yapılır sonrasında şu an çiftçilerimiz tomurcuk ilaçlamaları, iç kurduna yönelik ilaçlamalar, monilyaya yönelik ilaçlamalarla beraber baharda çiçeklenmeye kadar tomurcuk döneminde sonra yine monilya ile ilgili ilaçlama ve bakım çalışmaları devam ediyor. Bahara gelmeden sonbahardan itibaren yapraklar döküldükten sonra budama faaliyeti başlar baharda tomurcuklar kabarıncaya kadar. Yani bahara girmeden önceki dönemde tomurcuklar kabarmadan budama faaliyetinin de yapılmış ve bitirilmiş olması lazım. Dolayısıyla bu şekilde çiçeklenmeyle beraber de zaten kayısı yetiştiriciliği şöyle bir alan 7/24 bahçede yani yılın 12 ayı bahçeden, ağaçlardan haberinizin olması lazım. Tarım süreklilik ve devamlılık ister. Sadece meyvenin bulunduğu ya da sadece hasat yapıncaya kadarki bir süreçte bahçede bulunmak doğru değil. Onun için sürekli bahçeden haberinizin olması lazım”
şeklinde konuştu.

“BELLİ BİR SÜRE KALMASI GEREKİYOR”
Havaların sıcak seyretmesinin, çiçeklenme periyodunu erkene çektiğini dile getiren Prof. Dr. Yıldırım,
“Malatya'daki ilk çiçeklenmeler Pütürge, Doğanyol tarafında oluyor. 29 Şubat'ta Pütürge-Doğanyol tarafında kayısıda çiçeklenme meydana geldi. Tabii bu hava sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde gitmesiyle alakalı bir durum. Şimdi tomurcuklarda aslında bir içsel etmenler vardır. Tomurcuğun açıp sürebilmesi için bir de dış etmenler vardır. İç etmenler genelde hormonlar tarafından kontrol edilen bir mekanizma ve genetik bir özelliktir yani ne zaman çiçek açacağı bu bir kontrol altındadır. Ama bunlar iç mekanizmalara uygun hale geldikten sonra bu sefer dış etmenler, dış zorunluluk, iklim etmenleri dış zorunluluğa kalır iş. Yani hava sıcaklığı şu an mevsim normallerinin çok üzerinde seyrettiği için ve tomurcuklarda bizim soğuklama gereksinimi dediğimiz bir hadise de var. Yani bahçenin ya da ağaçların tomurcukların 7.2 santigrat derecenin altında belli bir süre kalması gerekiyor. Bu kayısı da çeşitler itibariyle 600-700 saatten bin 500, bin 600 saate kadar 7.2 santigrat derecenin altında beklemesi gerekiyor. Dolayısıyla bu programa gereksinimiyle karşılanmışsa dışsal zorunluluk ve mevsim normallerinin üzerine de sıcaklık çıkınca tomurcuklar açmış oluyor. Dolayısıyla da bu sefer erken zamanda işte daha bizim bir don sürecimiz var. Çiçeklenmeyle ilgili ayrı bir sorun olacak”
ifadelerine yer verdi.

“DONMA HADİSESİ MEYDANA GELEBİLECEK”
Kayısıyı bekleyen tehlikeler hakkında bilgi veren Prof. Dr. Yıldırım,
“Çiçekte tozlanmayla ilgili arıların faaliyet göstermesiyle ve tozlanma faaliyetiyle ilgili bir kısım sorunlar olacak. İlkbahar geç donlarının meydana gelme durumu var. Malatya'da 23 Nisan bizim son don tarihimizdir. 28 Şubat’ta Pütürge, Doğanyol tarafında çiçekler açtı işte şimdide yavaş yavaş Kale, Battalgazi, Akçadağ ve rakım bin 500, bin 600’lere kadar çıkıyor. Çiçeğin açtığı periyotta arının da kovandan çıkması lazım. Kovandan arının çıkabilmesi için uygun olan koşullar çiçeğin açıp tozlanma, döllenme faaliyetinin başlaması gerekiyor. Ama çiçekler erken açtığında hem arı faaliyeti hem de bu önümüzdeki süreçte yağmur yağışı olduğu nemden dolayı ve birkaç hafta sonra hava sıcaklığı mevsim normallerine döndüğü zaman çiçeklerde donma hadisesi meydana gelebilecek. Yağmurlu bir hava olursa önümüzdeki günlerde bu sefer açan çiçeklerde monilya ve benzeri hastalıkların meydana gelmesi söz konusu. Geçen süreçte geceleri daha düşük sıcaklık derecelerine eksi derecelere düştüğü zaman çiçeklerde ilkbahar geç donu ya da meyveye döndükten sonra meyve döneminde yine daha hassas oluyor o dönemde ilkbahar geç donlarından etkilenme ve verim ve kalitenin düşmesiyle sonuçlanabilecek”
söyleminde bulundu.

“MALATYA’DA KAYISININ ALTERNATİFİ OLAMAZ”
Malatya’da kayısıya alternatif bir üretimini söz konusu olamayacağını belirten Prof. Dr. Yıldırım,
“Malatya dünyada kayısının başkenti. Malatya'da kayısının yetiştirilebileceği alanlarda az önce söylediğimiz işte don zararının olabildiği alanlar ya da kayısı yetiştiriciliğinin verim ve kalite açısından yapılamadığı problemli alanlarda kayısının yerine başka bir şey düşünebiliriz. Ama Malatya'da kayısının yetişebileceği her karış alanda sorununun bulunmadığı her karış alanda şöyle bir net ifade kayısıyı yetiştirmek farzdır. Kayısının alternatifi olamaz ama kayısının yetişmediği alanlarda don zararının bulunduğu yerlerde mesela Yazıhan'da biz 2017 yılında Yazıhan'daki Recai Kutan Barajı'nın sulamaya açılacağı alanlardaki ürün çeşitliliğiyle ilgili bir toplantıya gitmiştik. Yazıhan Belediyesi'nin öncülüğünde. Orada muhtarlar ve köylülerle bir toplantı yaptık. Mesela bir mahalleden geldiler 15 yaşındaki bir bahçeden 3 defa meyve almışlar. Yani demek ki 5 senede bir meyve alınmış. Böyle bir alanda kayısıya devam etmek sıkıntılı. Burada alternatifler düşünebilirsiniz ama başka bir yerde ilkbahar geç don zararı yok, toprak yapısı iyi, ekolojik şartları iyi, verim ve kalite kriterleri iyi öyle alanlarda alternatif aramak hiç uygun değil. Malatya’da kayısının alternatifi olamaz”
diye konuştu.
“İRTİBATLARINI KESMESİNLER”
Son olarak Malatya Turgut Özal Üniversitesi Ziraat Fakültesi olarak her zaman çiftçilerin yanında olduklarını kaydeden Prof. Dr. Yıldırım,
“Çiftçi problemli alanlarda eğer meyveden devam etmek istiyorsa, ilkbahar geç donlarından etkilenmeyen badem yetiştiriciliği yapabilir. Eğer yetiştiricimiz meyve dışında başka şeylerle uğraşmak istiyorsa sebze yetiştiriciliği yapabilir. Ya da üreticimiz bahçe bitkilerinden kar etmiyor, satamıyor, pazarlamayla ya da diğer türlü sorunlar yaşıyorsa ben talep üzerinden üretim yapacağım der. Talep üzerinden özellikle yem bitkileriyle ilgili son zamanlarda çok ciddi mesela Battalgazi yöresinde silajlık mısır, buğday ve arpa vesaire yetiştiriciliği yapılıyor. Çok yakın zamanda Yazıhan'da Hayvancılık Organize Sanayi Bölgesinde yavaş yavaş faaliyete başlamışlar. Hayvancılık gelişirse mutlaka yem bitkilerinin arttırılması lazım. Yazıhan Ovası'nda şeker pancarı yetiştiriciliği yaygınlaşmaya başladı. Bunun gibi ayçiçeği yetiştiriciliği, silajlık ya da yemlik mısır yetiştiriciliği gibi alanlara üreticilerimizi yönlendirmemiz mümkün. Biz üreticilerimize hep şöyle diyoruz bizim Ziraat Fakültesiyle olan irtibatlarını kesmesinler. Üretimin planlanması anlamında da tarıma paydaş kurumlarla beraber de birlikte hareket ediyoruz. Onlara da uğrayabilirler ama tıkandıkları noktalarda, tavsiye ya da fikre ihtiyaçları oldukları noktalarda biz çiftçimizi, üreticimizi, köylümüzü fakültemizde ağırlamaktan memnuniyet duyarız”
açıklamasında bulundu.





