Futbolun ikinci planda olduğu şu günlerde, hain darbe girişimi sonrası bizler normalleşme sürecine dönelim derken, ortaya çıkan yeni iddialar, yeni görüntüler, yeni bağlantılar adeta hepimize şok üstüne şok yaşatıyor.
Ülkenin her alanında takiyye güçlenen ve düğmeye basıldığında harekete geçen FETÖ ile ilgili TSK, Emniyet, Milli Eğitim, Üniversiteler, Yargı ve Belediyelerde mücadele ne kadar önemliyse sporda da aynı temizleme operasyonunun yapılması gerekmektedir.
Özellikle Türk futbolunun bağırsaklarının temizlenmesi bakımından sadece TFF boyutunda değil tüm kulüplerde FETÖ’cüleri tespit etme girişimleri başlamalıdır. Futbol dünyasından toplanan himmetler, cemaatçi referanslarla kulüp bulan futbolcular, Fetullah Gülen’in adıyla takım çalıştıran antrenörler, paralel yapıya destek verip, şimdi kıvırmaya çalışan yöneticiler bir an önce tespit edilmelidir.
Bu konuda her şey devlet ve MİT’e bırakılmamalıdır. Millet de bu FETÖ belasına karşı gerekli uyarıları yapmalı, şikâyet hattını kullanmalıdır. Nasıl ki Yenikapı’da farklı sesten milyonlar tek vücut olduysa bundan sonra da sadece meydanlarda değil, apartmanlarda bile bu ihanet çetesine karşı konulmalıdır.
Görelim bakalım!
15 Temmuz’da ülkenin DNA ayarlarıyla oynamaya çalışanların tüm yurtta hayatı olumsuz etkilemesinden dolayı, ne Yeni Malatyaspor’u takip edebildik ne de sporun diğer unsurlarını.
Yeni Malatyaspor’un şampiyonluk için mücadele edeceğini biliyoruz. Kurulan kadro bunun için yeterli mi, hazırlık maçlarındaki performansları ölçü mü, yabancı transferindeki sürpriz yumurta anlayışı bu kez tutar mı, ikinci Adil Gevrek – İrfan Buz buluşması hayırlara vesile olur mu, hep beraber bekleyip göreceğiz.
Ben kendi gözlem ve ölçülerim olmadan değerlendirme yapmayı uygun bulmadığım için, şimdilik Yeni Malatyaspor ile ilgili köşeli cümleler kurmak istemiyorum. Mersin deplasmanıyla birlikte geçen birkaç haftalık süre zarfında büyük fotoğrafı net bir şekilde değerlendirebiliriz.
BAL ARILARI...
Daha önceleri aktif olarak il dışında görev aldığımız için amatör ve Bölgesel Amatör Ligleri çok yakından takip edemiyorduk. Ancak amatörün ve alt yapının her hareketini büyük bir ilgiyle takip edip, siz değerli okurlarımla her karesini paylaşacağımın sözünü buradan veriyorum.
BAL takımlarımızdan İnönü Üniversitesi ve Yeşilyurt Belediyespor’un yaz boyunca transfer haberlerini, iddialı demeçlerini okuduk, durduk. Konuşma hakkı şimdilik bu kulüpleri sevk ve idare edenlerin elinde. Sezon başladıktan sonra kimin heybesinde neler var hep beraber göreceğiz.
Lakin;
Şimdiden kulağıma çirkin söylentiler, hoş olmayan duyumlar geliyor.
*Yeşilyurt Belediyespor’dan bazı aracılarla oyuncuların çeşitli vaatlerle İnönü Üniversitesi’ne paslandığını duyuyoruz...
*Yine bazı iş adamlarına fahri doktora karşılığında Üniversite takımına para aktarma gibi tekliflerin gittiği iddia ediliyor...
*Yeşilyurt Belediyespor’un şampiyonluk bütçesini oluşturmak için kimlerin adını kullanarak hangi iş adamlarından ne tür bağış tekliflerinde bulundukları konuşuluyor...
*Her iki BAL takımında aktif ve pasif olarak görev alan bir okutmanın,(gerçi kendisi bu unvandan rahatsız oluyor) Yeşilyurt ve İnönü Üniversitesi’ni tek elden yönettiği söyleniyor...
*İnönü Üniversitesi takımının, projeler için değil, bazı düşük profilli akademisyenlerin ön planda tutulması için BAL’a çıkarıldığı düşünülüyor...
Kısacası bende bu iddia ve söylemlerle ilgili kendi araştırmalarımı büyük bir titizlikle sürdürüyorum.
Bakalım; ‘ Malatya amatörüne örnek olacağız, futbola hizmet için buradayız, proje takımıyız’ diyenler mi haklı yoksa tüm bu suçlamaları yapanlar mı?
Futboldaki Haşhaşiler!
Adil Kınık
Yorumlar