Çocukluğuma dair aklımın bir köşesinde hayal meyal hatırladığım nadir hatıralarım var benim. Esnaf çocuğu olarak büyüdüm ben. İstanbul’un en güzel yerinde Malatya’yı temsil eden, adında olmazsa olmaz 44 olan bir lokantamız vardı.
Dedem özel bir fabrikadan emekli olduktan sonra İstanbul’a giderek önce yine adında 44 olan bir çay ocağı daha sonrada lokantayı açmış. İşte o dükkanlar arasında top oynarken ya da komşu esnafın kapısının önünde otururken geçti benim çocukluğum.
Yeri geldi esnaf amcalar arası getir götür işini yapardım, yeri gelir bildiğiniz maskot gibi oradan oraya gülücük saçardım. Çocukluğuma dair en güzel günler hep oralarda geçti. Hep alışveriş yaptığımız kasap, fırın, çerezci, manav, balıkçı yıllarca hiç değişmedi. Babaannem o geleneği elinden geldiğince devam ettirmeye çalışıyor halen.
Şimdi bakıyorum da teknoloji kurbanı olmuşuz…
Önce marketler, AVM’ler esnafla vatandaş arasına bir duvar ördü. Şimdi de internet…
Malatya’ya gezmeye geldiğimiz günlerde Kapalı Çarşıyı gezmek, kuyumcu dükkanlarının vitrinlerine bakmak, iki tanıdık insan görüp sohbet eden dedemi pür dikkat dinlemek ve günün sonunda vilayet parkında gözleme-ayran keyfi paha biçilmezdi.
İşte bu güzellikler bir bir ellerimizden kaydı gitti. Açılan marketler esnafın önce soluğunu kesti. Manava gidip pazarlık yapan, ekmeği, eti alırken veresiye defterine yazdıran bizler markette bunları yapamadığımız halde market sevdalısı olduk.
Mahalle bakkalının sıcacık raflarına, peynir kokan tezgahına rağmen gün geçtikçe bağı kopardık. Bu düzen uzun bir süre böyle gitti tabi ki. Ta ki son 3 yıla kadar.
Pazarda gezmek en büyük keyfi olan ben bile kendimi internetten alışveriş yaparken buluyorum. Çok ilginç ve aslında çok saçma değil mi? Ayakkabı, kıyafet, aksesuar derken bide baktım ihtiyaçlarımızı internet üzerinden hem de denemeden yapıyoruz. Beden seçiyoruz, adres veriyoruz, sonra kargo kapımıza getiriyor ödemeyi kargoya yapıyoruz. Pazarlık yok, sohbet yok, ayna yok, kumaşı ellemek yok, elde poşet taşımanın verdiği zevk yok.
Ben bunun için kendime kızarken teknolojinin daha da ilerlediğini gördüm. Millet gıda, elektronik, mobilya alışverişini bile artık bilgisayardan yapıyor. Kolaylık olabilir belki ama bütün her şeyimizi alıp götürdü şu internet.
Şimdiki çocuklar çok şansızlar maalesef. Ama neyse ki oturduğum semt uygun olduğu için bizim oğlan benim kadar olmasa da esnafı, esnaflığı biliyor. Mesela bakkal Birsen ablası var, kasap Halil amcası, her çarşamba semt pazarı gezme fırsatı var.
Bir an önce çocuklarınızı çekin bence koca duvarların önünden çarşıya, pazara, esnafa götürün hayatla tanıştırın. Hem bu sayede esnafta rahat bir nefes almış olur. Yüzü güler, evine ekmek gider…