Geçen gün Habertürk’te Fatih Altaylı yazınca fark ettim.

Geliri asgari ücretin “dahi” altında olan neredeyse çoğu insanın cebinde iPhone vardır.

İşte onun kurucusu Steve Jobs 2011 yılında vefat etti. Hasta yatağında söylediklerini Altaylı yazınca fark ettim. Bir milyarderin ölüm döşeğinde söylediklerini aynen aktarıyorum:

“İş dünyasında başarının zirvesine ulaştım. Diğer insanların gözünde, benim hayatım tam bir başarı örneği. Ancak, çalışmanın yanında mutluluğu çok az yaşadım. Sonuç olarak, zenginlik ve varlık hayatın alıştığım bir yönü oldu.

Şu anda bir hasta yatağında tüm hayatımı gözden geçirirken, kıvanç duyduğum tüm zenginlik ve tanınmanın ölümün karşısında solduğunu ve anlamsızlaştığını anlıyorum...

Ölümün nefesinin giderek yaklaştığını hissediyorum...

Şimdi şunu biliyorum; hayatımız için yeteri kadar varlık elde ettiğimiz zaman, zenginlikle ilgisi olmayan konuların peşinden gitmemiz gerekir, daha önemli olan şeylerin:

Belki dostluklar, belki sanat, belki de gençlik yıllarında kurduğumuz hayaller...

Sürekli olarak zenginliğin peşinde koşmak, insanı benim gibi eğri büğrü hale getiriyor.

Kazandığım zenginliği ve varlığı birlikte götüremiyorum.

Birlikte götürebildiğim tek şey, sevginin oluşturduğu hatıralarım.

Sizinle birlikte olan, size güç veren ve size yola devam etmeniz için ışık veren gerçek zenginlik işte bu sevgi dolu hatıralar.

Gitmek istediğiniz yere gidin.

Ulaşmak istediğiniz yüksekliğe ulaşın.

Hepsi sizin kalbinizde ve ellerinizde…

Dünyada en pahalı yatak nedir biliyor musunuz:?

‘Hasta yatağı.’

Sizin için otomobili sürmesi için bir kişiyi kiralayabilirsiniz.

Sizin için para kazanması için bir kişiyi istihdam edebilirsiniz.

Ancak hastalığınızı sizin için taşıyacak kimseyi bulamazsınız.

Kaybedilen materyaller bulunabilir.

Ancak kaybolduğu zaman asla bulamayacağınız bir şey var: “Hayat.”

Bir insan ameliyathaneye girdiğinde, o ana kadar okumayı bitirmiş olması gereken bir kitabın olduğunu fark ediyor.

Şu anda nasıl bir hayat sahnesinde olduğumuzla, zaman içinde, perdeler aşağıya inince yüzleşiyoruz.

Ailenizin, eşinizin ve dostlarınızın sevgilerine değer verin.

Diğer insanlara şefkat gösterin.”

***

***

Aslında başka söze gerek yok ama şu sözü çok etkili:

“Dünyada en pahalı yatak nedir biliyor musunuz?” sorusunu yine kendi cevaplıyor:

“Hasta yatağı.”

Paraya tapanların olduğu bir dünyadayız maalesef. Amacımız sürekli daha fazla para kazanmak, daha fazla ihale kapmak daha fazla para karşılığında itibar kazanmak!

Bütün yolları “yolsuz” yapmak niyetindeyiz, o yolu sadece biz geçmek istiyoruz. Ne bir arkadaşımızı ne komşumuzu ne akrabamızı geçirtmek niyetindeyiz.

Etrafı araçlaştırırken sadece parayı amaçlaştıran tiplerin çokluğu bizi anlamlı kılmıyor.

Bizi anlamlı kılan elin gavurunun söyledikleri de değil!

Bizi anlamlı kılan geçmişimiz, atamız, insana değer veren büyüklerimiz, daha insancıl yaşantımız…

Menfaatin olmadığı dostluklar…

Gönülden muhabbetler, yürekten hareketler…

Yani gerçekten “biz” olmamız, insan olmamız bizi anlamlı kılıyor.

Gerisi anlamsız, boş… Koca bi çukur!