Depremden sonra Malatya’da, Malatyalı kalmadı şimdi bazıları yabancının önünde el pençe durur hâle geldi. Şimdi insanlar Kendi hemşehrisinin kuyusunu kazar, dışarıdan geleni bağrına basar, kendi değerini taşlar hâle geldik. Elin adamına ışık veren mum olur, kendi kentinden olana takoz olur.
Eskilerin tabiriyle el âleme heyran kurban, evinin içinde olana düşman. Malatya şehir olarak hak ettiği yere gelmesi için Malatyalı olarak bir araya hemen gelmemiz lazım. Sen Benim Güzel Malatya’mdın, ne oldu?
Türkiye'nin incisiydin, merhametli iyilikseverdin. Depremden sonra ne oldu bize anlamıyorum. Merhametli insanlar gitti, merhametsizler geldi. Melek idik, şeytan olduk. Kıblemiz camii idi, şimdi şeytan oldu. Sen böyle değildin!
Hayatı pahalı hale getiren kim? Sen, ben, o… Bir daire sıvası 200 bine çıkmış, şaka gibi! Kimse yevmiyeyle çalışmıyor, bir kez daha anladık ki; masum olduğunu iddia edenlerin önemli bir kısmı fırsatları olmadığı için masummuş, yoksa!
Herkes imkânı ve olanağı kadar firavunmuş, herkes imkânı ve olanağı kadar hırsız herkes imkânı ve olanağı kadar zalim. Hayat pahalılığı mı? Allah fırsat vermesin, iyiler öldü, evi yıkılanlar yakınlarına, konteynerlere sığındı hayatını kaybedenlerin yakınları mağdur.
Ne acı ki! Evi yıkılmayan, yakınlarını kaybetmeyen depremden zarar görmeyen çok büyük bir depremzede kesim dasktan, eşya sigortasından para alacak diye yalan söyleyen, 15 daireli apartmanı yıktırmamaya çalışan mümin görünümlü iblis tarihin en zalim kitlesi olmaya aday... Malatya'da herkes evinin malının yakının kaybının derdindeyken kimlerin hangi fırsatçılıklar peşinde koştuğunun yakın şahidiyim yasıl yağma yaptığını neleri stokladığını depremzedeye nasıl fahişçilik yaptığının depremzedeye verilene nasıl göz diktiğini gözlerimiz görüyor.
Deprem olalı 18 ay oldu, bu saatten sonra nelerin değiştiğini insanların nasıl rant peşinde koştuğunu Malatyalı görüyor. Yazacak o kadar konular var ki hangi birini yazalım. Geçen gün Malatya ile ilgili yazdığım yazıyı okuyanlar birlik beraberliği sağlarlar.