Şubatın 6’sında meydana gelen depremlerin 10’uncu ayını tamamladık ve deprem bölgesindeki herkes bunu biliyor çünkü herkes gün sayıyor. Deprem olduğunda Malatya’da yoğun bir kar yağışı vardı ve hava hiç olmadığı kadar soğuktu. Havalar soğudukça depremi yaşayanlar yeniden o güne dönüyor. Depremin üzerinden 10 ay geçti ama bu bölgede kalan insanlar 10 aydır sallanıyor. Hem gerçek anlamda artçılar ile hem de psikolojik anlamda sallanıyoruz.

Bu tarihi olay bir türlü atlatılamıyor. Kime sorarsan aynı korku, aynı dert. İnsanlar evlerinden eşyalarından vazgeçip konteynerlerde kalmak istiyor. Bölgede yaşayanlarda deprem anksiyetesi oluşmuş durumda. Masayı sallayan olursa herkes bir anda kalkıp masayı sallayanı dövecek gibi. Zaten hali hazırda bir hayli asabi olduğumuz ve sakin kalmayı beceremediğimiz trafikte de durumlar aynı. Trafik başlı başına bir sorun iken depremle birlikte daha beter bir sorun haline gelmiş durumda. Kimsenin sabrı kalmadı. Sürekli kazalar, tartışmalar yaşanıyor, kimse kimseyi hoş görmüyor. Herkes çok gergin ve kimse karşısındakinin de bir insan olduğunun farkında değil.

Bu kadar çok gündemin merkezine oturması tabi ki insan psikolojisini de ağır bir şekilde etkiliyor fakat bölgede yaşayan insanlar için gündem olmaması çok mümkün değil. Bazı deprem bilimciler de depremin hava durumu gibi bir şey olmadığını ve sürekli konuşulmasının yanlış olduğunu belirtiyorlar. Evet, haklılık payları var ama onlar bu bölgede yaşamıyorlar. Bölgenin çamur içerisinde yıkılışını her Allah’ın günü seyretmiyorlar. Daha da önemlisi o anı tekrar yaşamak istemeyen ve sarsıntıları unutamayan insanların arasında değiller.

Sözün kısası deprem hepimizin hayatında bir milat durumuna geldi ve başlangıcı 6 Şubat oldu. Parçalar halinde değerlendirdiğimiz hayatımız artık iki parçadan oluşur oldu. Depremden öncesi ve depremden sonrası. Unutmak için önce hatırlamamak gerekiyor ama hatırlamamak pek mümkün olmuyor. Çünkü her hava o günü, her ses o saati anımsatıyor. Bazı durumları düşününce “Depremden önceki ben ne kadar da huzurluymuş” diyorum ve eminim ki bu duygular ve hisler bu bölgede yaşayanlar arasında ortak bir paydadır.