Demek ki; Sadece Avrupa ve Türkiye de oynanan üst düzey müsabakalar da değil, Malatya da bir BAL ligi karşılaşmasında bile orada bulunan herkesin futbol da demek olabiliyormuş dediği izlenimler vuku bulabiliyormuş.

Pazar günü Yeşiltepe Stadı’ nda 2 - 2 beraberlikle biten Yeşilyurtspor - Elaziz Belediyespor karşılaşması bu anlamda futbolla ilgilenen herkes için ders niteliğinde geçti diyebilirim. 44 Malatya maçında da izleme fırsatı bulduğum Elaziz Belediye takımı, bu grubun şampiyonluk hedefi olan ve en güçlü ekiplerinden bir tanesiydi. Yeşilyurtspor maçı öncesi grupta maç fazlası ile de lider durumdaydı.

Ancak müsabakanın başlaması ile birlikte her şey ekibimiz lehine gelişmeye başladı. Bunda temsilcimizin oyuna istekli, tempolu ve rakip sahada pres yaparak başlamasının önemli faktörü vardı. Rakibine bu anlamda nefes aldırmayan ekibimiz maçın başlarında 2 net fırsattan da yararlanamadı. Müsabakanın 25. dakikasında rakip takımın stoperi (iyi oyuncuydu) oyundan ihraç edilince, zaten üstün olan Yeşilyurtspor maça iyice hakim oldu ve Cihan ile Engin’in ayağından bulduğu gollerle devreye 2-0 önde girdi.

Buraya kadar her şey güzel gidiyor ve devre arası bende dahil olmak üzere orada bulunan arkadaşlarımız ikinci yarının temsilcimiz adına rahat geçeceğini düşünüyorduk. Yanlız ikinci yarıda kaçırdığımız çok önemli bir detay ortaya çıktı. Bizim ilk yarıdaki oyuna ve skora bakarak dışarıda olan rahatlığımız, saha içerisinde futbolculara aksi yönde tesir etti. Onlar bu rahatlığı, pas yaparak, fazla oyuncu ile oynamanın avantajını iyi kullanarak sağlamaları gerekirken, müsabakanın ikinci yarısını oynamadan kafalarında galip bitirdiler.

Bir sıkıntı olmaz mantığıyla hareket ederek oyun disiplininden kopuk, mücadeleden yoksun ve yardımlaşmadan uzak bir şekilde karşılaşmayı sürdürdüler. Bir futbolcunun 3 defa arkadaşları müsait durumda iken topu çıkarmayıp heba etmesi, başka bir futbolcunun 4-5 defa keklik gibi ofsaytta düşmesi ve rakip takım savunmasının orta sahaya kadar çıktığı anlarda ekibimizin üçüncü golü bulamadan maçı tamamlamasına şahit olduk. Hadi 2 - 0 galip olduğumuz için gol atmayı boş verip, yemeden maçı lehimize bitirelim derken, takım savunmasında özelliklede defansta inanılmaz hatalar yaptık. Rakibin dikine, çabuk ve boşa çıkarak oynamasına müsaade ederken, onların geride oldukları için yapmaları gereken paniği de biz yaptık.

Savunmanın arkasına 40 metreden atılan topun önce kontrol edilmesi, sonra sürülmesi ve nihayetinde kaleye vurulup gol yapılmasına izin verdik. İkinci gol yüzde yüz kalecinin boşa çıkması ile gelişti. Bu arada rakibin kaçırdığı (kalecinin kurtardığı da diyebiliriz) penaltı, 3-4 net pozisyon ve hakemin önce verip sonra iptal etiği nizami golü de unutmayalım. Ekibimiz adına Cumali’ nin vurup direkten dışarı giden serbest vuruşu da belirteyim. Hakemin iptal ettiği gol neticesi ortaya çıkan ve müsabaka bitene kadar devam eden görüntü ise kabul edilir değildi. Kendi takım içerisindeki gelişen böyle bir olaya sahada hiç tanık olmadım.

Takımsanız, bir isim altında sahaya çıkıyorsanız doğruyu da, yanlışı da paylaşmak zorundasınız. Takım içerisinde tabi ki bazı isimler ön planda olup, beklentiler fazla olabilir. Mevki itibari ile de sonuca olumlu ya da olumsuz yönde tesir de edebilir. Ben müsabakada kim hata yapmıştır, yapmamıştır tarafından bakmıyorum. Maçı kalkıp da tek başına kaleciye yıkarsanız o zaman haksızsınız derim. İkinci golde hatalı, hakemin vermediği gol de yanlış çıkmış olsa da çıkardığı penaltı ve 3-4 net pozisyonları da unutmayalım. Bu toplar uzaydan gelmedi. Rakip ataklarda takım halinde ne yapıyorduk sormak lazım.

Artık geride kalan bu karşılaşma sonucu hem kenar yönetiminin hem futbolcuların gereken dersi muhakkak çıkaracaklarını umuyorum. Futbol ciddiye alınması gereken bir oyundur, kaybedilse bile doğrular yapılarak kaybedilmelidir. Futbol harici sahada gelişen olumsuz görüntü içinde fatura mutlak kesilecektir. (4 oyuncu kadro dışı bırakılmış)