İşte cumhuriyet. 100 yaşında birinci asrını devirmiş duruyor. Kolay kazanılmadı ki kolay kaybedilsin. Bunun için mücadele edildi yıllarca cephede. Yalnız cephede mi? Değil. Çobanlar tarafından dağlarda, köylü tarafından tütün, pamuk ve buğday tarlalarında… Halk tarafından sokaklarda, öğrenciler tarafından okullarda ve Mustafa Kemal tarafından yedi cihanda verildi bu mücadele. Kahraman Türk evlatları bunun savaşını verdi. Bir fidanı 100 yıllık bir çınara dönüştürmek için taktı canını dişine.
İşte cumhuriyet. 100 yaşında birinci asrını devirmiş duruyor. Kolay kazanılmadı ki kolay kaybedilsin. Bunun için mücadele edildi yıllarca cephede. Yalnız cephede mi? Değil. Çobanlar tarafından dağlarda, köylü tarafından tütün, pamuk ve buğday tarlalarında… Halk tarafından sokaklarda, öğrenciler tarafından okullarda ve Mustafa Kemal tarafından yedi cihanda verildi bu mücadele. Kahraman Türk evlatları bunun savaşını verdi. Bir fidanı 100 yıllık bir çınara dönüştürmek için taktı canını dişine. Köle olmamak için kan emicilerin himayesi altında, hür olabilmek adına çektiler tetiği.
1919 baharında gözü kara bir komutan sefere çıktı. Gözü kara ama iş zor ve gerçekleştirilmesi zorunlu bir görev. Asırlık bir devlet ve yüzlerce yıllık bir milletin kültürü, hürriyeti söz konusu. Düşman yolu kesmiş, düşman alabildiğine art niyetle dolu. Düşmanların başları yok, gözleri kan çanağı. Komutan kararlı, pusların arasından ufukları görebilecek kadar kararlı. Komutan bastı Samsun’a, başlattı bir milletin kurtuluşunun savaşını.
Antep, Urfa, Maraş düşmüş, esir düşmemek için köle olmamak için dövüşüyor. Düşman dışarıda, düşman içeride, düşman her uzva yayılmış bir kangren gibi yayılıyor gün geçtikçe. Sonra toplantılar, kongrelerle kararlar alındı. Halk silahlanmış, ama silahları tahtadan hallice. Yokluk var, zorluk var ama pes etmek yok. Düşünmeden ölümü girdiler düşmanla göğüs göğse. Aylar geçiyor, direniş devam ediyor. Bizde şehitlik yüksek bir mertebe. Ölüm bizim Mehmetlere hediye gibi geliyor. Korku var fakat vazgeçmek yok. Sonra ihanetler, isyanlar, antlaşmalar ve müzakereler. Yıllar olmuş, kurşun sesleri bizim çocuklara türkü gibi gelmeye başlamış. Savaşın seyri değişmiş, büyük bir darbe vurulmuş düşmana. Hem içerdekilere hem dışarıdan gelenlere.
Ve yıllardan 922, dile kolay yıllar geçmiş. Savaş antlaşma ile karara bağlanmış, düşman püskürtülmüş. Tüm dünyaya gerekli ders verilmiş. Ülke yorgun, halk bitap ama umut var. Mustafa Kemal çalışıyor durmadan, düşünüyor sürekli vatan toprağı için. ‘Bu şanlı topraklarda bu zafere ne hediye edilebilir?” diye. Tarihlerden 28 Ekim 1923 ve Mustafa Kemal silah arkadaşlarıyla. “ Efendiler yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz” diyor. Ertesi gün ilan ediliyor halka müjdeli haber. Vatanı için kadın, erkek, yaşlı demeden mücadele veren halk, yine kendi yönetimi için hep birlikte karar veriyor.
Yıllardan 2023. Cumhuriyet 100.yaşına gelmiş. Atatürk’ten verilen hediye saklanıyor yüzyıldır. Daha nice hikâyeler, türkülerle yazılıyor bu destan. Kolay olmadı hürriyet, kurulmadı cumhuriyet kolay şartlarda. Bundan sonra da kolay kolay kaybedilmez bu medeniyet.