7 Haziran seçimlerinin ortaya koyduğu bir gerçek vardı:
İlk iki siyasi parti yani, biri yıllardır iktidar olan parti ve diğeri de yıllardır ana muhalefet olan parti oylarını düşürmüştü.
Hem iktidara bir mesaj verilmişti hem de ana muhalefete...
Seçimden hemen sonra "Birilerinin kaybettiği oylar üzerinden siyaset yapılmaz, sen kendi oylarına bak" temalı bir yazı yazmıştım.
Hatta bu yazıyı, HDP'nin çıkışına da bağlamıştım.
CHP, maalesef hem iktidarın oylarının düşmesi ile HDP'nin oylarını yükseltmesi arasında dönüp dolaştı.
Seçimden önce seçmenine sahip çıkamadı. Genel hatlarıyla sessiz kalması ve keskin bıçak gibi konuşmaması oylarını düşürdü.
HDP barajı aşsın diye sessiz kaldı...
Seçim öncesi duyduğumuz dedikodular seçim sonrası gerçek çıktı.
Seçimden sonra da CHP, iktidarın alamadığı oylar üzerinden yanlış siyasetini devam ettirdi.
AK Parti'nin düşüşü üzerine hikayeler anlattı...
Çok açık bir soru sorayım...
AK Parti’nin kaybettiği oylarda CHP'nin payı yüzde kaçtır?
Bu soruyu daha iyi kavramak için bir soru daha sorayım:
HDP'nin yükselişinde CHP'nin katkısı yüzde kaçtır?
İkinci sorunun yüzdesi her koşulda daha yüksektir.
Kendi düşüşünü bir kenara bırakıp başka partiler üzerinden hesap yapan bir partinin lideri, geçen gün bir açıklama yaptı.
7 Haziran'da seçime girmiş CHP'li adayların yüzde 99'una karışmayacağını söyledi Sayın Kılıçdaroğlu.
Sürekli başkaları üzerinden siyaset yaparsan kendini unutursun. Muhakeme yapamazsın.
Bu son açıklamanın seçim dilindeki meali açıktır:
"HDP, barajı aşmalıdır..."
Ben CHP'nin bu son seçimdeki seçmen kayıplarını dahi araştırmayacağına, anket yaptırmayacağına inanıyorum artık.
Bu inancımı Sayın Kılıçdaroğlu pekiştirdi.