Üniversitemizin BESYO Bölümüyle ilgili yazım büyük infial uyandırmış olacak ki bir haftadır aramayan kalmadı. Tebrik eden, mesaj atan, beğeni iletileri gönderen çok sayıda öğrenci, amatör camia, sporcu ve gazeteci meslektaşlarıma teşekkür ediyorum. Ancak bu yazının ardından büyük bir hayal kırıklığı yaşadığımı da belirtmeliyim. Kocaman bir devlet üniversitesiyle ilgili yaptığım eleştirilerin karşısında hiçbir savunma yapılamaması, beni Türk sporunun geleceği konusunda karamsarlığa itti.
***
Öncelikle şunu bir kez daha belirteyim. Bu kişisel bir konu ya da sorun değil. BESYO ile ilgili hepsi; gözlem, bilgi ve gerçek doğruya dayanan onca eleştirim üniversitenin ilgili birimleri tarafından yalanlanamadı. Üniversite adına mıdır yoksa içgüdüsel midir bilmem ama bir okutman, konuya kendince cevap vermeye çalıştı. Verilen cevaplar içinde; ‘biz bölüm değil, fakülteyiz. U13 ve U19 kategorileri arasında sporcu yetiştiriyoruz. BEYSO’daki yaklaşık 800 öğrenci üniversite futbol takımından yararlanıyor. Ulusal ve uluslar arası şampiyonada BESYO sporcularımız dereceler elde etti’ tarzında en ufak bir ibare yoktu. Demek ki; yazılanlar doğruymuş ki aksini savunmadınız!
***
Başka bir detay ise, yahu BESYO’da 30’a yakın öğretim elemanı var, okulun müdürü var, doçenti var, öğretim görevlisi var. Neden sadece bir okutman resmi bir ağız gibi açıklama yapma gereği duydu bunu da anlamlandıramadım. Bunu izaha gerek bir durum görüyorum. Aksi halde; BESYO içinde kendine menfi halka çizenlerin, sistemin değişmesinden korktukları için içgüdüsel bir savunmaya geçtiklerini düşüneceğim. Üniversite gibi akademik bir kurumda görev yapan birin, şahsıma yönelik ‘bunlar birileri tarafından mı yazdırılıyor’ tarzındaki altı boş ve saçma iddiası da seviyenin boyutunu gösteriyor.
Hadi şimdi ineyim seviyenize. “Kişi karşısındakini kendi gibi bilirmiş” diye güzel bir söz var. Acaba siz yıllarca birilerine bir şeyler mi yazdırdınız ya da birilerinin talimatıyla mı çıkıp konuştunuz ki beni de siz sanıyorsunuz. Köşe yazmak, gördüğümü analiz etmek ya da çıkıp televizyonda konuşmak için başkalar gibi elhamdülillah kimsenin zekâsına ihtiyacım yok!
***
BESYO’ daki bozuk çarkın onarılması halinde, sinek ikili pozisyonuna düşeceğini anlayanlar; yaptığım eleştirileri sadece futbol takımı ve Rektör Yardımcısı Davut Özbağ’a indirgeyerek konuyu kişisel tartışmaya çevirme gayreti içersine girdiler. Davut Özbağ, iyi bir anatomici, Rektör Bey’in güvendiği biri olabilir, Rektör Yardımcılığı görevini başarıyla yürütebilir ya da tersi de olabilir. Bunlar beni ırgalamaz da zaten. Ancak spor yöneticisi yetiştirip sporu; akademik bilgiyle ve içinden gelene yönettirme gayesi taşıyan birimin başında uzmanlığı farklı bir branş olan birinin olması, sizce de bir çelişki değil mi?
Velev ki burası Türkiye ve biz yaptık mantığıyla o görevde bulunuyor. O halde yanı başındaki, “padişahım çok yaşa” ekibinden bir an önce soyutlanmalı. Çünkü Özbağ’ı inanılmaz derecede yanlış yönlendiriyorlar. Eğer BESYO’da işler yolunda gitseydi, bugün her amatör kulübümüzde; antrenörlük, yöneticilik okuyan öğrencilerimiz kendilerini geliştirmek için görev alırdı. Ama ne bunu sağlayacak bir protokol var ortada ne de girişim.
Bir takımı şampiyon yapalım, kulüp başkanını ve oradaki %5’lik mutlu azınlığı doyuralım, medya yazsın çizsin, manşet atsın tüm hedefi bu BESYO’ nun? Öğrencinin kişisel gelişimi, voleybol, basketbol, tenis, badminton, hentbol… Bunların yerel liglere katılması, sporcu ve antrenör istihdam edilip, eğitilip Türk sporuna kazandırılması kimin umurunda.
***
Son bir haftadır yazılarımın arşivlerine girip, bir şeyler araştırıp aklınca çelişki bulmaya çalışanlar olmuş. Futsal ile ilgili üniversitedeki organizasyonu beğenmiş ve eklemişim 2014 Nisan’da: “Üniversiteler bu tür ekinlikleri şehir ile entegre hale getirmeli” diye. Bugün de aynı şeyi savunuyorum. Üniversite futbol başta olmak üzere her branşta yerel liglerde olmalı, şehrin spor kültürünün gelişmesi için kulüplerle ve camiayla iç içe olmalı ama yarışmacı olarak değil, eğitici olarak. Neresinde var bunun çelişki? Umarım arşivcilik yapanların yazılarım sayesinde spor kültürleri biraz artmıştır!
***
İnönü Üniversitesi Rektörü Sayın Cemil Çelik’e açık bir çağrımdır bu. Hocam; spor okuyan, yazan ve yıllarca ona hem sporculuk hem de hakemlik dönemimde hizmet eden biri olarak sizden ricam BESYO bölümüyle alakalı yanlış işleyen çarkın düzeltilmesi için harekete geçmenizdir. Bu kadar güçlü bir üniversitenin, çok değerli akademik personele sahipken çıkıp sadece amatör takımlarla yarışması, onları yenmesi ya da yenilmesi şehrimize ülkemize hiç bir şey katmaz. Malatya sporuna başarılı antrenör, sporcu, yönetici, kondisyoner, masör ve insan gücü yetiştiren bir BESYO istiyoruz.
Bu bir cevap değil!
Son 1 haftada sosyal medyadan dalkavukluk yaparcasına, tamamen birilerine şirinlik yapma amacı taşıyan, şahsıma yönelik saçma sapan, hiçbir bilgi, belge ve gerçekle bağdaşmayan şeyler yazıldı. Ama çok istemelerine rağmen hiç birine cevap dahi vermedim, vermeyeceğim.
Çünkü; Lafa bakarım laf mı diye/ Bir de söyleyene bakarım adam mı diye!