Bilindiği üzere 11 Eylül itibari ile yeni eğitim ve öğretim dönemi başlamış oldu. 6 Şubat’ta yaşanan depremlerle birlikte neredeyse yaklaşık 250 bin üzeri vatandaş kenti terk ederek farklı şehirlere yerleşti. Giden aileler içerisinde öğrenciler de vardı tabi. Kayıtlara göre 31 bin öğrenci kentten ayrıldı.
Peki neden?
Aslında sayabileceğimiz birçok neden var. Fakat belirleyici etkenlerden ikisi belirsizlik ve çaresizlik. Yani aslında şehirden ayrılan aileler ve öğrenciler işte tam da bu iki nedenden ötürü ayrılmış bulunuyor şehirden.
Evini kaybetti insanlar. Konteynerlerde yaşam mücadelesi veriyor kentin büyük bir bölümü. Pahalılık ise başlı başına ayrı bir mücadele haline gelmiş durumda. Yaşanan depremi fırsatçılığa dönüştürenler sayesinde bu yıl birçok öğrenci yeni ettiğim dönemine belki de boynu bükük başladı. Kimisi ailesini kaybetmiş olacak. Kimisi evini kimisi imkansızlıklar içerisinde oturdu sırasına. Belki de ilk hafta alamadığı okul kıyafetini haftaya giyinmek zorunda kalacak öğrenciler. Ya da öğretmenin istediği defteri boyayı henüz alamayan aileler olacak. Kısacası bu yıl imkansızlıklar ile boğuşma yokluk ile sıcak yuvasından uzak bir dönem olacak.
Devlet depremin yaralarını sarma adına vatandaşının yanında oldu. Belki de devletin vermiş olduğu imkanları dahi fuzuli kullananlar oldu. Yetinmeyenler ve fazlasını isteyenler. Kısacası devletin bazı yardımları suiistimal edildi diyebiliriz. Fakat eğitim adına belki de devlet bu yıl öğrenci başına aileler için küçük bir hediye misali ödenek ayırabilirdi diye düşünüyorum. Bütün bu sorunlara ve zorluklara karşın devletin küçük bir ödenek ile öğrencileri sevindirmesi ve ailelere öğrenci başı küçük bir hediye babında ödenek ayırması sanırım yapılabilecek en güzel şey olurdu.
İhtiyacı olan birçok aile var. Okul kıyafetinin ücreti çok gelince "neyse daha sonra gelir bakarız" diyen anne babadan tutun, istediği silgiyi aldıramadığı için ağlayan çocuklara kadar. Yaşanan Kovid-19 süreci sonrası asrın felaketi olan depremlerle birlikte eğitim kalitemiz belki de önünüzdeki yıllarda tartışılacakken eğitim kalitemizin düşmemesi adına öğrenci teşvikleri ile birlikte aileleri zor duruma sokmayacak yardımlar için geç kalınmış değil aslında.
Zor bir süreç ve bu süreci her birey ayrı bir zorluk içerisinde atlatmaya çalışacak. Uzun bir psikolojik savaş bekliyor belki de çocuklarımız ile bizleri. Ay yıldızlı bayrağımızı göklerden indirmeyecek nesil çocuklarımızdır. İstiklal Marşı’mızı haykırarak okuyup dünyaya meydan okuyacak projeler üretecek neslimiz için devletimiz ile birlikte ailelere büyük iş düşüyor. Allah herkesin yardımcısı olsun.