Hızlı adımlarla yürürken "bugün de kaçırdık" dedi arkasından gelen gence.

Neyi kaçırdığını düşünen gencin durumunu ezan sesi bozdu; Cuma Namazı'nı kaçırdığını söylemeye getiriyordu yaşlı adam.

Az sonra soluklanan yaşlı adama yetişen gencin "haftaya gidersin artık" demesi yaşlı adamın yüzünü buruşturmasına sebep olmuştu.

Haftaya da gidemem, dedi yaşlı adam. Diğer haftaya da ve ondan sonraki haftaya da gidemem, dedi yaşlı adam.

Gencin kafası karışmıştı. Daha yeni tanıdığı mal sahibinin nasıl biri olduğunu düşünürken, " Kasalar şurada, bunların hepsini bahçeye götür" sesiyle irkildi.

Malatya'ya geleli daha birkaç saat olmuşken plastik kayısı kasalarını görünce, kafasındaki soru işaretleri birden yok olmuştu.

19 yaşındaydı ve geçen yıl da çalışmaya gelmişti. Babası, annesi ve ablasıyla kayısı bahçesinde çalışmak için her yıl gelen ailesine iki yıldır eşlik ediyordu.

Bu yıl pek istekli değildi çalışmaya çünkü geçen yıl babası hiç para vermemişti. Bu yıl da vermeyeceğini düşünüyordu.

Kasaları bahçeye taşıdıktan sonra kayısı ağacının gölgesinde oturan mal sahibinin yanına yaklaştı ve kafasındaki soruyu pat diye sordu:

"Amca, Cuma Namazı'na neden gidemiyorsun?"

Yaşlı adam gülümsedi, "Gitmek istiyorum ama gidemiyorum" dedi. Gencin kafası karışmıştı ama yaşlı adam sigarasından derin bir yudum aldıktan sonra devam etti konuşmaya...

"Kayısı işi bitene kadar yani en az üç hafta cuma namazına gidemem" dedi.

Sen de kayısı işi bittikten sonra gidersin, dedi.

Giderim giderim, deyip demin bahçeye taşınan plastik kasalarını saymaya koyuldu.

Bu adam hiç Cuma'ya gitmiyor diye düşündü...

Gerçekten gitmiyordu...