İsrail’in gücü elbette ki maddiyata da bağlı. Elde etmiş olduğu mühimmatların parasız olma ihtimali Amerika’nın yeterince arkasında durmasıyla ölçülebilir.

Günümüzde olmazsa olmazımız haline gelmiş ürünlerin tamamı İsrail’e ait ve ait olmayanlar da İsrail destekçisi olması halinde İsrail olmamasının bir anlamı kalmıyor.

Ülkemizde bir kesim bu konuya oldukça ivedilikle yaklaşıyor. İvedilikle yaklaşmayanları ise haklı olarak protesto ediyor.

İvedilikten bahsederken elbette ki cebindeki parası ile kasa kasa kola alıp yere dökenlerden söz etmiyorum. Bu ivediliğe de aklı başında yaklaşanları baş üzerinde tutuyorum.

Kabul edilmelidir ki ülkemiz içinde İsrail’in parçaları, uzantıları, destekçileri, sevicileri, İsrail’in adeta kendisi var! Hangi nefis ile bir insanoğlu İsrail’i hangi sebep ile olursa olsun desteklemek ister?

İsrail ürünleri ve İsrail’e destekçi ürünleri kullanmak nasıl olur da nefse ağır gelmez? Bir içeceği, bir atıştırmalığı yememek ne kadar zor olabilir? Nasıl da nefissizleştik?

Boykotlara tepki verenlere ne demeli? Bu tepkileri verenler zaten açıkça İsrail’in bizzat sevicileri!

Gazze’den bahsedenlere ezberlenmiş cümleleri yapıştırıp gönderiyorlar: “O zaman gidin siz de Gazze’ye!” Hangi akıl? Hangi zihniyet? Hangi aklın hizmetkârları?

Boykotun sırası dünyaca ünlü, neredeyse en lüks ulaşılabilir araba markasına geldi. Bu marka geçtiğimiz günlerde İsrail’e destek veren bir derneğe aşırı yüklü miktarda yardım yaptığını açıkladı.

Onursuz, nefissiz, kursaksız İsrail sevicileri de hemen atladılar:

“Ee hadi boykotçular! Yakın o arabalarınızı da samimiyetinizi görelim!”

İsrail ve Filistin savaşı artık bir haçlı ve hilal kavgasına döndü. Ayrıca ve ayrıca şu meseleyi de göz ardı etmemek icap eder ki, Filistin’deki çocukların ölmelerini istemeyecek olanlar yalnızca insan olanlardır. Bu mesele dahi insan olmayı gerektiriyor!

Bir söz okumuştum:

“Aslında bizden de Filistinliler kadar nefret ediyorlar ancak sıra henüz bize gelmedi!”

Şu cümlenin hakikatine bakar mısınız? Aynı şahsiyetler bizim ülkemiz içerisinde de muhakkak var!

Ülkemiz içerisinde iyice parçalara ayrıldık ve bir kesim İslam’dan tamamen uzaklaşmasına rağmen Müslüman, diğer kesim yaşantısı naçizane gâvuru andırmasa da İslam’a olan hassasiyetleri onları bir kenara ayırıyor!

Nasıl da bu halde geldik? Bizi kimlerin bu hale getirdiği gayet açık.

Bu kutuplaşmanın çözülebilmesi için en temelden başlayıp, önce yetişecek olan çocukları eğitmek gerekiyor. Sonra, batıya olan hayranlığının önünü kesmemiz gerekiyor!

Bizim özümüz, fıtratımız Müslümandır! Hamurumuz İslam esaslarınca yoğurulması gerekirken başka başka insanlarla avutulup uyutuluyoruz.

Her şey eğitim ile başlar ve eğitim de ailede başlar!

Saygılar, sevgiler…