İşte futbol böyle bir oyundur…

Bazen sizin hesabınızla, bu çekici oyunun hesabı örtüşmez ve çoğu zaman anlayana oldukça güzel dersler verir.

Karabük maçı da neresinden bakarsanız bakın derslerle dolu bir maçtı.

Bir kulüp düşünün…

Hocası kaçarak şehri terk etmiş, yönetimi bu durumu düzelteyim derken her yaptığını eline yüzüne bulaştırmış, futbolcusu ise yaşanan bu olumsuzluklardan dolayı canından bezmiş durumda!

Ve bu takımı size veriyorlar, (İstemeye istemeye, güvenmeye güvenmeye) şu maçlara çıkar diyorlar.

Sizin de yok diyecek haliniz ya da lüksünüz olmadığı için el mahkûm bu kaotik ortamda pimi çekilmiş bombayı elinize alıp denileni yapıyorsunuz.

Kimden mi bahsediyorum?

Buralı oldukları için bırakın teknik direktörlüğü, adam yerine bile koymadığımız, ‘gel’ dediğimizde gelen, ‘git’ dediğimizde giden, başka teknik adamlara yapmadığımız eleştirileri, vermediğimiz akılları verdiğimiz bizim çocuklardan!

Bilmem farkında mısınız, Yeni Malatyaspor belki de tarihinin en önemli maçlarına çıktı.

Kupadaki İnegöl ve ligdeki Karabük maçlarından bahsediyorum.

Bugün bu iki maçın kaybedilmesi halinde yaşanabilecek muhtemel senaryoları düşündüğümüzde bu karşılaşmaların önem derecelerini daha iyi kavrarız diye düşünüyorum.

Velhasıl kelam, Ali Ravcı önderliğindeki Malatyalı antrenörlerin başında olduğu Yeni Malatyaspor çıktı ve bu iki maçı da kazandı.

Hem de bir teknik adamın kolay kolay cesaret edemeyeceği radikallikte adımlar atıp, adeta yeniden dizayn edilen bir takımla.

Bunları kimse konuşmayacak, eminim!

Niye çünkü onlar Malatyalı! Niye çünkü onlar her elimizi uzattığımızda kolaylıkla bulabileceğimiz yakınlıktalar da ondan!

Birileri yazının buraya kadar olan bölümünü okuduktan sonra yanlış bir anlam çıkarmadan sadede geleyim hemen:

Ben önümüzdeki Konya maçına da bu Malatyalı antrenörlerle çıkalım gibi tamamen içeriye dönük popülist bir söylemde bulunmuyorum.

Hem biz Malatyalı bir antrenörü ulusal platforma çıkararak, arkasında dimdik destek verecek seviyeye gelemedik ki hala!

Maazallah 4 maç kazanıp da beşinci maçı kaybedersen elindeki işten de olursun, kalırsın ortada.

Burası Malatya!

Burası sırf birilerine şirinlik yapmak için, ‘Niye kupa maçında Malatyalı gençlere şans vermedin’ deyip, başka teknik adamlara yöneltmeye cesaret edemediği eleştiriyi, idareten göreve gelmiş Malatyalı antrenörlere yönelttiği için zevkten dört köşe olan adamların memleketi!

O yüzden bu Malatyalık bahsini, bizim evladımız ağızlarını geçelim, zira inandırıcı gelmiyor!

Ez cümle: Bu Malatyalı çocukların (Aidiyet vurgusunu daha güçlü yapmak için çocuk dedim) kıymetini bilelim… Gel dediğinde gelen, git dediğinde giden, aldığı 3 kuruşla kulübün demirbaş listesinin başında yer alan bu adamları küstürmeyelim lütfen.

EROL HOCA VE BEKLENTİLER

Lafı eğip bükmeden bu konuyla ilgili düşüncelerimi kısa ve öz paylaşayım: Kaprisli Sergen olacağına, menajerlerin oyuncağı Bülent olacağına, elle tutulur bir başarısı olmayan Deli İbo olacağına, stajını Abdullah Avcı gibi bir hocanın yanında yapmış, pırıl pırıl, heyecanlı Erol Bulut olsun.

Malatya geçmişte Aykut Kocaman’ı, Mehmet Özdilek’i, Feyyaz Uçar’ı Hamza Hamzaoğlu’nu ve Ziya Doğan’ı da bağrından çıkarmadı mı? Adamlar burada piştikten sonra gitmedi mi büyük kulüplere?

Erol Bulut için de, Malatya için de büyük bir fırsat bu…

Umarım iki taraf da iyi kullanır bu fırsatı.