Türkiye futbol liglerinde yaz transfer sezonu bugün resmen başladı.
Birçok kulüp kadrosunu güçlendirmek için futbolcu alışverişinde bulunacak.
Bu takımların başında Yeni Malatyaspor geliyor. Yaklaşık üç sezon-dur bazıları geldi gitti. İskelet kadro korundu takviyeler yapıldı öyle ya da böyle başarılı olundu.
En önemlisi kulüp tarihinde bonservisiyle birlikte futbolcu satışları yapıldı.
Sportif başarılar
bir bir gelirken kulübe önemli ekonomik katkılar da sağlandı. Sadık, Azubuike ve Khalid bu üç oyuncunun satışından 30 milyon liraya yakın kulüp kasasına nakit girdi.
Bu üç oyuncu bizim altyapımızdan mı yetişti? Hayır.
Bu üç oyuncunun kimliğinde Malatya mı yazıyor? Hayır.
Bu üç oyuncu Malatyalı iş adamı mı? Hayır.
Bu üç oyuncu profesyonelce futbol oynayıp şehre gelir sağladı mı? Evet.
Süper Lig tecrübesi 2 yıl öncesine dayanan bir Anadolu kulübünden böylesi bir başarı elbette takdire şayandır.
Transfer tahtası kapalı, borç batağında bulunan bir kulüpten bakın bahsetmiyoruz.
Doğru hamleler, doğru tercihler ve çalışkan futbolcular hem kazanıyor hem de kazandırıyor.
Son dönemlerde parlayan bir Trabzonspor gerçeği varsa Yeni Malatyaspor gerçeği de var.
Mesele yerli-yabancı kuralı değil hemşerim, mesele gerçeği fark etmek. Dünya global bir köy.
Artık 20 yaş altı uluslar arası onlarca futbol turnuvası düzenleniyor. Yeni Malatyaspor’un işi menajerlerin şansına bırakmak yerine doğru bir Scout ekibi (futbolcu izleme) kurma vakti geldi.
Çocukluk hayali formasını giymek olduğu takıma transfer olmak isteyen futbolcuları keşfetmek lazım.
Eğer başkan Adil Gevrek “Efsane Başkan” olmak istiyorsa, Avrupa ve Güney Amerika dillerini iyi derecede bilen Scout ekibini oluşturmalı. Nasılsa en az 3 yıl daha bu kulübün başında.
Sportif başarının yanında bir de futbolcu transferi başarısını sürdürürse işte o zaman efsane olacaktır.
Kimliğinde Malatya yazmış yazmamış hiç önemli değil. Gelsin çalışsın işini doğru düzgün yapsın parasını kazansın.
BİLGİ KİRLİLİĞİ
Dış transferde birçok isim anılıyor. Her gün birileri geliyor birileri gidiyor. Her önüne gelen sosyal medyada (özellikle twitter) isim yazıp çiziyor.
Herkes takımda görmek istediği futbolcuyu gündeme getiriyor. Bu tür dedikodular özellikle transfer sezonlarında artarak devam eder.
Eskiden böyle internet siteleri vardı. Artık
twitter var. Bir de “#” bununla etiket paylaşıp yazdın mı tüm dünya seni görüyor.
Sahte hesaplar “en önce ben paylaştım”,
“ilk ben duyurdum”, “İlk benim haberim oldu” şeklinde yarışmanın derdinde. Birileri ön plana çıkmanın peşinde.
Bu yanlış algının önüne geçmek kulübün basın işleriyle ilgilenen arkadaşların.
İsimlerle anlaşma sağlandığını en son kulübün medyası paylaşıyor.
Haftalık bilgilendirmeler yapılsa, gerçeği yansıtmayan bilgiler yalanlansa ortalıkta dolaşan bütün sahte hesaplar inandırıcılığını kayıp eder.
Bu konuda söylenecek çok söz var da önümüzde yazacak çok hafta da var.
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere ;)