Zordur böylesi günlerde yazı yazmak, yorum yapmak, bir şeylerin açıklamasını yapmaya çalışmak…
Hepimizin başı sağ olsun… Yine arkadaşlarımızı, akrabalarımızı, komşumuzu, yakınımızı kısacası aynı havayı soluduğumuz onlarca insanımızı kaybettik hem de tek bir olayda…
Doğuda teröre karşı verdiğimiz şehitlerimiz, toplumsal olaylarda ‘barış’ için öldürülen birçok vatandaşımız varken, acımız bu kadar taze ve büyükken, ülkede ‘Ulusal Yas’ ilan edilmişken, maalesef hala ölü severlik yapan soysuzlarımız var bizim…
Milli maçta kendi tuttuğu kulüp oyuncusunu alkışlayan, bir başka milli oyuncuyu kendi takımından değil diye ıslıklayanlar var bu ülkede…
Başka ülkelerin takımlarıyla kendi ülkesinin tutmadığı bir kulüp karşılaşınca, sırf kendinden değil diye rakibi tutan taraftarlarımız var bizim…
Toprağa verilen her canın nüfus cüzdanında; ‘Türkiye Cumhuriyeti’ yazmasına rağmen, etnik kökenini araştırıp ona göre yas tutan var bu ülkede...
Çocuklar öksüz kalırken, anneler evlatlarını toprağa gömerken, gözyaşları sel olurken, sebepsiz yere onlarca insan patlamada, eylemde, kışlada, evinde, yolda, çocuğunun eşinin yanında öldürülürken, ’iktidar gitsin de ne oluyorsa olsun’ diyecek kadar kandan beslenen siyasetçilerimiz var bizim…
Ülke kan gölüne dönmüşken, komşu ülkelerdeki iç savaşlar ortadayken, batılı devletlerin orta doğudaki yeni sınırlar çizme hamleleri bu kadar açık ve netken, olayı cumhurbaşkanı ve başbakana mal edip, ‘devlet terörü’ diyecek kadar kendi vatanına ihanet eden sözde aydınlar var bu ülkede…
Dış mihrapların daha yakın siyasi tarihteki ülkemiz üzerindeki oyun ve senaryoları unutulmamışken, 1. Dünya Savaşı’nda vatanımızı karış karış bölme girişimleri tazeliğini korurken hala merkezi otoriteye savaş açıp, onu terör eylemleriyle zayıflatıp, yabancı devletlerin ekmeğine yağ süren kaos severler var bu ülkede…
Kaybettiğimiz her canının önce insan olduğunu anlayınca, mevlitlerde, lokmalarda, camilerde, cemlerde aynı acıyı yaşamaya başlayınca, ‘Türk müsün, Kürt müsün’ sorusunu ortadan kaldırınca, milli maçlarda hepimiz Türkiyeli olunca, hepimiz tüm ayrıştırıcı görüşleri bitirip, yeniden kardeş olunca, 1453 İstanbul, 1915 Çanakkale ruhunu yakalayınca üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir şey yok bizim…
AK Parti eleştirilmez, hata yapmaz bir iktidar değildir. Herkes; her demokratik ortamda istediği şekilde siyasetini yapar, devleti yönetmek, başa gelmek için mücadele verir. Başbakan’ı, Cumhurbaşkanı’nı beğenmeyebilirsiniz ama bunları yaparken, kimse ülkenin bütünlüğünü tehlikeye atacak eylem ve söylemde bulunmamalı.
Bu ülkede; Suruç, Diyarbakır ve Ankara’daki patlamalar, geçmiş yıllardaki İstanbul, Gaziantep’teki patlamalarla aynı şekilde okunmalı, şehit evine düşen ateş ile bir başka terör eyleminde ölenlerin acısı kıyaslanmamalı. Hepsi bizim acımız, hepsi insanlığa, hepsi ülkemizin bütünlüğüne yönelik saldırılar. İktidarda AKP olsun, CHP olsun, MHP olsun fark etmez. Ama maalesef bugün bu tablodan çok uzağız.
Üzerimizde oynanan oyun açık ve net belli. Türkiye yeni bir Irak, Suriye, Mısır’a dönüştürülmek isteniyor. Çevremizdeki ülkelerin bizim gibi sığınacakları iyi bir komşuları var. Peki ya bizim? 4 bir tarafımız kuşatıldıktan sonra, Ruslar kuzeyden, İngilizler doğudan, Fransızlar güneyden, Yunanlar egeden girdikten sonra, iş işten geçtikten sonra her şeyin farkında olmanın bir anlamı da kalmayacak artık!
Onun için; burası ‘Tek Türkiye, başka Türkiye Yok’ kıymetini bilelim…