MOTAŞ ile ilgili iki yazı yazdım.

İlki yapılan zammın yanlış olduğu ile ilgiliydi.

İkincisi ise MOTAŞ’a öneri yazısıydı.

65’lik kartların düzenlemeye ihtiyacı olduğunu ve otobüs duraklarının tekrar gözden geçirilmesi ile ilgiliydi ikinci yazım.

İkinci yazıdan sonra o kadar farklı yerlerden tepki aldım ki…

Anlatamam!

“Sen 65 yaşına gelmeyecek misin” temalı tepkiler aldım.

Bu tepkiler eşliğinde eve gidince bir tepki de eşimden aldım:

“Sana ne yaşlı insanların ücretsiz bindiği kartlardan! Senin baban da biniyor” tarzı yarım saat azar(!) yedim.

Öncelikle yapılan tüm eleştirilere sonsuz saygım vardır.

Fakat konunun riskli olduğunu biliyordum ama yine de yazmam gerektiğini düşündüm.

Yazmazsam çıldırırdım!

MOTAŞ pat diye zam yapmıştı bende doğal olarak eleştirdim.

Ve eleştirirken öneride bulundum.

Bi kere beni eleştiren herkese şunu belirteyim;

Malatya’da MOTAŞ’ın zammını bir ben eleştirdim.

İkincisi varsa görmedim.

Ama şunu da belirtmek isterim ki ben 65’lik kartlara karşı değilim.

Bu şekilde kullanılmasına karşıyım.

Düzenleme bana göre şart…

Ayrıca otobüs duraklarındaki mesafe farklarının dengesiz oluşlarına ve majör bölgelerdeki durakların yakın oluşlarına da karşıyım.

Bu duraklara da el atılması lazım…

Kısacası…

Emeklilere ve öğretmenlere zam yapacağınıza bu tür ufak müdahalelerle o zamdan vazgeçebilirsiniz, dedim.

ŞEHİTLER SAKLANIYORMUŞ!

Neymiş Afrin’de çok şehidimiz varmış ama saklanıyormuş!

Size kesin bi şey söyleyeyim mi?

30 yıldır PKK terör örgütü ile mücadele ediyoruz.

Bir gün dahi bir şehit gizlendi mi?

Şehit haberi gelir gelmez o şehir al yıldıza bürünür…

Balkonlara bakarak bilirsin…

Bayraklar asılır her tarafa…

İş yerlerinin camları bayraklarla dolanır.

Şehrin hangi tarafından girersen gir fark etmez…

Eğer o şehrin şehidi varsa daha şehre girmeden anlarsın.

Neyin saklanması…

Şehit olan canımız Mehmetçik’e gazeteciler soruyorlar, “Ailene bi şey der misin” diye…

“Beni beklemesinler” diyor.

Şehit babasına soruyorlar…

“Vatan sağ olsun. Ağlamayacağım.” diyor…

Neyin saklanması…

İnanmayın bu tür lakırdılara…