Bugün Mavi Gözlü Dev’in ölüm yıl dönümü. Ünlü şair Nazım Hikmet Ran 1963’ün 3 Haziran’ında, çok sevdiği memleketinden uzak bir yerde öldü. Biraz kırgın ama can verirken dahi umutlu. Geriye dönüp dolaşıp okumalık tükenmeyen eserler, insanı en iyi anlatan, hayatı en iyi anlatan şiirler bıraktı.
Nazım Hikmet, “İyice yaklaştı bana büyük karanlık/ Dünyayı telaşsız, rahat seyredebiliyorum artık” dizeleriyle de 3 Haziran’ı görmüştü ve “Severmişim meğer” diyerek güzel olan her şeyi severek öldü.
Ahmed Arif’in ilk şiir yılları. Yeni yeni şiir yazmaya başlamış bir şair. Her şair gibi de yolu Nazım Hikmet’in şiirlerine düşmüş. Bir süre onun kitaplarını okuyan Ahmed Arif, daha iyisinin yazılamayacağını düşünüp bir süre yazmaz olmuş. Genç şairler için de bunun böyle devam ettiği biliniyor. Bir süre Nazım Hikmet şiirleri okuyan ve onun tarzında ilerleyen yeni şairler daha iyilerinin yazılamayacağını düşünüp şiirden uzaklaşmışlar. Ta ki kendi yolunu çizene kadar.
Gerçekten de Nazım Hikmet’in çoğu şiiri şiirden öte bir yapıda, bir destan niteliğindedir. Her şiirinden onlarca güzel şiir yazılabilir.
Ve böylesine büyük şair, hayatı, memleketi, direnişi, Milli Mücadeleyi en iyi şekilde anlatan şair Nazım Hikmet, vatan haini iftiraları ile öldü. Bazen anlaşılıyor ki her devir birbirine benziyor. Her devirde insanların huyu aynı. Bugün de kendisi gibi düşünmeyen birçok insana vatan haini deyip geçiyor insanlar. Anlaşılan yıllar önce de durum pek farklı değilmiş ama Nazım cevabını “Vatan Haini” şiiriyle vermiş.
Hep umutla bakmış hayata Nazım Hikmet yaşadığı onca şeye rağmen hep bir umudu varmış içerisinde.
“İşler atom reaktörleri işler/ Yapma aylar geçer güneş doğarken/ Ve güneş doğarken ben bir geceyi/ Bir uzun geceyi gene uykusuz/ Ağrılar içinde geçirmişimdir/ Düşünmüşüm hasretliği ölümü/ Seni memleketi düşünmüşümdür/ Seni memleketi ve dünyamızı/ İşler atom reaktörleri işler/ Yapma aylar geçer güneş doğarken/ Ve güneş doğarken hiç umut yok mu/ Umut umut umut/ Umut insanda” diyerek bir kez daha anlatmış her şeye rağmen içerisinde barındırdığı umudu.
“Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni ve de uyarına gelirse, tepemde bir de çınar olursa taş maş da istemez hani” demiş Nazım Hikmet. Her ne kadar vasiyetini gerçekleştirememiş olsak da biz onu anlayanlar olarak yazdıklarıyla, kendi memleketinde var etmeye devam edeceğiz onu. Önemli olan da bu.