Depremin üzerinden bir yıldan fazla bir zaman geçti. Yeşilyurt ve Gündüzbey’e baktığımızda depremin ilk günlerinden kalma bir yer gibi duruyor. Malatya için çok değerli olan ve aynı zamanda tarihi evlerin, konakların da bulunduğu bu yerler kaderine terk edilmiş durumda.
Depremin üzerinden bir yıldan fazla bir zaman geçti. Yeşilyurt ve Gündüzbey’e baktığımızda depremin ilk günlerinden kalma bir yer gibi duruyor. Malatya için çok değerli olan ve aynı zamanda tarihi evlerin, konakların da bulunduğu bu yerler kaderine terk edilmiş durumda.
Her Malatyalı bilir; eski Yeşilyurt’un temiz havasını, bahçelerini, yeşillerini ama bu Yeşilyurt o eski Yeşilyurt değil. Malatya’da eski Malatya değil ama en azından yıkılan binalar kaldırılıyor, hasar gören binalar bir şekilde onarılmaya çalışılıyor. Yeşilyurt’a baktığımızda ise eski filmlerdeki terk edilmiş kasabalar gibi duruyor.
Yeşilyurt ve Gündüzbey Malatyalılar için önemlidir ama benim için ayrı bir önem taşıyor ya da taşıyordu diyelim. Ben liseyi Yeşilyurt Kolukısa Anadolu Lisesinde okudum ve lise çağlarım Yeşilyurt’ta geçti. Halen en yakın arkadaşlarım liseden, Yeşilyurt sokaklarında beraber gezdiğimiz, son harçlıklarımızla Yeşilyurt’un çay bahçelerinde çay içtiğimiz arkadaşlarımdır.
Toplu olarak okulu astığımızda bile Yeşilyurt’un dar sokaklarında gezerdik. Biz Yeşilyurt’u, bahçelerini, yokuşlarını çok severdik. Şimdi dönüp baktığımda, o gezdiğimiz sokaklar darmadağın olmuş. Yıkılan evler kaldırılmamış, kaderine terk edilmiş duruyor. Malatyalıların şehirden uzaklaştığı, nefes aldığı yerler, nefes alınamayacak hale gelmiş.
Şimdi Yeşilyurt ve Gündüzbey’e ne olacak? Eski haline dönemeyecek olsa bile bir şeyler yapılmalı. Ne kadar geç olsa o kadar güç olacak.