Her duruma karşı insanın bir duruşu olmalı hayatta. Sabit, kişiye göre değişikliğe uğramayan bir duruşu. Herkes için aynı ve dosdoğru olmalı insan. Yalanlarla daha da berbat edilmemesi gerek şu kısa hayatımızın. En onurlu şekli de budur zaten. Gerçek dışı hayatların içerisinde bir nebze yaşadığımızı hissedebilmek için.

Hepimizin az çok bir anlam arayışı var bu dünyada. Her birey kendisine ait bir pencereden bakar yaşananlara. Günümüzde her ne kadar boyamış olsak da bu pencereleri, içten içe biliriz asıl renklerini. Belki itiraf edemeyiz, belki korkarız gerçeklerin sadeliğinden fakat ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi.

Bizim gibi sayısız insanın gelip geçtiği, milyarlarca varlığın dönüp dolaştığı bu yerde kendimiz olabilmek için gerçek, “diğerleri ne der?” diye düşünmeden özgür olmalıyız. Bu kadar az misafir kaldığımız bu yalan, bu yaşanası dünyayı, öküzün boynuzlarında zannetmemek için önce kendimiz doğru olmalı, basit bir iş olsa bile alabildiğine gerçek kalmalıyız. Farkında olmalıyız.