Malum transfer sezonuna girdik.

Aslında “yalan haber” sezonu demek lazım!

Bu bir ayda kimin kime gideceği, kimin takımdan ayrılacağı okuduğunuz haberlerden değil futbolcunun attığı imza gününe bakmak lazım.

Yerelden bahsetmiyorum…

Adamlar televizyon programında iki saat bir futbolcunun bir takıma geleceğini konuştu.

Ertesi gün o kulübün başkanı “ben görüşmedim” dedi.

Kimin doğru söylediği de meçhuldür bu “bomba haber” döneminde…

Ben bu transfer döneminde kapalı devreye geçiyorum.

Yeni nesil anlasın diye açık yazayım;

Offline oluyorum!

DOĞRU HABER

Bu milenyum çağda saniyede sayısız haber uçuşurken haberin kaynağından çok haberin başlığına ve spotuna bakan milyonların haberi çek etmesi artık beklenmiyor.

Koca koca internet sitelerinin de yanıltıcı başlıkla haberi okutmaya çalışması bundan.

Sorgulamıyoruz maalesef!

Sorgulamadığımız gibi habere tepetaklak atlayıp o yalan haberi yayıyoruz!

Tüm sosyal mecrada her gün bi şeyler paylaşıyoruz.

Çoğu zaman sadece başlığa bakarak paylaşımlar yapıyoruz!

Doğru haberi anlamanın dünyada bilinen birkaç kuralı var.

Birincisi haberin hangi yayın kuruluşunda çıktığı…

Yani bilinen bir internet sitesi de olabilir bir gazete de olabilir.

Haberin doğruluğu sadece bu birinci kural ile olmaz.

Eğer o haberin sadece başlığını veya spotunu okursanız haberin doğruluğunu anlayamazsınız.

Haberin içinde “kaynaklara” bakmak lazım…

Artık bir dünya gazetesi olarak bilinen Newyork Times bir haberin haber olması için en az iki kaynağa dayandırılması kuralını işletmektedir.

Hadi biz sağlam bir “kaynak” diyelim…

Tamamen “kaynaksız” haberlere şüphe ile bakmak gerekir.

Bu konu uzun ama sosyal medyada her paylaşılan haberlere kendi ideolojimize yakın diye paylaşmayalım.

Bilmeyerek de olsa yalana alet olmamalıyız.

O yüzden bi zahmet paylaştığınız haberleri okuyunuz.

SINAV

İlkokul 1’e giden bir çocuk babası olarak eğitim sisteminin ilkokuldan başlayarak kötüleştiğini artık idrak ettim.

Yazacak bi ton şey var ama…

Bugünlük sadece şunu yazayım…

Okumaya daha geçmeyen bir çocuğa sınav yapmak demek yamaç paraşütü olmadan bin iki yüz metreden bir sporcuyu korumasız atmak demek gibidir.

Ölümcüldür.

İki kere ikinin dört etmesi kadar açıktır.

Gerçekten çok yazık!