Doğruları söylemek ya da yanlışları görmek için muhalif olmaya ya da olmamaya gerek yok.

Asgari vicdanı olan, adalet duygusu taşıyan, insanlığını kaybetmeyen herkes hakikati söylemeli, görmeli.

Söylemiyorsa, görmüyorsa ya vicdanı körelmiştir, ya menfaatpersttir, kişiliğini, kimliğini kaybetmiştir.

İnanın hakikati görmek için çok fazla bir çabaya da gerek yok, çıplak gözle, kirlenmemiş bir gönülle hakikati müşahede edebilirsiniz.

Bu dünyanın en huzurlu insanı hakikatşinas olan, adaleti ayakta tutan, zulme, haksızlığa, torpile, adam kayırmaya karşı durandır.

Bütün bu ‘ulvi değerler’ dinimizin bizlere önemle tavsiye ettiği öğretirlerdir.

Şüphesiz Allah size emânetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adâletle hükmetmenizi emrediyor. Böylece Allah size ne güzel öğüt veriyor! Doğrusu Allah her şeyi hakkiyle işiten, kemâliyle görendir. Nisa, 58.

Toplumu ayakta tutan en önemli unsur adalettir. Büyük İslam sosyoluğu İbni Haldun bu hakikati şu şekilde dile getirmektedir: Adalet duygusu en ilkel toplumlarda dahi din duygusunda önce gelmektedir.

Adaletin en çok olması gerektiği yer ise devlet yönetimi ve devletin işleyişidir. Devletler ancak adaletle ayakta kalır, zulüm ve haksızlıkla da zeval bulurlar.

Bazı İslam Alimleri adaletin devletlerin işleyişinde ne kadar önemli olduğunu çok güzel bir karşılaştırmayla bizlere anlatırlar : Allah, kafir ama kendi aralarında adaletli olan devletlere ,yönetimlere uzun süre yaşama ve devam hakkı verir ama müslüman olup da birbirlerine zulmeden, haksızlık yapan İslam devletlerine uzun süre yaşama hakkı vermez, onlara zeval verir, yok eder.

Peygamberimiz de Allah’ın özel misafiri olan yedi sınıf insandan bahsederken onların başında ‘ adaleti yönetici ‘ olduğunu belirtmektedir. Yine Peygamberimiz, kendi çocukları arasında haksız paylaşım yapan bir babanın Peygamberimize gelip onun da bu paylaşıma şahit olmasını istediğinde Allah Resulü ona : Allah’ın razı olmadığı bu paylaşıma şahit olmaktan Allah’a sığınırım’ diyerek adaletin ne kadar önemli olduğunu biz ümmetine göstermiştir.

İnsanlar bizim namazımıza, haccımıza bakarak bizleri değerlendirmeyecekler, bir müslüman olarak varsa dini bir ‘temsileyet’ iddiamız öncelikle muamelatımıza, ahlakımıza, adaletimize göre bizleri değerlendirecekler.

Peygamberimizin Cahiliyye dönemindeki ‘Erdemliler Birliği’ni övmesinin altında yatan temel neden; haksızlığa, zulme, o şehire dışardan gelen tüccar yada yabancıların hakkını yerlilerin hakkını koruduğu gibi koruduğundan dolayıdır.

İnanın İslam bütün bunları bizlere vaad etmiştir, ama biz İslam’ı hep istismar ettik, çıkarlarımıza alet ettik.

Bu ülkede en çok; İslam, Kemaliz ve Milliyetçilik istismar edildi.

Bu istismarı yapanların karakteristik yapısı hep aynıdır; konjonktüreldirler, çıkarcıdırlar, iftiracıdırlar, sesleri çok çıkar, hep ötekileştirirler.