Bi şeyler anlatmaya çalışırken kullanmış olduğumuz dilin sertliği her yazar için farklı olabilir.
Yazılarımı sert bulanlar da olabilir…
Çünkü bunu bilerek yapıyorum…
Fakat bu sert üslubumu beğenmeyenlerde olabilir, ki bu da doğaldır.
Doğal olmayan ve sırıtan yorum ise;
Yazının içeriğinden çok yazının şekline takılanlar, kısmı…
Bu kısma takıldığın zaman yazının ne anlatmak istediğini kavrayamazsın.
Kafka’nın dediği gibi, “Anlaşılmak istiyorum çünkü abartıyorum” da demiyorum aslında.
Tam aksine abartmadan sert bir dille anlatmak istiyorum sadece.
Olayı abartmadan insanları heyecanlandırmak istiyorum. Okuyucuya farklı bir boyut kazandırmak istiyorum.
Girizgâhın sebebi Türkiye İstatistik Kurumu’dur.
Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı Malatya Bölge Müdürlüğü’nden geçen gün yazdığım yazı ile ilgili bir cevap metni elime ulaştı.
TÜİK’in yapmış olduğu bir ankete katılmadığı için bir vatandaşa 1.200 lira ceza kesilmesi yüzünden biraz da ironik bir yazı kaleme almıştım.
“TÜİK yazılır, TCKK diye okunur!” başlıklı yazımı 13 Şubat’ta yazdım. Bana ulaşan cevap metni 16 Şubat’ta postaya verilmiş. Zaten iki gün hafta sonuna denk geldiği için yazıyı görür görmez cevap yazmış TÜİK Malatya Bölge Müdürlüğü…
Sırf bu duyarlılığından dolayı TÜİK Malatya Bölge Müdürü Hüseyin Avni DIZMAN’a teşekkür ediyorum.
Örnek alınası bir durum çünkü… Diğer kurumlara duyurulur!
Gelelim cevap metnine…
Yedi başlıkta cevap verilmiş…
Öncelikle Murat Yalçın’a çalışma öncesi mektup gönderilmiş ve anketörün evini ziyaret edileceği bildirilmiş mektupta. Sonra anketör evini ziyaret etmiş. Ziyaret esnasında çalışma hakkında bilgilendirilmiş ve tüm yasal süreç ilgili kişiye yani Murat Yalçın’a anlatılmış.. Ancak buna rağmen anketi cevaplamayı ret etmiş. Söz konusu çalışmada imza atma zorunluluğu bulunmadığından bu yönde bir talepte bulunulmamış. Bunun üzerine yine yasal gereklilik olarak ilgiliye uyarı yazısı yazılmış ve 7 gün ek süre verilerek soru formunun doldurulması istenmiş…
En sonunda herhangi bir dönüş olmadığı için idari para cezası uygulanmış… Hatta aynı tutanakta Sulh Ceza Mahkemesine itiraz edebileceği de belirtilmiş.
Bu cevap metni elime ulaştıktan sonra Murat Yalçın’ı aradım. Cevap metninin içeriğini aktardım ve şu soruyu sordum çünkü yazımın teması “kandırılmak” üzerineydi:
Size kâğıdı imzalamanız lazım, dendi mi? Aynen şu cümleyi kurdu:
“Soruları dolduracaksın sonra altına imzanı atacaksın, atmazsan ceza keseceğiz”
Bi soru daha sordum Murat Bey’e…
Murat Bey, niye soruları doldurmadınız ki?
“Bilseydim doldururdum, güvenemedim, korktum dolandırılacağım diye…”
Önceki yazımda dediğim gibi, kanun bu yüzyıla uymayan ve insan haklarına aykırı bir kanundur. Ama yazımın teması, vatandaşın anketöre güvenememesi idi. Murat Bey de halen aynı fikirde, çünkü anketöre güvenmediği söylüyor.
Murat Yalçın’ı tanımam ama yazının başında dediğim gibi yazı üslubum bazı insanları kızdırabilir.
Bu kızgınlık beni ilgilendirmiyor ama ilgilendiren tek şey yazının içeriği…
Bu arada TÜİK Bölge Müdürlüğünün söz konusu çalışma ile ilgili toplam 1311 cevaplayıcı ile görüşüldüğünü ve sadece Murat Yalçın’a ceza kesildiğini de aktarayım.